GeriSelahattin Anatürk Hedefe ulaştıran gizli güç
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Hedefe ulaştıran gizli güç

Hedefe ulaştıran gizli güç
Abone Olgoogle-news

Güdüleme, bir iş ve eyleme kalkışmayı, katılmayı ya da bir işlemde başarılı olmayı kolaylaştırıcı öğeler yoluyla sağlanan eğilim kazandırıcı, ödüllendirici, özendirici ve yönlendirici çaba olarak ifade edilir.

Aynı zamanda güdüleme, diğer bir insan davranışını etkileme veya davranışını değiştirme ve yeni bir davranışta bulunmasını sağlama sürecidir.

Unutmamalıyız ki bireyin öğrenme sürecinde güdülenme bir ön koşul görevi üstlenir. Öğrencinin başarabilirim, öğrenebilirim ve bu işi yapabilirime yönelik güdülenmesi, profesyonel eğitim programlarında önem taşıyan bir husus olarak karşımıza çıkmaktadır.

Güdü ve güdülenme kavramı psikolojinin keşfetmiş olduğu ve eğitimde de yer eden önemli kavramlardan biridir. İnsanların ve hayvanların davranışlarının altında güdüler yatar. Güdüler ya içinde bulunduğumuz süreçte bilinen ve kolaylıkla anlaşılabilen, ya da henüz pek açık seçik anlaşılamayan türden olabilir. Nerede olunursa olunsun ve ne yapılırsa yapılsın, her davranışın altında bir güdü veya güdüler silsilesinin yattığı unutulmalıdır.

Öğrencileri güdülemek için öğretmenlere öneriler

Güdülenmede, hedefi görmek ve benimsemek önemlidir. İnsan hedefini kendisi belirlediğinde hem hedefini iyi tanır hem de tüm gayreti ile hedefine ulaşmaya çalışır. Öğrenmede, hedef davranışların konulması, hem ulaşacağı hedefi algılamasını hem de benimsemesini sağlamaktadır. Bu durumda öğrenen, hedefine ulaşmak için tüm gayretini ortaya koyacaktır.

Güdüleme yöntemlerinden biri, öğrenilecekleri bir sorunla ilişkilendirmektir. Sorun olmayınca değişim güdüsünü gözlemlemek zorlaşır. Uygulama şansı olmayan edilgen öğrenmeler, güdüleme bir yana, öğrenmeye bile engel olur. Bu aşamada başarısızlıktan korkmamayı vurgulama, onu yüreklendirme, özellikle çekingen öğrencileri güdüleyebilir. Herkesin yanlış yapabileceği, önemli olanın yanlışlardan ders almak olduğu düşüncesi hem öğrenci hem de öğretmen için çok önemlidir.

Bir diğer konu başarı güdüsünün diğer güdüler arasında ilk başta yer almasıdır. Bu süreçte öğretmenin, en alt düzeydeki öğrencilerin bile yanıtlayabileceği kolay sorular, kolay eylem durumları oluşturarak, bu öğrencilerin yapmasına, yanıtlamasına olanak vermesi çok önemlidir. Fakat bu çok ince bir çizgidir. Öğretmen bunu yaparken, öğrenci düzeyinin çok altında, onunla alay eder anlamda soru ve çalışmalar seçmemelidir. Başarıyı tadan öğrenciler yeni başarılar arayacaklardır. Çok güçlü olan başarı güdüsünü öğretmen her öğrencisi için mutlaka sık sık kullanmalıdır.

Öğretmen öğrencisini güdülemek için sözel övgü kullanabilir. Her öğrencinin övgü alacak bir davranışı vardır, öğretmen bunu gözlemlemeli, görmeli ve görüp beğendiğini belli etmelidir. Övgü başarı ile ilişkilendirilmelidir. Gerektiğinde ve doğru zamanda kullanılmalı, bunun dışında kullanılmamalıdır.

Güdülemede konunun ilginç ve yeni yöntemlerle sunulması da önemlidir. Aynı yöntem ve tekniklerin sürekli kullanımı öğrenci ilgisini azaltır. Öğretmen konunun sunulmasında değişik yöntem ve teknik kullanmalı. Ayrıca, materyal kullanarak yöntem ve teknikleri desteklemelidir.

