GeriÖzlen Çopuroğlu Küçük kalpler, büyük hayaller
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Küçük kalpler, büyük hayaller

Küçük kalpler, büyük hayaller
Abone Olgoogle-news

Bugün karne günü, bütün kuzuların yürekleri ağzında, tatlı bir heyecan içindeler...

Ömrümüzün en güzel, en naif zamanlarıymış okul yıllarımız, kendi halindeki çocukluk anlarımız.

Büyüklerimiz derlerdi ya, “en güzel zamanların şimdi tadını çıkart” diye. Bir türlü manalandıramazdık, o çocuk halimizle, o büyük lafları...

Bende evdeki kuzuya sık sık bunu söylerken buluyorum kendimi “çocuk olmak o kadar güzel birşey ki, sınırsızca hayal kurup hedeflerini belirleyecek zamanın var, kendine, hobilerine ayıracak, istediğin kadar kitap okuyacak,istediğin kadar resim yapacak, koşup oynayacak, sorumluluklarının sadece kendinle ilgili olduğu zamanların” tadını çıkart...

Kocaman iri gözlerini açmış dinliyor, gülümsesede, hıhı diye kafasıyla onaylasada, biliyorum aslında o da ne kadar anlamak istesede manalandıramıyor. Güzel birşey herhalde diye düşünüp, geçiyordur zihninde. Akşam gideceği karne hediyemiz ‘dans gösterisinin’ hayali ile...

Gün gelir o da hatırlar benim gibi 35’lerinde.

Küçük kalpler, büyük hayaller

Geçen haftasonu, ilk yarı yıl yaptıkları çalışmaları okulumuzda portfolyada sundular. Ben, eşim, babaannemiz gözlerimiz dolu dolu izledik onu ve öğretmenimizin övgülerini. Matematik, Türkçe, o, bu, bütün dersler hiçbiri gözümüzde değildi... Çocuklarımızın hepsi akıllı çok şükür, elbet akademik boyutta su yolunu bulur, umarım hepsi hayallerine, yeteneklerine göre bir limana yanaşırlar.

Ama bizi coşturan, içimizi kabartan, gözlerimize yaşlar dolduran ne derslerdi, ne de yaptıkları. Bir tek şey vardı ki, o da TERBİYE sınırları.

Çocukluktan itibaren içine işlediğini düşündüğümüz, mutlaka ailede verilmesi gereken, okulda da tüm öğretmenlerimizin oya gibi işleyip korudukları ve bu işin malesef ne okulu, ne de dersi olan “Terbiye” sınırlarını çocuğun taaa içine yerleştirmek o kadar büyük emek ve istikrar gerektiriyor ki...

Ben “çocuktur, nasıl olsa büyüyünce öğrenecek herşeyi” diyebilen bir anne bakışına sahip olamadım hiçbirzaman. Aksine inancım ağacın gerçekten yaşken eğildiği. Ne verirsek, ne alırlarsa şimdi alma zamanı...

Evde, daha şimdiden yaptığımız sohbetlerde gelen küçük beye yapılacak ve yapılmayacak kuralları bile tatlı tatlı işledik.

İlk 3 ay düzeni oturana, ailesine güvenene, güvende olduğunu, sevildiğini bilene kadar sarıp sarmalayacağız onu.

Ama 3 ayın sonunda, yemesi, uykusu, algıları düzene girince küçük beyin hayata hazırlığı başlayacak evinde...

Öyle manasız, nedeni olmayan ağlamalara, şımarıklığa, istediğini ağlayarak yaptırmayalara boyun eğmeyeceğiz. Huyuyla, suyuyla, tıpkı ablasının bebekliği, çocukluğu gibi olsun dualarım hep bundan işte. Kalıcı değil, köklerine kadar işliyor verilen herşey.

Herşey geçici bu hayatta, dertler bile geldiği gibi geçiyor, her gün sabah ve akşam oluyor. Ama şu dünyaya getirdiğimiz gerçek üretimimiz olan tek şey var ki o da doğurup yetiştirdiğimiz kuzular...

Bugün karne günü, bütün kuzuların yürekleri ağzında, tatlı bir heyecan içindeler...

Allah hepsine hayallerini gerçekleştirecek koca bir ömür, akıl, terbiye ve umut versin inşallah. Herşeyi sınırsız umut ettikleri, en güzel yaşlardır çocukluk dönemi, umutlarına sıkı sıkı sarıldıkları güzel gelecekler beklesin onların hepsini.

Bütün anne-babalarıda tebrik ediyorum, var mı böyle güzel heyecanlar?

Güzel karne günleri, güzel anılar olsun evlerimizde, dolsun taşsın hanelerimizde.

Özlen ben, 3. sınıfın yarısına gelen ve hızla büyüyen kızından çok ama çok şey öğrenen, abla adayım Lara’ya: Bir gün, herşey hayal ettiğin gibi olsun.

Annen  

False