Prof. Dr. Banu Coşar

Prof. Dr. Banu Coşar

banucosar@banucosar.net

Göz tansiyonu sessizce görmenizi çalabilir

Göz hastalıklarının bazıları ağrı, kızarıklık veya ani görme kaybıyla kendini belli eder. Bazıları ise yıllarca hiçbir belirti vermeden ilerleyebilir. Glokom, halk arasında bilinen adıyla “göz tansiyonu”, bu ikinci gruptaki hastalıkların en önemlilerinden biridir. Kişi kendini tamamen sağlıklı hissederken görme sinirinde geri dönüşü olmayan hasar gelişebilir. Bu nedenle glokom için sıklıkla “görmenin sessiz hırsızı” tanımı kullanılır.

Haberin Devamı

Göz tansiyonu ile glokom aynı şey mi?

Aslında tam olarak değil. Gözümüzün içinde sürekli üretilen ve gözün sağlıklı yapısını korumasına yardımcı olan bir sıvı bulunur. Bu sıvının üretimi ile gözden dışarıya akışı arasındaki denge, göz içi basıncını oluşturur.

Göz içi basıncının yüksek olması glokom için en önemli risk faktörlerinden biridir. Ancak her göz tansiyonu yüksek olan kişide glokom gelişmez; buna karşılık göz tansiyonu normal sınırlarda olduğu halde glokom gelişen kişiler de vardır. Bu nedenle yalnızca “Göz tansiyonum kaç çıktı?” sorusuna bakarak glokom tanısı koymak veya glokomu dışlamak doğru değildir.

Genellikle 10–21 mmHg arasındaki göz içi basıncı değerleri normal aralık olarak kabul edilir. Ancak bu rakam herkes için aynı anlamı taşımaz. Bir kişinin görme siniri 20 mmHg basınca karşı hassas olabilirken, başka bir kişinin gözü daha yüksek değerleri hasar gelişmeden tolere edebilir.

Haberin Devamı

Göz tansiyonu sessizce görmenizi çalabilir

Neden fark edilmiyor?

Glokomun en tehlikeli özelliklerinden biri, en sık görülen formunda başlangıçta belirgin bir şikâyete yol açmamasıdır. Hastalık genellikle önce çevresel görmeyi etkiler. Merkezi görme uzun süre korunabildiği için kişi günlük hayatında görme kaybını fark etmeyebilir.

Hastalık ilerledikçe görme alanı giderek daralır. İleri evrede kişi adeta bir tünelden bakıyormuş gibi görmeye başlayabilir. Ne yazık ki bu aşamada kaybedilmiş olan görme siniri hücrelerini yeniden kazanmak bugün için mümkün değildir.

İşte bu nedenle glokomda amaç, kaybedilen görmeyi geri getirmekten çok mevcut görmeyi korumaktır.

Kimler daha fazla risk altında?

Glokom her yaşta görülebilir ancak yaş ilerledikçe risk artar. Özellikle 40 yaşından sonra düzenli göz muayenesi önem kazanır.

Ailesinde glokom bulunanlar, göz içi basıncı yüksek kişiler, yüksek miyopisi veya hipermetropisi olanlar, diyabet gibi bazı sistemik hastalıkları bulunanlar, daha önce göz travması geçirenler ve uzun süre kortizon kullananlar daha dikkatli olmalıdır.

Haberin Devamı

Aile öyküsü özellikle önemlidir. Anne, baba veya kardeşinde glokom bulunan kişilerin rutin kontrollerini ihmal etmemesi gerekir.

Sadece göz tansiyonunu ölçtürmek yeterli mi?

Hayır. Glokom değerlendirmesinin en önemli noktalarından biri budur.

Göz içi basıncı gün içinde değişebilir. Ayrıca ölçülen değeri korneanın (gözün şeffaf tabakası) kalınlığı ve yapısı da etkileyebilir. Bu nedenle glokom şüphesinde yalnızca göz tansiyonu ölçümüyle yetinilmez.

Görme sinirinin muayenesi, OCT ile sinir lifi tabakasının değerlendirilmesi, görme alanı testi, kornea kalınlığının ölçülmesi ve gerektiğinde gözün drenaj açısının incelenmesi tanı ve takipte birlikte değerlendirilir.

Haberin Devamı

Burada önemli olan tek bir test sonucu değil, zaman içerisindeki değişimdir. Bu nedenle glokom hastalarının kontrollerini düzenli yaptırması büyük önem taşır.

Glokom nasıl tedavi edilir?

