Sedef Batı

Sedef Batı

sbati@hurriyet.com.tr

Sokakları tarçın kokan Fransız köyleri: Colmar, Riquewihr, Kaysersberg

Geçen yıl ekim ayında hayatımda ilk defa bir turla bir yurt dışı seyahatine çıktım. Ben çoğunlukla tek seyahat etmeyi severim, o yüzden turlarla gezmeyi, tur programına bağlı kalmayı sevmem. Hayır, bağlanma sorunum falan yok😊

Haberin Devamı

Bugüne kadar nereye gidersem gideyim, kendi rotamı kendim oluşturdum, otel rezervasyonlarımı, uçak biletlerini kendim ayarladım, gittiğim yerlerde de kafama göre araba kiraladım, trenle ya da otobüsle oradan oraya gezdim.

Ama artık yaşlandım...

Bu yaştan sonra öyle 'sırtına çantayı tak, bir gün bir otelde kal, ertesi gün gün ağarmadan yollara düş, trene bin, başka şehre git, otele yerleş, şehri keşfet, bilmem kaç adım at, ertesi gün aynı şeyi tekrar yap' enerjisi kalmadı bende. Hele ki aynı gezi rotasında birden fazla ülkeye gezeceksen bu çok yorucu oluyor.

Eğer tek bir ülkeye gidiyorsam yine gençlik yıllarımdaki gibi takılıyorum, o kadar da yaşlanmadım yani ama işte 'bir seyahatte 2-3 ülke gezeyim, sadece şehirleri değil köyleri de göreyim' dediğim rotalardan birinde bu sefer turla gideyim de bir deneyimleyim dedim.

Haberin Devamı

Ve bu tur deneyimimden sonra turla gezmeye karşı tutunduğum katı tavrım esnemeye başladı.

Bir kere 3 ülkeden farklı birçok bölgeyi bir hafta gibi bir sürede yapabilmem imkansızdı. Hepsi için ayrı günübirlik turlar satın almam gerekecekti. Kesinlikle turla gitmek çok mantıklı bir karardı.

Bilirsiniz bu turlara eşler, sevgililer ya da arkadaşlar birlikte katılır. Tek gelen olmaz çünkü otel odası için iki kişilik ödeme yapılır.

Ama ben bu tura hiç kimseyle gitmek istemedim. Tek başıma olayım, her istediğimi özgürce yapayım ve rahat rahat takılayım istedim.

Tabii bu özgürlüğün bedeli tur fiyatını 1.5 kat fazladan ödemek...

Benim için tek seyahate çıkmak müthiş keyifli bir şey ama tura tek katılan birini görünce bizim milletimize bir acıma hissi geliyor herhalde.

‘Yazık, kocası yok, sevgilisi yok, arkadaşı da yok herhalde” diye acıyan gözlerle bakanlar, ‘Aa tek mi geldin, olsun bizimle takılırsın’ diye beni teskin etmeye çalışırlarken ben buraya gelmeden peşime kimseler takılmasın diye nasıl gizli gizli plan yaptığımı aklımdan geçiriyordum.

Gerçekten de bir saniye bile yalnız kalamadım tur boyunca. Bu garip kuşa herkes sahip çıktı bağrına bastı. Özgür kuş çırpınıp durdu anlayacağınız...

Haberin Devamı

Sokakları tarçın kokan Fransız köyleri: Colmar, Riquewihr, Kaysersberg

İsviçre-Almanya-Fransa’daki Colmar – Basel – Zürih- Heididorf - Strasbourg– Alsace- Stuttgart gibi bölgeleri kapsayan tur aşırı yorucuydu ama o yorgunluğa değdi doğrusu...

Size bugün bu gezinin Alsace bölgesinin iki ana şehri olan Strasburg, Colmar'dan bahsedeceğim.

Strazburg, bölgenin başkenti ve en büyük şehri.

Colmar, Alsace deyince akıllara ilk gelen turistlerin akın ettiği masallardan fırlamış gibi duran bir kasaba.

Strazburg'a göre daha küçük ama Alsace bölgesindeki diğer yerlere göre daha büyük.

