GeriSedef Batı İnternette uzuneşek oynayan nesil
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İnternette uzuneşek oynayan nesil

İnternette uzuneşek oynayan nesil
Abone Olgoogle-news

Saklambaç, körebe, uzuneşek… Kaçınızın çocuğu bu oyunları sokakta oynuyor?

İnternette uzuneşek oynayan nesil

Araba yarışları, spor oyunları, savaş oyunları, kıyafet giydirme oyunları şimdiki neslin en çok tercih ettiği oyunlar arasında… Sokakta birbirlerine dokunarak “yakalamaç” oynayan nesil yok artık çünkü eskisi gibi sokaklarda çocuk yok. Sizin çocukken arkadaşlarınızın sırtına atlayarak oynadığınız uzuneşeği bile onlar parmakları ile sadece “ekrana dokunarak” oynayabiliyorlar.

Unutulmaya yüz tutmuş sokak oyunlarını tekrar hatırlamak, çocuklarımıza öğretmek için bazı çalışmalar yapılsa da bu çalışmaları yapan kurumlar parmakla sayılacak kadar az.

Özellikle büyük şehirlerde yaşayanların ne bu oyunları çocuklarına oynatacak alanları, ne de onlarla birlikte oynayacak vakitleri var. Önce mahalleleri ve sokakları çocukların ellerinden aldık, sonra onları bilgisayar oyunlarıyla tanıştırıp odalarında ekran başına mahkum ettik. Durum böyle olunca bu oyunların yavaş yavaş unutulması da kaçınılmaz bir hal aldı. Bu duruma gelmemizde pek çok etken söz konusu… Peki, bu duruma karşı bizler ne yapmalıyız? Bu durum çocuklarımızın psikolojisini ve sağlığını nasıl etkiliyor? İşte uzmanlarımızda çarpıcı yanıtlar...


OYUNLARDA REKOR KIRIYORLAR AMA DAHA AYAKKABI BAĞLAMAYI BİLE BİLMİYORLAR!

İnternette uzuneşek oynayan nesil

Uzman Klinik Psikolog Göksu Telmaç, dijital oyunların çocukları yalnızlaştırdığını dile getirdi ve anne-babaları uyardı.

Çocuklar bu oyunlar sayesinde hayatla temas etmiyor!

“Dijital oyunlar çocuğa bazı görsel beceriler ve hız kazandırıyor olabilir. Ancak bu katkılarından daha önemli alanlara kalıcı hasarlar bırakabiliyor. Bu oyunlar esnasında çocuklar konuşmuyor, derinlemesine düşünmüyor, hayatla temas etmiyor. Bir araya geldikleri arkadaş ortamlarında bile yan yana oturup aynı oyunları oynamaya devam ediyorlar. Buna giderek artan sosyal uyaran eksiklikleri de eklenince asosyal bir neslin sinyallerini alıyoruz. Belediye otobüsüne binmeyen, pazara gitmeyen, alışveriş merkezi ve fast food odaklı çocuklar hayata dokunmadıkları gibi kendilerini tanıma ve ayaklarının üzerinde durma fırsatını da yitiriyorlar.”

Çocuk, dijital oyunlara bağımlı hale geliyor!

“Oyunlarda durmadan basamak atlayan on yaşında bir çocuk hala ayakkabı bağlamada, çanta hazırlamada, insanlarla iletişime geçmede sorun yaşayabiliyor. Beynin ödül mekanizması bir noktadan sonra sadece oyunların puan göstergeleri yükseldikçe devreye giriyor. Çocuk dijital oyunlarından mahrum kaldığında yoksunluk ve depresif belirtiler gösterebiliyor. Mutsuzlaşıp öfkelenebiliyor, saldırgan tepkiler ortaya koyabiliyor. En büyük tehlike ise anne babaların algısında yatıyor. ‘Çocuktur bu çağlarda tabii ki oynayacak bizim dönemimizde yoktu, tadını çıkarsın. Büyüyünce hayatı öğrenir’ şeklindeki düşünceler çocuğun kişiliğinin bir noktadan sonra değişemeyeceği gerçeğini geride bırakıyor.”


ARKADAŞIMLA DA BİLGİSAYAR OYUNLARINDAKİ ŞEYLERİ YAPABİLİR MİYİM?

