GeriNilay Uzun İnan “10 yaş altı çocuklara gizlice öpüşün” deniliyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

“10 yaş altı çocuklara gizlice öpüşün” deniliyor

“10 yaş altı çocuklara gizlice öpüşün” deniliyor

Çocuğunuzun ne yaptığından “haberiniz var” mı?

“Ben kendimi bildim bileli yazıyorum” diyen Ömür Kurt, küresel çizgi film ve bilgisayar oyunlarının çocuklarımızı ve gençlerimizi olumsuz etkilediği yolundaki tartışmaları, ‘Küçük Adamlara Büyük Oyunlar” adlı kitabında masaya yatırıyor. İşte hem çocuklarımızı tehdit eden oyunlardan görsellerle hem de araştırmalara dayanan bilgilerle dolu keyifli röportajımız…


"ÇOK KÜÇÜK YAŞLARDAN BERİ YAZIYORUM"

“10 yaş altı çocuklara gizlice öpüşün” deniliyor

Öncelikle sizi kısaca tanıyalım. Biraz kendinizden bahseder misiniz, yazarlığa uzanan hikayenizi dinleyebilir miyiz?

Ben kendimi bildim bileli yazı yazıyorum. Çok küçük yaşlardan beri şiirler karalarım, kısa öyküler yazarım. Çocukluğum Samsun’un vadilerinde geçti, mevsimleri dolu dolu yaşadım, kırlarda koşup oynadım, doğayı tanıdım ve karların arasından yüzünü gösteren çiçekleri, toprağın altından yollar açan kır hayvanlarını ve rüzgârların en şiddetli hallerini izledim. Yazı yazmaya başlamak için bunlar yeter de artar bile! Doğa başlı başına bir ilham kaynağı, bir şeyler anlatmak isteyen biri için.


“DÜNYA İKİYE BÖLÜNMÜŞ DURUMDA: SÖMÜRENLER VE SÖMÜRÜLENLER”

“10 yaş altı çocuklara gizlice öpüşün” deniliyor

Bu son kitabınız “Küçük Adamlara Büyük Oyunlar”dan önce kaç tane kitap çıkardınız, ağırlıklı olarak hangi konulara değinmeyi tercih ediyorsunuz?

“Küçük Adamlara Büyük Oyunlar” benim üçüncü kitabım. İlk kitabım, bir şiir kitabıydı. Sonrasında ise kültürel yozlaşmayı anlatan ve bir araştırma-söyleşi kitabı olan “Banu Avar’la Konuşma: Kültürel Soykırım” adlı kitabımı yayımladım. Uzun yıllardır, kültürel incelemeler ve küreselleşme adı altında toplumlara emperyalizmin dayatılması ve olağanlaştırılması konusu üzerine düşünüyorum. İletişim Fakültesi mezunu olmam da tüketim kültürü ve popüler kültür üzerinde düşünmemde etkili oldu. Dolayısıyla insanları nasıl kalıplara soktukları, altı zengin üstü fakir coğrafyaların insanlarının neler çektiğini anlatmak, adaletsizlikleri göstermek amacındayım. Dünya ikiye bölünmüş durumda: Sömürenler ve sömürülenler… Çok acı bir tablo var ve herkes ‘demokrasi’ adına güçlü ya da gözde olanın yanında olmayı tercih ediyor. O halde sömürgeciliğe karşı savaşmak gerek! Zaten tarihimiz de bize bunu öğretti! Önce kendimiz olmanın yollarını aramak için çok okumak, yazmak ve araştırmak şart.

Son çıkan kitabınız Küçük Adamlara Büyük Oyunlar’ı yazma fikri nereden çıktı? İçerik, araştırmalara da dayanıyor, hazırlama süreci çok uzun muydu?

Bu kitap, 3 yıllık bir araştırmanın ürünü… Kitaptaki her şey belgeli! Ben uzun yıllardır çocuk ve gençlerle ilgili yayınlar yapan biri olarak, onların üzerine ne gibi oyunlar oynandığını gördüğüm için ailelerin ve özellikle eğitimcilerin de görmesini istedim. Çünkü onlara masum gelen şeyler, aslında o kadar da masum değiller! Çocuğunu televizyona ya da bilgisayara emanet eden ebeveynler, onların neler yaptığından habersizler… Ben de bu kitapla “Haberiniz olsun” demek istedim.