Sokakları tarçın kokan Fransız köyleri: Colmar, Riquewihr, Kaysersberg

Colmar gerçekten çok güzel, masal kitabından fırlamış gibi bir yer ama Colmar’ın popülerliğinden gölgede kalmış o kadar güzel köyler var ki benim son zamanlardaki köy aşkımı işte bu köyler tetikledi.

Haberin Devamı

Hep diyorum ya esas güzellik köylerde diye, gerçekten Alsace köyleri beni benden aldı.

Güney Fransa'da da bazı köyleri gezmiştim. Orası ultra gerçek bir doğa harikası, burası 'Alice Harikalar Diyarı' masalındaki o diyar.

Alsace, Fransa’nın Almanya sınırında, Ren nehri ile çevrelenmiş bölgenin adı.

Aslında önce Almanya sınırları içerisinde olan bölge 1870 yılından bugüne 4 kez el değiştirip ve en sonunda Fransızlar’da kalmış. Valla yazık olmuş Almanya’ya… Orada da çok güzel köyle var ama en güzelleri Fransa’ya kalmış.

Bölgede çokça festival yapılıyormuş. Rehberimiz bölgenin 50’ye yakın festivale ev sahipliği yaptığını, çoğunun da yaz aylarına denk geldiğini söyledi. Yani benim gittiğim dönemde bir festivale denk gelmedik.

Haberin Devamı

Sokakları tarçın kokan Fransız köyleri: Colmar, Riquewihr, Kaysersberg

PASTEL BOYA İLE ÇİZİLMİŞ BİR KÖY: RİQUEWIHR

Colmar’a yakın birkaç köy daha gezdik ama benim favorim Riquewihr oldu.

Bu köy, ‘Fransa'nın En Güzel Köyleri Listesi’nde yer alıyor.

Alsace’nın Colmar’dan sonra en çok ziyaret edilen yerlerinden biri. Aslında küçük bir yerleşim yeri. 17 kilometrekarelik bir alana yayılmış. Yaklaşık 1200 kişinin yaşadığı bu şirin köyde gezinirken Orta Çağ’a ışınlanmış gibi hissediyorsunuz. 

Riquewihr, II.Dünya Savaşında en az zarar gören kasabalardan birisi olduğu için tarihi dokusu oldukça iyi korunmuş durumda. 

Sokakları tarçın kokan Fransız köyleri: Colmar, Riquewihr, Kaysersberg

Alsace bağlarının tam ortasında Alsace Şarap Yolu üzerinde bulunan Riquewihr’de göreceğiniz birbirinden şirin kafeler, restoranlar, hediyelik eşya dükkanları ve rengarenk binalarını gezerken gerçekten kendinizi bir masal kahramanı gibi hissediyorsun.

Haberin Devamı

Alsace bölgesine özel ahşap ve beton karışımı, genelde iki katlı rengarenk binaları arasında gezinirken sanki zaman daha yavaş akıyor gibi gelecek size.

Sokakları tarçın kokan Fransız köyleri: Colmar, Riquewihr, Kaysersberg

Rengarenk çiçeklerle bezenmiş, pastel boyayla boyanmış gibi duran sıra sıra dizilmiş bu evlerin bulunduğu sokaklarda gezerken ben kendimi bir açık hava müzesinde gibi hissettim. İnsanları görmezseniz Ortaçağ’da bir köyle gezintiye çıkmışsınız hissini iliklerinize kadar hissediyorsunuz.

He bir de o tarçın kokusu…

Sokaklarda gezinirken burnunuza mis gibi bir tarçın kokusu geliyor, tarçın ile birlikte huzuru da çekiyorsunuz içinize…

Genelde Noel zamanı  bu kokunuın sokaklara yayıldığı söylenir ama benin burnuma ekim ayında da geldi...

Sokakları tarçın kokan Fransız köyleri: Colmar, Riquewihr, Kaysersberg

Gezdiğim gördüğüm yerleri yazarken hiç ‘o bölgede ne yenir ne içilir, en ünlü yiyeceği ne’ gibi bilgiler vermiyorum fark ettiyseniz. Bunun nedeni seyahat ederken bilmediğim şeyleri yiyememem. Ne kadar cazip gelse de sonrasında yaşayacağım bir takım mide ve bağırsak problemlerimden dolayı sorun yaratmayacak şeyleri yemeyi tercih ediyorum.

