GeriNuran ÇAKMAKÇI Çocukla çatışma
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Çocukla çatışma

Bu aralar ne yapsam, ne söylesem bizim ergen irisi ile çatışıyoruz.

Bu aralar ne yapsam, ne söylesem bizim ergen irisi ile çatışıyoruz. Uyuması, uyanması, yemek yemesi, ders çalışması hepsi çatışma konusu. Sadece bizimle değil, akranlarıyla da zaman zaman çatışıyor. Sadece bunlar bizim evde değil, çocuğu olan her yerde yaşanıyor. Üstelik tüm bunlar yetişkinlerle değil, akranların birbiri arasında da olabiliyor. Sezin Okulları Rehberlik Koordinatörü İlknur Karabel ile karşılaştığımda ilk sorduğum soru da “Çocukların çatışması normal mi?” oldu. Karabel’in cevabı ise, “Çatışma, günlük yaşamın doğal bir parçası. Ama, bazen yapıcı, bazen de yıkıcı sonuçları olabilir. Her ne olursa olsun doğru biçimde ele alındığında çocuğun gelişmesi, olgunlaşması ve öğrenmesi için iyi bir deneyimdir.” dedi.

İçim biraz olsun rahatladı. Karabel, ayrıca “Çatışma yaşayan çocuk hayata daha iyi hazırlanır” diyerek önemli bir mesaj da verdi.

Zaman zaman eğitimcilerle konuştuğumda da çocukların okul bahçesinde, sınıfta, derslikte ve sıklıkla oyun oynarken birbiriyle çatıştığı, tartıştığı anların çok olduğunu, bunun da normal olduğunun altını çiziyorlar. Sorunlarını çoğu zaman çözemiyor, ya da yıkıcı yöntemlerle başvuruyorlarmış. Özellikle kendi aralarındaki çatışma da ilkokul öncesi dönemde çok yaşanabiliyormuş. Çünkü, bu dönemde başkalarının varlığını, onların istek ve ihtiyaçlarının kendisi kadar önemli olduğunu fark etmeye başlıyorlarmış.

Tahmin ettiğiniz gibi en çok sorun da oyuncak paylaşımı imiş. Bu arada arkadaşlarını ve öğretmenin ilgisini paylaşmada sıkıntı ya da kıskançlık yaşadıkları bunu çatışma haline dönüştürdükleri de sık rastlanıyormuş.

Bizim gibi ergenlik döneminde hassas bir sürece girdiklerinden zaman zaman kendi yaşıtlarıyla olduğu kadar yetişkinlerle ve özellikle anne babalarla çatıştıkları da en sık görülen durumlarmış. Bu dönemde duyguları yoğunlaşıp, öfke ve yıkıcı tavırlar sergilemelerinin nedeni yoğun duygu durumlarıymış.

Bütün bunları görünce ister istemez İlknur Karabel’e şunu sordum. “Çatışmadan çocukları uzak tutmak doğru mu?” cevabı şu oldu:

“Her anne baba çocuğunun geleceği için çırpınır. Onları hayata her açıdan hazırlamak ister. Kuşkusuz hayata hazırlık sadece belli imkanlar, eğitimler ve ortam sağlayarak olamaz. Tüm bunları kullanabilmek için de yaşam becerileri dediğimiz beceriler kazanmak gerekir. İşte çocukları çatışmadan, sorunlardan uzak tuttuğumuz zaman onların sorun ve çatışma çözme becerilerini maalesef geliştiremiyoruz. ”Mutlu olsunlar, üzülmesinler, sorun yaşamasınlar” diye düşünüp onları hayatın kaçınılmaz olgularından uzak tutmaya çalıştığımız ölçüde, bunlarla baş etme becerilerinin gelişmesini engellediğimizi unutmamalıyız.”

Yani kıssadan hisse, onları koruma çemberimiz içine alırken, geleceklerini etkileyecek adımlar atmayalım, nasıl onların yerine beslenmiyor, su içmiyorsak, onların sorunlarını kendimiz de çözmeyelim. Bırakın akranları arasındaki sorunları kendileri çözsün, çaba harcasın.

Çocuklarımızın karşısındakinin sorununu dinleme ve empati kurmalarını sağlayalım. Kendi duygu ve isteklerini kendileri ifade etsin, sevdikleri için çaba göstermeyi öğrensin.

Fiziksel ve duygusal şiddete başvurmadan sorun çözmeyi küçük yaşta öğrensinler ki, gelecekte bir duygu canavarına dönüşmesinler.
Bir sorun yaşadıklarında önce sakinleşmeyi, sonra empati kurmayı öğrensinler. Çok sıkıştıklarında problemi çözmek yerine, o problemi nasıl çözecekleri konusunda ipuçları vermek yeterli olacak sanırım.

False