GeriNilay Uzun İnan Siz de onunla dünyayı gezmek ister misiniz?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Siz de onunla dünyayı gezmek ister misiniz?

Siz de onunla dünyayı gezmek ister misiniz?

Afrika’dan Maldivler’e kadar ayak basılmadık yer bırakmadı.

Ekranların en hareketli gezi-belgesel programı ile bizlere dünyayı gezdiren Özlem Tunca, macera dolu yolculuklarıyla her pazar Kanaltürk ekranlarında karşımıza çıkıyor. Bilmediğimiz ülkelerin, bilmediğimiz yaşamlarını “Dünyayı Geziyorum” ile evlerimize taşıyan sunucumuzun gerçek hayatta da programdaki kadar doğal olup olmadığını merak ettik ve onu daha yakından tanımak, sizlere de tanıtmak istedik.

Özlem Tunca, 1985 İzmir doğumlu. Kıbrıs Girne Amerikan Üniversitesi Radyo, Televizyon, Sinema Bölümü’nden mezun. Röportajımızda, üniversitede okurken erken yaşta başladığı iş hayatının şu an onu buralara getirdiğini belirtiyor. Daha önce birçok kanalda sunuculuk yapan Tunca, aynı zamanda SAKM’de (Sadri Alışık Kültür Merkezi) oyunculuk eğitimi de almış. İnsanın daima kendini geliştirmesinden yana olduğunu söyleyen sunucumuz, aynı zamanda programda göründüğü gibi çok doğal ve sıcakkanlı. Röportajımız esnasında programının takipçilerinden aldığı övgü ile yüzü kızaracak kadar mütevazi Tunca’ya, onun hakkında yapılan olumlu ve olumsuz eleştirileri sorduk ve hem programını hem de özel hayatını konuştuk.

Röportaj: Nilay Uzun İnan

Ana sayfa fotoğraf: Merve Hazinedaroğlu 


“YAKLAŞIK 2,5 YILDIR DÜNYAYI GEZİYORUZ”

Siz de onunla dünyayı gezmek ister misiniz

Daha önce birçok televizyon programında yer aldınız peki oyuncu olarak hangi dizilerde görmüştük sizi hatırlatır mısınız?

Oyunculuk konusunda kısa bir tecrübem var aslında. Çolpan İlhan ve Kerem Alışık’tan oyunculuk eğitimi aldıktan sonra Türker İnanoğlu oyunculuk kapılarını açtı bana. Cennet Mahallesi, Gönül Salıncağı ve Tatlı Bela Fadime dizilerinde rol aldım.

“Özlem Tunca ile Dünyayı Geziyorum” programı başlayalı ne kadar süre oldu?

Yaklaşık 2,5 yıldır dünyayı geziyoruz. Çalıştığım ekip çok iyi, hepimiz 24 saat çalışıyoruz ve ortaya güzel bir şeyler çıkarmaya çalışıyoruz.

Bu program nasıl ortaya çıktı peki?

Yönetmenimiz Yasin Bey’le Ankara’da başka bir projede beraber çalışıyorduk. Ben zaten her zaman gezi programı yapmak istiyordum. Türkiye’den başladık, tırnaklarımızla kazıya kazıya buralara geldik. Daha iyisi de olur inşallah, insan kendini geliştirmeli hiçbir zaman “Ben oldum” dememeli.


“BURADA NASILSAM EKRANDA DA ÖYLEYİM”

Siz de onunla dünyayı gezmek ister misiniz

Programı hazırlama süreci nasıl gerçekleşiyor?

Gideceğimiz ülkeye ekip arkadaşlarımızla karar veriyoruz. Ayrıca izleyicilerden gelen istekleri de mutlaka değerlendiriyoruz. Kameramanımız, yönetmenimiz ve ben gidiyoruz. Ülke seçiminde iklim çok önemli, izinler almak gerekiyor. O ülkeyle ilgili araştırmayı internetten yapıyoruz, tur rehberimiz de aydınlatıyor bizi. Bir bölüm çekimi üç gün, montaj da ayrıca üç gün sürüyor, bir program tam bir haftamızı alıyor. Gittiğimiz yerler uzaksa 9-10 gün kalıyoruz. Yönetmenimiz çok disiplinli, sabaha karşı saat 05,30 gibi kalkıyoruz akşam hava kararana kadar çalışıyoruz. İzleyicilerden güzel tepkiler aldıkça da bu yorgunluğumuz geçiyor.

Çok doğal bir sunumunuz var gerçekten, nasıl eleştiriler alıyorsunuz? İngilizcenizle ilgili bazı olumsuz eleştiriler var, neler söylemek istersiniz?

Tabii ki herkes eleştirecek ama ben olumlu eleştirilerin yanındayım. Ben burada nasılsam ekranda da öyleyim. Zaten bu doğallık izlettiriyor diye düşünüyorum. İngilizce konusuna gelince, İngilizce konuşmayı biliyorum ama bizim konuştuğumuz insanların çoğu kırsal kesimden oluyor. Ben de onlarla daha rahat ve basit konuşuyorum. Ama yönetmenimizle beraber bu durumun montajda da çok vakit kaybettirdiğini gördük ve Türkçe seslendirmeye başladık.


“UZUN BOYUNLULAR KABİLESİ ÇOK İLGİNÇTİ”

Siz de onunla dünyayı gezmek ister misiniz

Gittiğiniz ülkelerde başınıza ilginç olaylar geldi mi? Biraz maceralarınızı konuşalım istiyorum.