İnternette uzuneşek oynayan nesil

Psikolojik Danışman/Cinsel Terapist Dolunay Kadıoğlu, oyunların çocuğun fiziksel, bilişsel ve cinsel gelişim sürecinde çok etkili olduğuna vurgu yaptı ve konuya şöyle açıklık getirdi…

“Körebe, iztop, yakartop, saklambaç, uzuneşek gibi eski oyunlar, çocuğun iletişim becerilerini geliştirdiği gibi aynı zamanda fiziksel büyümesi ve beden sağlığı için olmazsa olmaz oyunlardır.

Son yıllarda çocuklar, özellikle büyük şehirlerde evlere tıkılıp bilgisayar oyunlarıyla yetinmek durumunda kaldılar. Bu durum çocukların bilgisayarda çok iyi olmalarını sağlarken, obezite başta olmak üzere şeker, tansiyon, depresyon gibi hastalıkların 10 yaş altına inmesine neden oldu. Tüm bunlarla birlikte bilgisayar oyunlarını tercih eden çocukların, cinsel gelişimlerinde erken ergenliğe girme görülüyor. Bunun nedeni ise bilgisayar oyunlardaki kadın ve erkek karakterlerin çocukların gelişim düzeyine uygun olmaması. Çocukların sınırlarını bilmesi -kendi bedenine ve başka bir çocuğun bedenine saygı duymak- konusunda da birçok sorunla karşılaşılıyor. Çünkü bilgisayar oyunlarında her şeyin mümkün olduğunu zanneden çocuk, bunu arkadaşı üzerinde denemeye çalışıyor.

Bilgisayar oyunlarıyla büyüyen çocuklar için en önemli risklerden bir tanesi de sosyal fobi, yani sosyalleşmekten korkma ve diğer çocuklarla ve insanlarla iletişimde sorun yaşama. Oyunlar, çocukların dünyaya alışmasına yardım eden en etkin süreçlerdir. Bilgisayar oyunları ise dünyadan uzaklaşmaya bile neden olabilir.”


30 DK. KOŞARAK BİR OYUN OYNAMAK 200 KALORİ HARCATIYOR!

İnternette uzuneşek oynayan nesil

30 dk koşarak bir oyun oynamak 200 kalori harcatırken, dijital oyunlar ve televizyon izlemenin kalori harcatan bir etkisi olmadığı gibi ekstra yeme isteğini de artırarak 200 kalori almaya bir neden olduğunu dile getiren Diyetisyen Büşra Totan, dijital oyunların hareketsizleştirdiği çocuğunuzu diyet psikolojisine sokmadan nasıl sağlıklı beslenmeye yöneltebileceğinizi anlattı.

1. Çocuğunuzun beslenme IQ’sunu artırın!

Hiçbir çocuk, patates kızartması yeme ya da hazır meyve suyu, kola içme isteği ile doğmaz. Çocuğunuzun beslenme bilincini geliştirmek sizin elinizde. Yemeği zorla yedirmek, ısrarcı olmak, oyunlar ile kandırmak ya da korkutmak yerine neden beslenmesi gerektiğini anlatın. Çocuğunuz yemek yemek istemese bile masaya oturmasını, o saatin yemek saati olduğunu algılamasını sağlayın. Oyun ya da televizyon karşısında yemek yedirmek yerine ne yediğinin bilincinde beslensin.

2. Çocuğun en değerli öğünü “kahvaltı”yı atlamayın!

Kahvaltı, hem yeterli ve dengeli beslenmenin temeli hem de bilişsel gelişim, okul başarısı ile ilişkili. Mutlaka çocuğunuzun kahvaltı alışkanlığı edinmesini ve isteyerek kahvaltı yapmasını sağlayın. Bunun için diğer aile bireylerinin de örnek olması şart.

3. Çocuğunuzun en çok vakit geçirdiği alanlara sağlıklı besinler bırakın!

Dijital oyun oynamaktan ya da televizyon izlemekten alıkoyamadığınız çocuğunuzun en azından fast food ve hazır gıda tüketimini sınırlandırmak için yanına sebze, meyve ya da fındık, ceviz gibi sağlıklı atıştırmalıklar hazırlayıp, koyun.

