GeriŞenay Tanrıvermiş Hangi Jüriyi Neden İzliyorsunuz?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Hangi Jüriyi Neden İzliyorsunuz?

Türkiye televizyonları harıl harıl, hiç yılmadan, durmadan az sonra filan değil hemen şimdi sabahtan akşama, akşamdan sabaha arıyor da arıyor. Televizyonlar kanalına göre star arıyor, dansçı arıyor, aşçı arıyor, oyuncu arıyor.

Türkiye televizyonları harıl harıl, hiç yılmadan, durmadan az sonra filan değil hemen şimdi sabahtan akşama, akşamdan sabaha arıyor da arıyor.

Televizyonlar kanalına göre star arıyor, dansçı arıyor, aşçı arıyor, oyuncu arıyor.

Daha bitmedi; hasretini çekmişlere, tazeyken dul kalmışlara, alı gülü solmuşlara koca arıyor.

Bu da yetmiyor; 75 yaşındaki nur yüzlü, iki emekli maaşlı, özel sigortalı, gecekondusu kombili ve arka banyodan uzanınca komşunun plastik gölet görünümlü evi olan, ilkokul terk hacı delikanlıya bakire kız arıyor…

Yemin ediyorum aranıyor olabilirsiniz.

[fotogaleri=106]

Yahu beni kim arar, kim sorar?” demeyin. Belki de tam olarak siz aranıyorsunuz da haberiniz yok! Zaten öyle çok özel bir kriter yok, ama olmazsa olmaz bir altın kural var ki tüm yarışmalar için geçerli. Terbiyeli olmalısınız, saygılı olmalısınız, jüriye hayran olmalısınız…

Örneğin sizi aşağıladılar diye bozulmayacaksınız, işte o zaman fena bozarlar. Elbette alay edecekler, hor görecekler, eğlenecekler ve yeri gelecek sizi ezecekler, büzecekler, yerden yere vuracaklar, paramparça edecekler, falan filan…

Böyle ufak tefek şeylere bozulup da hemen jüriye cevap yetiştirmeler, yüzünü ekşitmeler, diklenmeler, isyanlar, söylenmeler format gereği yanlıştır, konsept açısından terstir, televizyon inanç ve ahlakında yeri yoktur. Çünkü program gereğidir, hatta yeni anayasanın yenilenecek maddelerinde bile yeri yoktur. Değişmezler değişmeyecektir.

Ayrıca medya krallığının Hıristiyan ve Müslüman alemin de yeri vardır; jüriye karşı terbiyeli ve saygılı olacaksın. Yani baştan altını çizerek, parmak basarak ve buraya tuşlayarak yazıyorum: jüri ne derse desin teşekkür edin, nisan yağmuru misali çok şükür deyin, onlar sizi bozdukça siz düzelin. Herkes sizin ne kadar saygılı ve terbiyeli olduğunuzu görsün.

Ay vallahi şu yaz günü biri bir asilik yapacak diye aklım çıkıyor. Ben ki türünün tek cinsi olarak kendimi TVkolog ilan etmişim, üzerime vazife bilmişim, yememişim, içmemişim, bahçeye inmemişim, hepinizin yerine yaz günü balkona çıkmamışım. Oturmuş, kalkmış, yatmış ve yan gelmiş televizyon izlemişim…

Ne yani siz kalkın jüriyle zıtlaşın diye mi?

Bakın elenirsiniz, sonra yeryüzünün ilk ve tek TVkologu Şenay söylemişti der, dövünürsünüz, yanarsınız ama nafile.

Bu hafta sizlere Star Akademi yarışması için bazı altın öğütler, bakır, gümüş, teneke bilgiler ve olaylara üstten ve alttan, sağdan soldan geniş açı perspektifler sunuyorum. Ah ben daha ne yapayım? Gidip sizin yerinize yarışamam ki! Sevgili yarışmacı iyi oku, gerekli yerlerde not al, altını çiz, ezber yap! Buyrun efendim;

Mesela konu örneği yarışmamız Star Akademi de her hafta yapılacak elemede, o haftanın en zayıf 4 yarışmacısı jüri tarafından belirlenecek ve bu 4 yarışmacının gözünün üstünde kaşının olmasından tabii ki yarışmacı mesul olacaktır.