“TOPLUMU MIŞIL MIŞIL UYUTUYORLAR”

“10 yaş altı çocuklara gizlice öpüşün” deniliyor

Kitabınızda küresel çizgi film ve bilgisayar oyunlarının çocuk ve gençler üzerindeki olumsuz etkilerine değiniliyor. Peki, yurt dışı ile Türkiye’yi değerlendirecek olursanız nasıl farklılıklar gözünüze çarpıyor?

Ben bu kitabı Türk çocukları için yazdım ama aslında tehlike tüm çocuklar için… Düşünün ki eskiden çocuklar kendi oynayacakları oyunları kendileri üretip oynuyorlardı ve bu oyunların içinde şiddet, tecavüz, intikam, kan, vahşet ya da dini istismar yoktu. Oysaki şimdi, onların izledikleri çizgi filmleri ya da oynadıkları bilgisayar oyunlarını büyükler üretiyor ve bu ürünlerin pek çoğu, çocukların dünyası kadar masum değil! Sorun da burada… Büyükler, kendi ideolojilerini, vermek istedikleri alt mesajları bu ürünleri kullanarak çocuk ve gençlere aktarıyorlar. Ailelerin de bunlardan hiç haberi olmuyor. Yani toplumu mışıl mışıl uyutuyorlar.


“TEK TİPLEŞTİRME SÖZ KONUSU”

“10 yaş altı çocuklara gizlice öpüşün” deniliyor

Oyunlarda ve çizgi filmlerde çocuklar kullanılarak birçok mesaj verildiğini, siyasi ve kültürel propaganda yapıldığını yazmışsınız. Bu durum şu an için nasıl bir tehdit oluşturuyor sizce?

Türkiye’deki çizgi filmlerin ve bilgisayar oyunlarının çok büyük bir bölümü yurt dışı kaynaklıdır ve aslında başka kültürlerin çocukları için üretilmişlerdir. Günümüzde daha yayılmacı bir politika izlense de köken olarak herkes kendi kültürünü, ürününün içine işler. Bu anlamda baktığımızda bile başka kültürleri ve yaşam tarzlarını öğrenmekten öte, büyük bir tek tipleştirme söz konusudur. Herkes aynı şeyleri izlemekten hoşlansın, aynı şekilde giyinsin, aynı tür yiyecekleri yesin… Örneğin; çizgi filmlerde en çok kullanılan yiyecek türü hazır yiyeceklerdir. Hamburger, patates kızartması ya da pizza! Üstelik bunlar sağlıksız olduğu kadar Amerikan yiyecek zincirinin en önemli halkalarını oluştururlar. Yapılan araştırmalarsa çocukların en sevdikleri yiyeceklerin başında bu tür hazır gıdaların geldiğini gösteriyor. Bu durumun oluşmasında çizgi filmlerin ve bilgisayar oyunlarının payı büyük! Örnekleriyle kitabımda da anlattım…


“ÇOCUKLAR ‘OYUN OYNAMASIN’ DEMİYORUM”

“10 yaş altı çocuklara gizlice öpüşün” deniliyor

Peki, gerçekten sizce çocuklar çizgi filmleri izlememeli mi, oyun oynamamalı mı? Ne kadar izleneceğine ve oynanacağına aileler ne ölçüde karar verebilir, çocuklarını nasıl ikna edebilirler?

Hayır… Söylediklerim, “kimse bir şey izlemesin”, “oynamasın” ya da “kendini dünyaya kapatsın” şeklinde algılanmamalı. Aksine izlemeliyiz ancak ne izlediğimizi bilerek izlemeliyiz. Oynayacağımız oyunları da seçebilmeliyiz. Düşünün ki bir anne, çocuğuna yatmadan önce güzel masallar anlatıyor, onu iyi bir insan olarak yetiştirmeye çalışıyor ama o çocuk sabah uyandığında küfürbaz bir çizgi film karakterini seyrediyor; GTA denilen, içinde hırsızlık, şiddet, uyuşturucu, kumar, küfür, içki ve cinsellik barındıran araba hırsızlığı oyununu oynuyor. Çoğu kez bu oyunlar, anne babaların söylediklerinden daha etkili oluyor. Dolayısıyla bir anne ya da baba çocuğunun bilgisayar başında neler yaptığını, hangi oyunu oynadığını, hangi çizgi filmi izlediğini bilmeli ve ona göre sınırlar koymalı.


“OYUNLARDA İYİ OLAN HEP AMERİKA’DIR”

“10 yaş altı çocuklara gizlice öpüşün” deniliyor

Peki ya, propaganda?