4. Fiziksel aktivite ve egzersiz şart!

Eğer yaşadığınız çevrede, çocuğunuzun oyun oynayabileceği alanlar varsa; saklambaç, ip atlama, yakar top ya da sek sek gibi sokak oyunları ile hem sosyalleşmesini hem de fiziksel aktivitesini artırmasını destekleyebilirsiniz. Sokakta oynayan çocuk, güneşten de daha fazla yararlanarak D vitamini ihtiyacını da karşılamış olacaktır. Böyle bir imkanınız yoksa çocuğunuzun, okulda ya da spor alanlarında grup aktivitelerine katılmasını, yaşıtları ile takım oyunlarında yer almasını sağlayın. Çocuğunuzu hareket ve egzersiz yapması yönünde destekleyin, hatta bunun için siz de örnek olun. Sokakta oyun oynama fırsatı olmayan çocuğunuz ile parkta yapacağınız 30 dakikalık koşu ya da yürüyüş bile yeterli olacaktır. Unutmayın ki çok yiyen ve oturan çocuk değil; dengeli yiyerek aynı zamanda hareket eden çocuk sağlıklı büyür ve gelişir.

Dijital oyunlardan ise daha çok interaktif olanları ve çocuğunuzun bedenini de kullanarak oynayabileceklerini tercih ederek, enerji harcamasını sağlayabilirsiniz. Ancak dijital oyunlara ilgisi olmayan çocuğunuza böyle bir hediye almak iyilik olmayacaktır. Evde çocuğunuza ait ne kadar çok teknolojik alet olursa o kadar aktivitesi azalır.

5. Televizyon ve bilgisayar için belirli bir zaman belirleyin!

Yasaklar her zaman daha cazip gelir. Çocuğunuza bilgisayar ve televizyon karşısında 3 saatten daha az vakit harcayacak şekilde yemek saatleri ile çakışmayacak belirli bir zaman verin ve bu zamanı da en verimli şekilde geçirmesini sağlayın. Aktivite ve sağlıklı beslenmeye özendiren çizgi filmler, videolar izletmek ve bu tarz oyunlar tercih etmek iyi bir örnek olacaktır. Ayrıca, çocuğunuzun oyun oynayacağı internet sitelerindeki ve televizyon yayınlarındaki reklamları kontrol edin. Beslenme ile ilişkili reklamlar çocuklar için yanıltıcı olabilir.


DİJİTAL DÜNYA NE TÜR BİR ÇOCUKLUK YARATIYOR?

İnternette uzuneşek oynayan nesil

Pek çok kişi dijital oyunların çocukları sokak oyunlarından uzaklaştırdığını, hayal gücünü ve yaratıcılığını baltaladığını savunmakta. Peki, gerçekten durum böyle mi? Uzman Klinik Psikolog Çiğdem Bilgen cevapladı.

* Dijital kültürün belki de en çok tartışılan etkisi, obez toplumlar yaratması. Fiziksel ve zihinsel gelişim için hareket etmenin çok önemli olduğu yaşlarda uzun saatler, ekran başında oturularak oynanan oyunlarla geçiriliyor. Çocukların gerçek fiziksel oyunlar oynama şanslarının azalması, fiziksel deşarj ihtiyacını dijital oyunlarda aramaya yönlendiriyor onları. Zihin için kısa süreli bir rahatlama yaratsa da, beden için hiçbir faydası olmuyor.

* Dijital oyunlarda çok sayıda ilginç görsel öğeler, müzikler, ses efektleri, grafikler, canlı ve parlak renkler bir arada bulunur. Bu anlamda sinir sistemi için yüksek bir uyaran seviyesi yaratır. Ancak, bu şekilde bir uyarılma seviyesine alışan sinir sitemi için gerçek dünya, hele ki okul ve öğrenme ortamı bu uyaran seviyesini yakalamanın çok altında kalır. Bu nedenle özellikle öğrenme ortamı, çocuğun motivasyonunu ve dikkatini çekmeye yetmeyebilir, “sıkıcı” olarak algılanabilir.

