GeriNuran ÇAKMAKÇI Lisenin Vasat Öğrencisi, Bilim Dünyasının Parlak İsmi Oldu
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Lisenin Vasat Öğrencisi, Bilim Dünyasının Parlak İsmi Oldu

Geçtiğimiz günlerde müthiş bir insanla tanıştım. Mehmet Toner. Siz onu kanser tanısı için mikroçip bulan ve bu alanda çığır açan profesör olarak tanırsınız.

Geçtiğimiz günlerde müthiş bir insanla tanıştım. Mehmet Toner. Siz onu kanser tanısı için mikroçip bulan ve bu alanda çığır açan profesör olarak tanırsınız.

Prof. Dr. Toner, kandaki kanserli hücreleri kredi kartı büyüklüğündeki mikroçiple basit ve zaman almadan, en önemlisi ameliyata gerek kalmadan tarayan bir yöntem geliştiriyor.

Mütevazı, müthiş bir beyin. Ama beni ilgilendiren tarafı hikayesi. Yani çocukluk ve gençlik yılları.

Mehmet Toner, ilkokul ve ortaokulda vasat bir öğrenci iken Fransız okulundaki matematik öğretmeni onun hayata bakışını değiştiriyor. Kendi deyimiyle, okulun sonuncuları arasında müdürün ters baktığı öğrenci iken bugün dünyanın gıpta ile baktığı bir bilim adamı oluyor.

Lisede matematiği seviyor, sonra da araştırmaya yöneliyor. Tıp isterken, eğitim sistemimizin karmaşıklığı ve yanlışlığı nedeniyle İTÜ Makine Mühendisliği’ne girmek zorunda kalıyor.

İTÜ’de de iki hocasının yakınlığı ve onu keşfetmesiyle laboratuardan çıkmıyor. Daha üniversite öğrencisi iken yaptığı araştırmaları uluslar arası dergilerde yayınlanıyor. Sonrası, bugün tıp alanında önemli bir çalışmaya imzasını atarak, dünyaya ismini duyuruyor.

Bütün bunları dinlerken ister istemez oğlumu, çevremdeki çocukları ve daha birçok öğrenciyi düşünüyor insan. Tembel damgası yapıştırılarak, “bundan adam olmaz” denen onlarca, yüzlerce çocuk gözümün önüne geliyor. Mehmet Toner de, onlardan biriyken bir hocasının desteği ile bugün bambaşka bir insan haline geliyor.

ÖSS engeli nedeniyle istediği bölüme giremeyen ve o alanda okuyamadığı için hayata küsen kim bilir kaç öğrenci var?

Herkes Prof.Dr. Mehmet Toner kadar şanslı olamıyor. Karşısına iyi bir öğretmen çıkmıyor. Türkiye’deki sistemden dili yandığı halde Amerika’da giremediği bölümde profesör olamıyor.

Acaba zaman zaman çocuklarımıza biz anneler, eğitimciler haksızlık yapmıyor muyuz? Kim bilir kaç çocuk Prof.Dr. Toner gibi bir yere gelmesi gerekirken, keşfedilmediği ya da destelenmediği için başka yollara sapıyor. İçimizdeki kaç cevheri böyle kaybediyoruz?

Anne babalara belki çok iş düşüyor, ama eğitimcilerin bence daha fazla sorumluluk almaları gerekiyor.

False