GeriÖzlen Çopuroğlu Nasılsın?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Nasılsın?

Artık gerçekten “Nasılsın?” sorusuna cevap veren, karşılıklı iletişim kurabildiğim gerçek sohbetlere vakit ayırıyorum.

"Her şey çok hızlı gerçekleştiğinde kimse hiçbir şeyden emin olamaz, kendisinden bile" diye yazmış Kundera.

HIZ

Size de yorucu geliyor mu bazen? Otomatiğe bağlanıp makine gibi dişlerin dönmesi diye bir şey var bu hayatta.

Aynı hızda yapmanız gerekenleri yaparken, aslında yapılması gerekenleri ötelediğiniz.

Hız, neyi hızlandırıyor diye düşünüyorum?

Kazançları da, kayıpları da aynı değerde hızlandırıyor olabilir miyiz?

Uyuşuk ve ağır insanlara söylenerek hıza kendini kaptıran insanlar olup çıkıyoruz. Hem her yerde hem de hiçbir yerlerdeyiz.

Yetişme telaşından bölünüyoruz, parçalara ayrılıyoruz ve her yere bir şekilde yetişebiliyor ya da yetebiliyoruz duygusuyla huzur duyuyoruz, hatta başarılı bile buluyoruz kendimizi.

Ben bugünlerde bana yetişme telaşı trafiğini saniyeler içinde en hızlı konuşmayı yapan ve aynı anda en hızı cümleleri kurarak günlük trafiğini anlatanları bile dinlemek istemiyorum.

Oysa sorduğum soru gerçekten “Nasılsın?” derken nasıl olduğuydu.

NASILSIN?

Gerçekten iç dünyası ile ilgili nasıl olduğu dışında her konuyla ilgili beni güncellemesi evet itiraf ediyorum beni yoruyor.

Çünkü artık bu koşturma telaşı ile kimsenin kimseyi gerçekten dinlediği falan da yok.

Oradan aldım, oraya bıraktım, orqdan çıktım, buraya gittim, oradan o, bu alıp oraya koştum konuşmaları ilişkileri yüzeyselleştiriyor ve bir deşarj yöntemi oluyor sanki.

Artık bunu dinleyeceğim insanları aramak değil gerçekten birbirinin halinden anlayan, gerçekten “Nasılsın?” sorusuna cevap veren, karşılıklı aynı anda iletişim kuran gerçek sohbetlere vakit ayırıyorum.

Nasılsın?

Toplantıdayım ama ne güzel oldu dürtmen : )

Nasılsın?

Araba kullanıyorum, seni özledim, sen nasılsın?

Nasılsın?

İçine mi doğdu, hiç iyi hissetmiyorum.

Nasılsın?

İyiyim, sen nasılsın?

Nasılız hakikaten?

Ben…

Çok şükür…

İyiyim…

40 yaşındayım…

Düşünceliyim…

Herkesin yaşadığı birçok dünya hali olumsuz şeyi yaşamayarak bazen iyi hissediyorum ama bazen de belki bir çoğumuzun yaşamadığı şeyleri yaşayarak iyi hissetmiyorum.

Her gün şükürlerim çoğalırken, bir tek önceliği hayatımın merkezine itebildiğimi fark ediyor ve bu gayretimden umutlanıyorum.

ZAMAN

Zamanı iteliyorum ama ötelememeye söz veriyorum kendime.

Sosyal medyadaki anlık paylaşımlar bir dolu işimin arasında vaktimi almadığı gibi “Paylaşmak güzeldir” diye benim ‘AN’da olduğumu hissettirip beni mutlu etse de cep telefonuna yapılan uzun yazışmaları artık kısaca sonlandırıyorum ve kimselerin hayatına da o denli sızmamaya dikkat ediyorum.

Ve emojiler dönemimi bitiriyorum. Dostlarımla, sevdiklerimle hislerimi ve gülmelerimi, ağlamalarımı yüz yüze, göz göze yapmak istiyorum ve ben beni besleyen şeyi biliyorum.

Dokunmak, koklamak, bakmak, duymak, görmek…

Ama hiç değilse İZLEMEK.

Ve evet … Ancak böyle sahici kalınacağına inanıyorum.

Az bozularak ama çok şey biriktirerek.

Sözlerin uçmadığı, kokuların yer bıraktığı ‘AN’larda buluşmak dileğiyle…

İyi yıllar dilerim herkese,

Özlen ben, Lara ve Ali’nin annesi.

#inadınaherşeyasktan

#teşekkürlerhayat

False