Özellikle bilgisayar oyunlarının içinde savaş propagandası vardır ve iyi olan hep Amerika’dır. Oyunu oynayan çocuk ve gençler Amerikan askeridir. Kötü olan Doğulu halklardır. Onlar barbar, terörist ve yamyamdır. Dolayısıyla oyunlarla verilen mesaja göre; “özgürlükler ülkesi Amerika”nın Afganistan’ı ya da Irak’ı işgal etmesi “hak”tır! Generals (Generaller) adlı oyundan tutun da Call of Duty (Göreve Çağrı) oyununa kadar bu mesaj işlenir. Geleceğimizin büyükleri olan çocuklar, bu şekilde savaşlara, işgallere hazırlanıyor, her türlü ölüm, katliam ve kan olağanlaştırılıyor. “Arap Baharı” sürecinde de gördük bunu. Daha Ortadoğu’yu şekillendirme projesi başlamadan önce “Diktatörü İndirin”, “Kaddafi’yi öldürün” oyunları her yerdeydi. Şimdi de “Esad’ı öldürün” oyunları her yerde…


“BİZİM ÜLKEMİZ DE HAREKETE GEÇMELİ”

“10 yaş altı çocuklara gizlice öpüşün” deniliyor

Çocuklar birçok kavramı oyunlar içerisinde öğreniyorlar. Bu da dil gelişimlerini, toplum olarak kültürel seviyemizi oldukça etkiliyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Eğer oyunlar doğru bir şekilde kullanılırsa oldukça eğitici ve öğretici olabilir. Bence bizim ülkemizde de düzenli bir şekilde oyun üretilmelidir. Doğru mesajları olan, psikologların, pedagogların ve uzman eğitimcilerin de sürece dâhil olduğu, çok önemli işler ortaya çıkarılabilir. Dünyadaki tüm gelişmiş ülkeler bilgisayar oyunlarına dünya kadar para aktarıyor, bu konularda üniversitelerinde araştırmalar yaptırıyor ama bizim ülkemizden hiçbir hareket yok. Bu çok acı bir durumdur.


“ÇOCUKLAR CİNSELLİĞE ÇOK ERKEN ALIŞTIRILIYOR”

“10 yaş altı çocuklara gizlice öpüşün” deniliyor

Oyunlardaki ve çizgi filmlerdeki cinsellik hakkında neler söylemek istersiniz?

Bu çok önemli bir konu… 10 yaş altı çocuklar için üretilen çizgi film ve bilgisayar oyunlarının içinde sürekli cinsellik konusunun işlenmesi üzerine çok düşünülmesi gereken bir konu! Henüz gelişim evresinde olan bir çocuğa neden sürekli “öpüş, kaçamak yap, aldat, gizlice seviş” deniliyor? Öpüşme oyunları her yerde, kıyafet giydirme oyunları çocuk çıplaklığı üzerine kurulu… Dünyadaki ergenlik yaşı hızla düşüyor. Bunun sebeplerinden biri de çocukların cinselliğe erken alıştırılması. Dünyadaki en büyük para akışı; silah ticareti, uyuşturucu ve porno ticaretinden geliyor. Bu nedenle bilgisayar oyunları ve çizgi filmlerde de bu mesajlar işleniyor. Kitabımda belgeleriyle anlattım.


“AİLELER BU KİTAPTA NE YAPACAKLARININ YANITINI BULABİLECEKLER”

“10 yaş altı çocuklara gizlice öpüşün” deniliyor

Son olarak aileler bu kitaptan neler öğrenecekler ve yeni bir kitap gelecek mi bundan sonra?

Kitapta “Ne yapmalı?” sorusuna da yanıt arıyoruz. Dolayısıyla aileler, ne yapmaları gerektiğinin yanıtını bulabilecekler. Ayrıca bu kitapta çoğu kez fark etmediğimiz şeyler de yer alıyor. Bu nedenle bütün anne baba ve eğitimciler bu kitabı okumalı, incelemeli. Bu konuların üzerine tartışılmalı! Çünkü olay tek yönlü değil. Çözüm önerileri de üretmek gerek. İş sadece emperyalizm ve propaganda da değil. İşin içine oyun bağımlılığı da giriyor, cinsel sömürü de giriyor, ekonomik beklentiler de giriyor. Bu konunun derinlemesine irdelenmesi gerekiyor. Çünkü bu yolla derin bir beyin işgali gerçekleştiriliyor. Yeni bir kitap çalışmam olacak ve bu yeni kitapta da kültürel soykırım düzeneğinin başka bir yönünü ele alacağım.  

Değerli paylaşımlarından ötürü Ömür Kurt'a çok teşekkür ediyoruz.

Röportaj: Nilay Uzun İnan

Fotoğraf: Merve Hazinedaroğlu

False