Küçük bir özgürlük hikayesi

Uyandı ve gözlerini açtı. Derin bir nefesle hayatta olduğunu hatırladı. Bunu farkındalıkla ve doğal ve istemsizce yaptı.

Haberin Devamı

Şu anda neysen, ancak o olabilirsin.
Başarı tam burada! Mutluluk tam burada!
Olmak istediğin şeyi şimdi ol!
Özgürlük tam burada! 

Stefano E. D'Anna

Uyandı ve gözlerini açtı. Derin bir nefesle hayatta olduğunu hatırladı. Bunu farkındalıkla ve doğal ve istemsizce yaptı. “Bakalım yaşıyor muyum?” gibi bir soru sorarak değil…

Perdeyi araladığında gözüne vuran sarı saçlı güneş bir kat daha ispatladı ona; yaşamını ve yaşamın içinde var olduğunu. Bu sabah ilk karşılaşması gri elbiseli bulutlarla olsa da, yine anlayacaktı aynı şeyi… Fark etmezdi… Önemli olan güneşe ya da buluta bakmak değil, bakabilecek bir gökyüzüne sahip olmaktı ve bunun farkında olmaktı çünkü.

Sarı saçlı neşeli güneşe “günaydın” dedi içinden. Camının önündeki kayısı ağacının ince dallarını titreten serçelerin sabah senfonisini duydu ardında. Sanırım ilk kez şahit oluyordu bu sanat eserinin notalarının zarafetine ve serçe orkestrasının her bir bireyi arasındaki şakalaşma dolu uyuma.

Haberin Devamı

Yüzünü yıkamak için lavabonun karşısına geçti. Sanki karşısında duran kendinden başka bir insanmış gibi, kendi yüzünün aynadaki aksine uzun uzun dışarıdan baktı ve “günaydın, seni ne kadar sevdiğimi biliyor musun?” diye fısıldadı. Aynadaki kendi, masum bir gülüşle yanıt verdi. Küçük, masum, sessiz ve bu sözü duymaya nasıl da ihtiyacı olduğunu dışa vuran bir gülümsemeyle…

Yüzüne vurduğu serin su ile küçük hücrelerinin canlanışına şahit oldu. Kıpır kıpır kıpırdanışlarını ve yaşam sevinçlerini hissetti içindeki parçacıkların.

Oysa çok değil, daha dün gece, birçok insanın sarsılacağı boyutta, “görece” kötü şeyler yaşamıştı. İstese yataktan bezgin, bitkin, mutsuz ve umutsuz kalkabilirdi. Hatta kalkmayadabilirdi.

Ama tercih etti uyanmayı!

Sırtında tortu biriken kefenin altına bir süre önce açtığı delikleri fark etti sonra. Başta toplu iğnenin minik ucu genişliğinde idi delikler. Zaman içinde büyümüş açılmış, genişlemişlerdi. Tortular o deliklerden süzülüp akıyordu artık. Dağların arasından aşağı sürtünmesizce süzülen nehirler gibi… Küfenin içinde yalnızca yaşananların, anıların, ilişkilerin bilgisi, deneyimi ve değerleri kalıyordu. “Bugüne” taşınacak, taşınmasına gerek duyulacak duygu ya da durum yoktu artık.

Haberin Devamı

İlk kez bu sabah tüm bunları, bilmenin ötesinde, istemsiz ve bilinçdışı bir bilinçle, tam gereken anda ve doğru zamanda, tam da olması gerektiği gibi an be an farkındalıkla yaşamakta olduğunu fark etti.

Evet… sadece şu an vardı.

Olanların farkındaydı. Dün yaşadığı keder ve acı yanındaydı.

Doyasıya yaşadı onları.

Ama şu an… Yepyeni bir andı. Yanında, içi deneyimler, anılar, çıkarılan dersler, fark edilen değerlerle dolu küfesi, içinden olağan bir şekilde akan saf bir mutluluk vardı.

Yazarın Tüm Yazıları