Glokomun oluşturduğu mevcut sinir hasarını geri çeviremiyoruz ancak hastalığın ilerlemesini büyük ölçüde yavaşlatmak veya durdurmak mümkün.

Tedavinin temel amacı göz içi basıncını, o kişinin görme siniri için güvenli kabul edilen seviyeye indirmektir. Bu seviye herkeste aynı değildir; kişiye özel bir “hedef göz tansiyonu” belirlenir.

İlk tedavi çoğu hastada göz damlalarıdır. Günümüzde göz içi sıvısının üretimini azaltan veya gözden dışarı akışını artıran farklı ilaç seçeneklerimiz bulunuyor. Bazı hastalarda lazer tedavileri, özellikle selektif lazer trabeküloplasti (SLT), tedavinin erken döneminde de tercih edilebiliyor.

Haberin Devamı

Damlalar ve lazer yeterli olmadığında ise klasik glokom ameliyatlarından daha yeni minimal invaziv glokom cerrahilerine kadar farklı cerrahi yöntemler uygulanabiliyor.

Glokom damlalarının yan etkileri olabilir mi?

Glokom damlaları görme sinirini korumada son derece önemlidir ancak her ilaç gibi bazı yan etkilere yol açabilir. Bazı damlalar gözde kızarıklık, yanma ve kuruluk yapabilir. Prostaglandin grubu ilaçlarda kirpiklerin uzaması, iris (gözün renkli kısmı) veya göz çevresindeki derinin koyulaşması ve uzun süreli kullanımda göz çevresindeki yağ dokusunun azalmasına bağlı daha çökük bir görünüm ortaya çıkabilir.

Bazı glokom damlalarının etkisi yalnızca gözle sınırlı kalmaz. Özellikle beta bloker içeren damlalar nabzı yavaşlatabilir, tansiyonu düşürebilir ve astımı olan kişilerde solunum problemlerini artırabilir. Bu nedenle glokom tedavisi başlanırken hastanın kullandığı diğer ilaçların ve kalp-akciğer hastalıklarının göz doktoru tarafından bilinmesi önemlidir.

Haberin Devamı

Damlanın nasıl kullanıldığı da önem taşır. Damlatıldıktan sonra göz kapatılıp burun tarafındaki gözyaşı kanalına 1–2 dakika hafifçe bastırılması, ilacın kana geçişini ve vücudun genelinde görülebilecek yan etkilerini azaltmaya yardımcı olabilir. Birden fazla damla kullanılıyorsa farklı damlalar arasında yaklaşık 5 dakika bırakılmalıdır.

Ve en önemlisi: Yan etki olduğunu düşündüğünüzde glokom damlanızı kendi kendinize bırakmayın. Doktorunuz farklı bir damlaya geçebilir, tedaviyi değiştirebilir veya uygun hastalarda lazer gibi başka seçenekleri değerlendirebilir.

“Tansiyonum düştü, damlayı bırakabilir miyim?”

Glokom hastalarında sık karşılaştığımız yanlışlardan biri budur. Hasta damlasını kullanır, göz tansiyonu normal seviyeye iner ve “Artık iyileştim” düşüncesiyle ilacını bırakabilir.

Oysa çoğu zaman göz tansiyonunun normal çıkmasının nedeni zaten kullanılan tedavidir. Doktor önerisi olmadan glokom damlası bırakılmamalıdır.

Glokom çoğunlukla uzun süreli, hatta yaşam boyu takip gerektiren kronik bir hastalıktır.

Görmeniz iyiyken göz doktoruna gidin

Glokom bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor: İyi görmek, gözlerin mutlaka sağlıklı olduğu anlamına gelmez.

Özellikle 40 yaşından sonra kapsamlı göz muayenesini yalnızca gözlük numarası kontrolü olarak düşünmemek gerekir. Göz tansiyonunun ölçülmesi ve görme sinirinin değerlendirilmesi de bu muayenenin önemli parçalarıdır. Ailesinde glokom bulunan veya başka risk faktörleri taşıyan kişilerin ise daha erken yaşlardan itibaren ve doktorunun önerdiği sıklıkta takip edilmesi gerekir.

Çünkü glokomda kaybedilen görmeyi geri getirmek bugün için mümkün değildir. Ancak erken tanı, düzenli takip ve doğru tedaviyle görmeyi uzun yıllar korumak mümkündür.

Gözleriniz size hiçbir şikâyet vermiyor olabilir. Ama glokomun en önemli özelliği de tam olarak budur: Siz fark etmeden ilerleyebilir.

Yazarın Tüm Yazıları