* Dijital oyunlar çocukların ve gençlerin uzun süre ekran başında kalmasına yol açabiliyor çünkü sürekli olarak geribildirim ve ödül verme gibi çok önemli psikolojik taktikler kullanıyorlar. Oyun puanının artması ve bir üst seviyeye geçme, çocuğa gitgide ilerlediği, geliştiği, daha başarılı olduğu yönünde geribildirim veriyor. Arada çıkan bonus ödüller de merakını ve motivasyonunu artırıyor. Dış dünyadaki aktivitelere katılım için artık daha fazla ödüle ihtiyaç duyan çocuklar haline dönüşmüş olmaları, beklenen bir sonuç.

* Dijital oyunlar, çocukların teknolojiye yakın ilgi duymasını, teknolojik değişime uyumunu ve teknolojik aletleri kullanma becerilerini artırıyor. Küçücük çocukların karmaşık akıllı telefon ve tabletleri ustalıkla kullanabilmeleri hepimizde hayranlık uyandırıyor. Bu çağda çok önemli bir beceri olduğu açık bir gerçek.

* Dijital oyunların çocukların hayal gücünü ve yaratıcılığını öldürdüğü söyleniyor. Kitap okurken çocuk harfleri anlamlandırarak soyut şekilleri somutlaştırmayı, zihninde canlandırmayı, seslere, görüntülere çevirmeyi öğrenir. Dijital oyun dünyasında kısıtlı da olsa, karakter ve mekanı yapılandırma şansı veren oyunlar, hatta oyuncunun seçimine göre hikayenin akışını değiştirebildiği oyunlar var. Bu oyunlar yaratıcılık ve hayal gücünü destekleyebilir. Çocukların hayal gücünü öldüren faktörleri düşünürken, eğitim sisteminin etkilerini atlamamak gerekir. Çoktan seçmeli test tipi sınavların, eleştirel ve yaratıcı düşünmeyi baskılayıp, tek-tip hızlı düşünme sistemini desteklediği bilimsel bir gerçektir.

* Oyun, tüm çağlarda olduğu gibi şimdi de çocuğa akran kültürüne ait olma ve paylaşım imkanı veriyor. Oyun üzerinden yapılan sohbet ve paylaşımlar, çocuğun akranları içindeki konumunu da belirliyor. Bu yüzden oyun dışında kalmak akran çevresinde de dışarıda kalmak gibi bir risk içerdiğinden, büyük bir akran baskısı yaratıyor.

“Dijital oyunlar artık çıkmamak üzere hayatımızda yer alıyorlar. Onlara karşı durmak yerine onlardan öğrendiklerimizi kullanmak ve hayata adapte etmek daha akıllıca olur” diyen Bilgen, çocuklarımızın sınırlı saatlerde de olsa dijital oyunlara ihtiyaçları olduğunu söyledi.


ÇOCUKLAR KOŞMUYOR, ZIPLAMIYOR, TIRMANMIYOR, TOPRAKLA VE AĞAÇLA BULUŞMUYORLAR!

İnternette uzuneşek oynayan nesil

Modern çağın ve gelişen teknolojinin çocuklarımız üzerindeki etkileri hakkında Psikolog Serap Duygulu çarpıcı açıklamalarda bulundu.

“Son yıllarda yapılan araştırmalar özellikle İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük kentlerde yaşayan çocukların yaklaşık olarak %30 oranında fiziki güç kaybı yaşadıklarını gösteriyor. Çocuklar koşmuyor, zıplamıyor, tırmanmıyor, toprakla ve ağaçla buluşmuyorlar. Asılma, tutunma, sıçrama, dengede durma duyguları ve becerileri bu açıdan eksik, tam gelişmemiş olarak kalıyor. Kullanmadıkları potansiyel ise bir süre sonra fiziki güç kaybı olarak ortaya çıkıyor. İşte sokaklar, çocukların oyun oynayacağı yeşil alanlar bu nedenle çok önemli.”

Sokak oyunları neden faydalı?

- Çocukların hem çocukluklarını yaşamaları bakımından hem bilgisayar oyunlarına olan bağımlılıklarının önüne geçmek açısından hem de biriktirdikleri enerjiyi harcamalarını sağlamak adına oyun oynamaları son derece yararlı bir eylem. Üstelik sokak oyunları çocukların sosyalleşmelerini de sağlıyor. Birebir yüz yüze iletişim özellikle çocuklar açısından son derece önemli. Bu tip oyunlar bir anlamda çocukların gelecekteki toplumsal kimliklerinin oluşmasında çok önemli bir işleve sahip. Çocuklar oyun vasıtasıyla diğer arkadaşlarıyla iletişim kurmayı ve sosyalleşmeyi öğreniyorlar.