Kıyafetler, saç, makyaj, şarkı ve diğer tüm konuları TV akademisinin değerli uzman kişileri belirleyecek ve yarışmacılar üzerinde uygulayacaklar. Tabii jüri beğenmezse ve siz orada kalkıp ‘Ben seçmedim, onlar verdi, onlar yaptı, onlar dedi’ derseniz bittiniz.

Kaldı ki jüri ne yapsın en az 4 yarışmacıyı beğenmemek zorundalar, vallahi ben onlara daha çok üzülüyorum ‘Ben böyle değildim yarışırken oldum’ diye mızmızlanmanın bir anlamı yok.

Bu danstan çarksızfeleğe, bilgi yarışmasından aşçılığa, oğluma gelin bakıyorumdan moda programına, artist okulundan kutuma gitmek istiyoruma kadar hepsinde aynıdır efendim.

Her fani TV izleyicisi bilir ki ne jürinin ne de programcının hikmetinden sual olunmaz; Allah zaman zaman insanı şeytan haline, şeytanı da insan haline kor. Karşınızda ülkemizin en en en zirve, doruk ve yüksek sosyetesinin üst kattakileri var.

Oscar Wilde amcamız der ki; “Yüksek sosyetede kişileri ilginç yapan maskedir, maskenin arkasındaki gerçek değil. Kimseyi anlamaya ve kendiniz olmaya kalkmayın.”

Ayrıca örnek yarışmanın jürisi yufka yürekli, iyi kalpli ve ağzına kadar tepeleme vicdan dolu bir ekipten oluşturulmuştur. Kimselere kıyamıyorlar ve onların durumu sizinkinden de zor. Hatırlatrım elemek istemiyorlar ama vazifeleri elemek. Sizi eve mi götürsünler yani?
Her ne kadar Nietzche ‘Kendinden hiç söz etmemek çok soylu bir ikiyüzlülüktür’ dese ve siz kendinizi göstermek için çıksanız da siz siz olun kendinizden bahsetmeyin ey yarışmacı. Ekrana çıkıp yokmuş gibi davranmaya çalışın. Ezilin, içinize çekilin, büzüşün, kaybolmaya çalışın, yani saygılı olun azıcık.

Ay vallahi ben ne desem nafile, siz illa ki jüriye yan bakacaksınız, dediğim dedik çaldığım düdük diyeceksiniz, taşı gediğine oturtacaksınız…

Aman laf yetiştirin de başınız göğe ersin, tabii kendi evinizin göğünde. Ben yüzünüze söylemek ve sizi utandırmak istemiyordum ama dayanamayacağım artık; sizi değil biz zaten jüriyi izliyoruz.

Bakalım ne diyecekler, kızacaklar mı, sevecekler mi, sizi başımıza vezir mi edecekler, yoksa rezil mi edecekler?… Yani siz de kendinizi gerçekten nimetten sayıp havalanıyorsunuz ama çok havalanınca çakılanları çok gördük.

Vallahi ben Sertap nasıl bu kadar güzelleşti merakıyla ve demek ki bana da bir çare bulunabilir umuduyla izliyorum.

Oğlum İngilizcesini ilerletmek için Ajda’yı izliyor. Süperstarımız Türkçeyi öyle güzel İngilizce konuşuyor ki bayılıyoruz.

Ertuğrul Özkök hiç kimsenin aklına gelmeyen ve gelemeyecek en farklı bakış açısıyla bizi yine nasıl şaşırtacak diye bekliyoruz. Size ne diyecekler diye sizi izliyoruz.

Siz hangi jüriyi neden izliyorsunuz? 

False