İlk bölümler, tecrübesiz olduğumuz için biraz heyecanlı geçti ama şanslı olduğumuz taraflar da vardı. Mesela ilk bölüm, Tanzanya’ya gittik ve bir beyle karşılaştık, oranın en büyük tur firmasının sahibi çıktı ve bize sponsor oldu (gülüyor).

Kuzey Tayland’da Uzun Boyunlular Kabilesi vardı, o program çok farklıydı. Onları boyunlarından çıkarmıyorlar, kasları gelişmediği için çıkardıkları zaman boyunları kırılıyor. Bundan çok etkilendim.

Vietnam’a gittik, vizemiz yoktu. Gitmeyin, almazlar komünizmle yönetilen ülke dediler. Dinlemedik, gittik (gülüyor). Orada çekim yapıyoruz, paralarını tanıtıyoruz tam o esnada yanımıza polis geldi ve bizi sorguya götürdüler. Kameramızı mühürlediler. Polise çektiğimiz görüntüleri gösterdik, eski programları izlettik, polisin de hoşuna gitti tabii sonra bizi bıraktılar.

Uganda’da da talihsiz olaylar yaşadık. İner inmez bizi otele götürmesi için bindiğimiz araç yanlıştı. Sabaha karşı saat 03.00, tanımadığımız bir insan, bizi bir yere götürüyor. Çok korkmuştuk neyse ki yanlış anlaşılma olmuş ve sonra otelimize kavuştuk. Sonra orada çekimlerde Nil Nehri’nin kıyısındayız. Otel yok, çadırda kalıyoruz. Saat 18.00’den sonra elektrikler gidiyor, sabah geliyor. Gaz lambaları vardı resepsiyonda ben de onu alıp tuvalete koydum ışık olsun diye. Kaldığımız çadır biraz yüksekteydi, altımızda hipopotamlar, timsahlar, çadırda da maymunlar vardı, düşünün böyle bir yer. Tuvalete bir kalktım ve baktım ki yatağımın üstünde yarasalar uçuyor. Otelde çalışan herkes uyuyor, ortalıkta kimse yok. Kameraman arkadaşımızla yönetmenimizin yanına gittim. Onlar da yarasaları umursamıyorlar. Yarasalar gaz lambasına gelmişler meğerse. Bilgisayarı açtım öyle uyuyakalmışım.

Bir de yakın bir zamanda yaşadığımız bir olay var. Kenya’da safari yapıyorduk. Erkek aslanlar gördük. Aslanların yanı başında çamura saplandık ve aracımız yan durdu, o şekilde kaldık. Aslanlarla burun burunayız. Şoförümüz “Arabadan inip lastiği çıkarmak zorundayım” dedi. Başka bir araba geldi, aslanları kapattı. Aslanları da kızdırmıştık zaten görüntü çekmek için. Gerçekten çok korktum arabadan inmesine. Hepimiz çok korktuk neyse şansımız varmış, bir şey olmadan atlattık.


“TİTİZ BİR İNSAN BU PROGRAMI YAPAMAZ”

Siz de onunla dünyayı gezmek ister misiniz

Çok titiz değilsiniz herhalde çünkü titiz biri bunlara katlanamaz değil mi?

Evet, çok titiz bir insan bunları yapamaz. Ben macerayı seviyorum. Gezdiğim yerleri tanıtmak bana çok keyif veriyor. Yeni yerler keşfetmek, yeni insanlar ve kültürleri tanımak hoşuma gidiyor. Yöresel tatları severim. Yemediğim yemekleri yemeye başladım bu programla beraber.

Survivor’a katılabilir misiniz mesela?

Bilemiyorum, açlığa dayanamam ama düşünürüm tabii ki.

En çok gitmek istediğiniz yer neresi?

Ben uzayı görmek istiyorum ne yalan söyleyeyim (gülüyor). Singapur, Hong-Kong, Kuzey Amerika’ya da gideceğiz. Ben her yerden keyif alıyorum açıkçası.

Hangi ülkeler daha çok izleniyor?

Değişiyor izlenme durumu. Genel anlamda Uzakdoğu ve Maldivler gibi tropik adalar, daha çok ilgi çekiyor.


“YÖNETMENİMİZLE 7 TEMMUZ’DA EVLENİYORUZ”

Siz de onunla dünyayı gezmek ister misiniz

Bu işi yaparken özel hayat biraz geri planda kalıyor olmalı. Erkek arkadaşınız var mı, ilişkinizi nasıl yürütüyorsunuz?

Özel hayat olmuyor tabii ama bu benim için bir sorun teşkil etmedi çünkü yönetmenimizle nişanlıyım. 7 Temmuz’da da düğünümüz olacak (gülüyor).

Yurt dışında sürpriz bir düğün bizi bekliyor o zaman.

Evet, izleyicilerimize de bir sürpriz yapacağız. 7 Temmuz’da yapacağımız düğünümüzü, 14 Temmuz’da programımızda göstereceğiz. Şimdilik bu kadarını söyleyebilirim.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Bu programla yeni turizm kapıları açıyoruz, bu bizi çok mutlu ediyor. Her ülkede Türklerle karşılaşıyoruz. Daha çok çalışıp, çok daha güzel işler başaracağımıza inanıyorum.

Bu keyifli sohbet için Özlem Tunca’ya çok teşekkür ediyoruz.

False