GeriÖzlen Çopuroğlu Çorap deyip geçme!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Çorap deyip geçme!

Soğuk, sessiz ve içlerin acıdığı bir haftaya daha başladık. Terör acıları soğumadan, doğal afetlerle sarsıldı yürekler...

Soğuk, sessiz ve içlerin acıdığı bir haftaya daha başladık.

Terör acıları soğumadan, doğal afetlerle sarsıldı yürekler.

"Hayat bize neler getiriyor böyle?" diye düşünürken, en çok da kararan içlere, ağızdan çıkan öfkeli, kin dolu kan damlayan sözlere üzülüyor ve ürküyor insan.

Hepimiz biliyoruz, neler deniyor, neler nelere bağlanıyor, neler sömürülüyor.

İnsanın bireysel olarak nasıl bir dünyada nasıl insanlarla yaşadığını sorgulayıp, kaçıp gidesi geliyor.

Nereye gidecek ki? Dünya yine aynı dünya, insanlarda hep aynı aslında.

En çok çocuklarımızı dert edip düşünürken, sonra bir anda içler güçleniyor.

“Su yolunu bulur, onlarda yaşayacak yaşaması gereken her şeyi ve mücadelelerini verecekler” diye kestirip atıveriyorsun içinden...

Zaman her şeyin ilacı derler ama gerçekten ilaç olur mu bilinmez?

Bu tantana, bu yangına körükle gitme, bu her başına felaket geleni bir şeye sebeplendirip, eleştirme huyumuzdan kurtulmadığımız sürece, zamanı da suçlayamayız bizler hiçbir şekilde değişmedikçe, olaylarla, günler, aylar, anlar kararabilir...

Ama içlerimiz buz tutmasa, soğumasa hiç, yüreklerimiz kanasa da kararmasa hiç.

Kin kusmadan, kötü söz söylemeden, iyi duygularla besleyip olumlu ve yapıcı yaklaşsak olaylara.

Kıskançlık ve çekememezlik, bizler, onlar demeden ölümü bile ayrıştıracak, hak edilir görmesek insanlık için.

Her şeyi birbirine karıştırmasak mesela, ezmesek konuları, daha da incitmesek.

Oturduğumuz yerden hiçbir şey yapamasak da bugün birlik olsak Kızılay’a ya da Şişli Belediye Başkanlığı Mavi Masa’ya evimizde karınca kararınca yardım edebileceğimiz ne varsa ulaştırmaları için teslim etsek.

Kar yağışıda kapıda olduğu için çok soğuk günlerin beklediği aşikar Van’ı.

Kazak, hırka, ayakkabı, eldiven, fanila, battaniye ne varsa...

En basitinden, miniklerimize küçük gelen çoraplar bile kimbilir kaç çocuğun ayağını ısıtacak. Hadi üşenmeyelim ne olur, kalplerimiz ve ellerimiz Van’da olsun...

İnsanlar politik dengeler, cilalamalar, parlatmalar peşinde olsun varsın, bize ne?

Bizler kafamızı sıcak yatağımıza koyup, uyku öncesi kaç çocuğun, annenin, babanın ayağının ısınmasına vesile olup kaç tane çorap gönderdiğimizi bildikten sonra içlerimizin soğumamasına yeter de artar bile. Belki o zaman bir nebze olsun onlara dua ederek uykuya dalmak iyi gelir içlerimize...

Her şeye rağmen, umutla ve içimizdeki iyilik gücü ile yola devam...

Ancak böyle özelliklerimizi kaybetmeden, vicdanlarımızı pırıl pırıl tutarak insan kalabiliriz...

Ben inanıyorum bu platformadaki tüm annelerin, babaların kalbide, elide Van’a uzanacak...

Özlen ben, kendince ve kendi halinde...

False