- Çocuklar dış alanlarda oynamalıdır çünkü açık alanlarda fiziksel faaliyetlere bağlı olarak vücut daha fazla enerji yakar, çocukların kasları ve kemikleri güçlenir, direnç kazanır, daha fazla oksijen alırlar. Tüm bunlar özellikle çocuklarındaki iştahsızlıktan yakınan anneler için ilaç niteliğinde sonuçlar getirir. Çocukların iştahı açılır, uykuları düzene girer. Vücutlarındaki negatif elektriği akıttıkları için sakinleşir ve daha huzurlu olurlar.

- Dışarıda oyun alanlarında oyun oynayan çocuklar, yeni ortamlara ve insanlara daha çabuk uyum gösterirler, toplumsal ilişkilerde daha girişken ve sosyal bireyler olurlar. Bir ekibe ait olma bilinci kazanarak örgütlü hareket etme, grup çalışmalarına katılma, grubun içinde kaybolmadan kendisi olarak varlığını sürdürebilme gibi görünmez ama çok önemli beceriler geliştirirler.

Çocukların güvenle oynayabileceği yerler kalmadı!

“Çocukların oyun oynayabileceği alanların sınırlı olması, hatta bazı bölgelerde neredeyse hiç olmaması nedeniyle çocukların güvenle oynayabileceği yerler yok” diyen Duygulu, oysa çocukların bol harekete ve değişikliğe ihtiyaçları olduğunu belirtti ve sözlerine şöyle devam etti:

Büyük şehirlerde sokakta oyun oynanan günler geride kaldı!

“Anne babaların çevre şartlarından başka insanlara olan güvensizliğini de göz önünde bulundurmak gerekiyor. Çocuklarımızı gönül rahatlığıyla sokakta oyun oynamaya bırakabileceğimiz günler maalesef özellikle büyük şehirlerdeki anne babalar için geride kaldı. Daha küçük yerlerde hala birbirine olan yakınlık ve bağlılık bozulmadığı için ve hala kalabalık aile yapısı sürdüğü için çocuklar daha şanslılar. Herkesin herkesi tanıdığı böyle yerlerde çocuklar güvenle mahallelere, oyun alanlarına ya da bahçeye bırakılabilirler.”

Sokak oyunları geleneksel kültürümüze de ait olan bir yapı…

“Bu bakımdan hem unutulmamalarını sağlamak hem de çocukları ekran başındaki sanal dünyadan uzak tutmak amacıyla bu tür oyunlara yönlendirmek yararlıdır. Böylelikle var olan oyunlara ek olarak onlar kendi oyunlarını da yaratacak ve hayatın bir provasını yapma şansı elde edeceklerdir.” 


SOKAK OYUNLARINI TEKRAR HATIRLAMAK İÇİN HAYATA GEÇİRİLEN ÖRNEK PROJELERE BİR GÖZ ATALIM!

İnternette uzuneşek oynayan nesil

Dedemin oyunları bilgisayar oyunlarına karşı

Bilgisayarın başından kalkmayan ve gittikçe yalnızlaşan çocukların sosyalleşmesi amacıyla hayata geçirilen “Dedemin oyunları” projesi ile çocuklara hem unutulan sokak oyunları öğretiliyor hem de arkadaşlık ve dostluk kavramlarını pekiştirilmeye çalışılıyor.

Proje ile ilgili detaylar için tıklayın!

MEB- Danone işbirliği ile gerçekleştirilen "Benimle Oynar mısın?”

Bu proje kapsamında ise Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Genel Müdürlüğü, unutulmaya yüz tutmuş çocuk oyunlarını görselleştirerek “Çocuk Oyunları Kitabı”nı hazırladı.

Proje ile ilgili detaylar için tıklayın!

BİRAZ NOSTALJİ YAPMAYA NE DERSİNİZ? VİDEOYU İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN!

[video=hurriyetaile_video/arkadasimessek.flv]

Hazırlayan: Sedef Batı/Nilay Uzun

False