Barselona’da yediğim Paella, Brüksel’de yediğim lahmacun, Norveç'te yediğim farikal, Londra’da yediğim Çin yemeğinden sonra yaşadıklarım bana dışarıda yemek yeme sinyalleri vermeye başladığı günden beri yurt dışında yemek yemekten korkar oldum.

Hoş ben burada da sıklıkla sorun yaşıyorum. Hatta bu bahsettiğim tura katılmadan iki gün önce evde yemek yapmaya üşenip çok iyi bir yerden döner söyledim eve. O gece rahatsızlandım ve eyvah gidemeyeceğim galiba diye tur şirketini aradım. Hastaneden rapor getirip kanıtlarsam bir miktar kesinti yaparak ücret iadesi yapabileceklerini söylediler.

Ama ben bunun yerine hastaneye gidip yediğim serumla hızlıca toparladım ve inatla bu tura katıldım.

İşte zaten hassas bir mideyle gittiğim için yemek yemekten korktum açıkçası ve Alsace bölgesinde yenilecek enfes lezzetlerden mahrum kaldım. Bu yüzden koku duyum tat duyumun önüne geçti ve köyleri gezdiğim süre boyunca tarçın kokusu burnumdan gitmedi.

Alsace bölgesine özel olan ‘Choucroute, Alsace pizzası olarak bilinen Flammekuche, ünlü kremsi peynirleri, Munster, fosur fosur kabarmış kruvasanları, Cookie’leri, Pretzel’i, tarçınlı bademli kurabiyeleri” vitrinlerin arkasından izledim sezercik gibi...

Tarçın kokusu yetti bana, hiç de canım kalmadı valla:) 

Yemek molalarında hediyelik eşya dükkanlarını gezip bolca magnet aldım her zaman yaptığım gibi... Hatta biraz fazla abarttım... 

 
 
 
Bu gönderiyi Instagram'da gör

Sedef Bati (@sedefbati)'in paylaştığı bir gönderi

KAYSERSBERG

Diğer bir Ortaçağ köyü olan Kaysersberg de Colmar’a çok yakın mesafede. Kaysersberg, Riquewihr ile Colmar arasında yer alıyor.

Yani Colmar’a kadar gidip bu iki köyü görmeden dönerseniz başınızı dağlara taşlara vurursunuz benden söylemesi…. Aynı gün içinde hepsini gezebilirsiniz.

Sokakları tarçın kokan Fransız köyleri: Colmar, Riquewihr, Kaysersberg

Kaisersberg, Nobel Barış Ödülü sahibi teolog, müzisyen, filozof ve doktor olan Albert Schweitzer’in (1875-1965) doğduğu yermiş. Köyde Schweitzer’in evi ve müzesi bulunuyor.

“İmparator’un Dağı” anlamına gelen Kaysersberg’in daracık Arnavut kaldırımları, binaların ön cephelerine çapraz çapraz yerleştirilmiş kerestelerle çerçevelenmiş pencereli evleri var.

Sokakları tarçın kokan Fransız köyleri: Colmar, Riquewihr, Kaysersberg

Bu köylerin içinde dolanırken kendimi kâh Ortaçağ’da bir köyün içinde, kâh “Alice Harikalar Diyarında’ gibi hissettim. Bir ara da kocaman bir tuvalin içinde yağlı boya fırçaları ile bu evleri çizerken hayal ettim.

Sokakları tarçın kokan Fransız köyleri: Colmar, Riquewihr, Kaysersberg

Ben ekim ayında gittim ve bence bu tur için güzel bir mevsimdi ama bir kez de noel zamanı, christmas marketlerinin kurulduğu ve ışıl ışıl olduğu zamanlarda gitmek istiyorum. 

Bu noeli kaçırıyorum ama seneye inşallah diyorum...

Yazarın Tüm Yazıları