Bir diğer güdüleyici ödüldür. Ödül, bir çabanın sonunda ulaşılabilecek hedef olarak güdüleyici olabileceği gibi ödülün tamamı veya bir kısmı peşin verilerek de güdü sağlanabilir. Ödül ve ceza kullanımına ilişkin farklı yargılar, duruma göre ödül ve ceza seçimini anlatır. Öğretmen, bir durumda, amaca en uygun olanın seçilmesinde dikkatli olmalıdır. Ödül yalnızca kazanana verilmemeli, başarısı düşükler için başarı şansı yaratmalıdır. Bu yolla bazı öğrencilerin sürece olumlu anlamda dâhil olması ve başarıyı tatması için olanak sağlanmalıdır.

Öğrenci ilgi ve yeteneklerini tanımıyorsa ve bunları deneyip görme fırsatı, cesareti bulamamışsa, yapamayacağı düşüncesine kapılabilir. Dahası, nelerin yapılabileceği veya nasıl yapılabileceği konusunda ön bilgisi yoksa herhangi bir girişimin yapılabileceğini, yapılması gerektiğini bilmeyebilir. Bu konuda öğretmene düşen, onun kendini, yeteneklerini deneyerek güçlerinin farkına varmasına, bu güçleri kullanacak alanları tanımasına yardımcı olmaktır. Tabii, deneyerek yeteneklerinin farkına varma, öğrencinin başarabileceği etkinliklerde olmalıdır. Öğretmen bunu garanti altına almalıdır. Aksi halde, güdülenme yerine, öğrenci bir daha girişimde bulunmamayı seçebilir.

Öğrenilenlerin ne işe yarayacağı öğretmen tarafından açıkça ve somut olarak gösterilebilirse, öğrenci pratik yararlılığını gördüğü bilgi ve becerileri öğrenmeye güdülenecektir. Bazı bilgilerin pratik yararlılığı kolayca görülebilir ve yakın zaman içinde sonuç verebilirken, bazılarının yararlılığı birkaç adım sonra veya dolaylı olarak gerçekleşebilir. Öğretmen özellikle, birkaç adım sonra veya dolaylı olan bilgiler için öğrencilere somut örnekler vermeli, bunların görülüp anlaşılmasına yardımcı olmalıdır. Örneğin, bir listeyi ezberlemektense, günlük hayatta nasıl kullanabileceklerinin öğretilmesi gerekir. Anlatılan konunun okul içinde ve okul dışında, öğrencilere nasıl yararlı olabileceği anlatılmalıdır. Öğrenilecek olan konu ile önceki öğrenilenler ilişkilendirilmelidir.

Öğretmenin görünüşü, konuşması, davranışları, inandırıcılığı, konusuna verdiği değer, öğrencileri etkiler. Bu etkinin olumlu olması için öğretmen temiz ve sade giyinmeli, inandırıcı ve gerçekçi konuşmalı, davranışları tutarlı, çabaları istekli, kendini işine adamış, işini ciddi ve titizlikle yapan bir birey olmalıdır.

Öğrenciler, işe yaramaz olduklarını ya da tehdit edildiklerini hissettiklerinde iyi performans gösteremezler ya da iyi düşünemezler. Öğretmenlerin öğrenci ile geliştirdiği ilişki, kolaylaştıran ve rahatlatan biçimde olmalıdır. Öğrenciyi onurlandıran bir söz ya da ses tonu, bir bakış, omuza bir el dokunuşu. Bunlar önemsiz gibi görünebilir, fakat öğrenme üzerinde etkisi çok büyüktür. Kısacası bu süreç kişinin davranış, duygu ve düşüncelerini yargılamadan onun kişisel bağlamı içinde anlamayı gerektirir. Ve bunun anahtarı da empatik dinlemedir. Bu nedenle öğretmen, başkasının değer yargılarını kavramakta usta olmalıdır. Öğrencinin söylediklerini onun gözüyle anlamaya çalışmalıdır.

Koronavirüs (COVID-19) salgını sebebiyle ara verilen eğitim ve öğretime uzaktan öğretim şeklinde devam edilen bu süreçte, öğrenci ve öğretmen arasındaki bağın öneminin daha iyi anlaşıldığı görülmektedir. Özellikle bu süreçte öğretmenin kendisini dinlediğini, güdülediğini bilen ve hisseden öğrenci, kendi öğrenme hızı ve biçimine uygun öğrenme olanağı ve ortamı sağlandığında, öğrenmenin yaşam boyu devam eden bir süreç olduğunu unutmayacaktır.

 

False