GeriNevşah Fidan Karamehmet Derin nefes ve anksiyete ilişkisi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Derin nefes ve anksiyete ilişkisi

Yerinizde otururken, sadece psikolojik bir durum sebebiyle, psikolojik nefes açlığınız olduğu için derin nefesler alıyorsanız...

Ortada hiçbir fiziksel sorun yokken derin nefes almak istiyorsanız, vücudunuz size alarm veriyor olabilir. Durumu geçiştirip, anksiyete ve depresyona teslim olmayın.

Hepimiz hızlı bir hayatın içindeyiz. Bir yandan da büyük bir çoğunluk yavaşlamak, sadeleşmek, huzurlu anları çoğaltmak istiyor. Tam da bu konuda "Belki de aradığınız şey dışarıda değil, sizin içinizdedir" diyor ve nefesten ve özellikle de anksiyete ile nefes ilişkisi hakkındaki önemli noktalardan bahsetmek istiyorum.

NEFES AÇLIĞI PSİKOLOJİK BİR PROBLEMDİR

Anksiyete, sürekli ve aşırı endişe durumu olarak tanımlanıyor ve kişilerin yaşamlarını olumsuz etkiliyor. Anksiyete rahatsızlığı olan kişilerin aynı zamanda 'derin nefes alma ihtiyaçları' olduğunu da herhalde herkes biliyordur. 'Nefes açlığı' ile 'solunum açlığı' iki farklı durumdur. Solunum açığı akciğerlerinizde veya kalbinizde yaşanan gerçek bir problem nedeniyle oluşur. Oysa birçok kişinin deneyimlediği nefes açlığı daha çok psikolojik bir problemdir. Solunum sistemine destek olmaktan ziyade zarar verir. Aslına bakaranız psikolojik açlık sebebiyle nefesimize yaptığımız her tür müdahale solunum fizyolojimizi bozar.

DERİN NEFESİN NEGATİF ETKİSİ

Anksiyete ve depresyon teşhisi konan kişilerin tamamında aynı zamanda derin nefes alma ihtiyacı yani disfonksiyonel nefes alışkanlığı görüyoruz. Ve bu durumun hastalığın oluşmasının, artmasının ve kalıcı hale gelmesinin altında yatan sorun olduğunu biliyoruz. Eğer ciddi şekilde, spor müsabakasına katılmıyorsanız derin nefes almanız için hiçbir organik sebep yoktur.

Yerinizde otururken, ortada organik bir durum yokken sadece psikolojik bir durum sebebiyle, psikolojik nefes açlığınız olduğu için derin nefesler alıyorsanız bu sizi solunum alkalozuna sokacak, vücut pH'ınızı değiştirecek, bu da da anksiyete, panik atak, endişe gibi negatif duygusal durumların tetiklenmesine neden olacaktır.

Bedenimizdeki solunum sistemi, beyin sapı refleksi olarak mükemmel çalışır. Beynimizdeki reseptörler, solunum sistemimizdeki değişiklikleri algılayarak, sinir sistemimiz vasıtasıyla diyafram kaslarımız başta olmak üzere solunum sistemimizdeki kasları yönetir ve nefes alma davranışı refleksif olarak değişir. Solunum kimyamızı dengelemek için nefes almayı durdurabilir, hızlandırabilir, yavaşlatabilir. Bunların hepsi solunum kimyamızdaki mükemmel dengeyi korumak içindir. Ancak biz nefese müdahale ettiğimizde, psikolojik bir nefes açlığı ile aşırı nefes aldığımızda, bedenimiz refleksif olarak nefesi kestiği anda kendi kendimize "Nefes almıyorum, nefes almam lazım" diyerek nefes almaya başladığımız anda kendimizi birçok sağlık problemini tetikleyen hipokapni (kanda karbondioksit azlığı) durumunun (solunum alkalozu) içine sokarız. Anksiyete, depresyon ve endişe bu problemlerden sadece birkaçıdır. Nefes hakkında "Daha derin almamız lazım, nefes almayı hatırlamamız lazım, nefes kontrolü iyidir" gibi yanlış inançları bırakmadığımız müddetçe disfonksiyonel alışkanlıkların sebep olduğu veya artırdığı bu tür durumları yaşarız.

ZİHİNSEL TELKİNLER

Kişiler stresli, kaygılı olduklarında derin nefes almaya başlamak yerine "Ben iyiyim. Şu anda zaten iyi nefes alıyorum, daha derin nefes almama gerek yok " gibi zihinsel telkinler yapabilirler. Nefes, iyi hissetmemizi, mutlu, sağlıklı olmamızı sağlayan, dünyadaki hiçbir şeyle, hiçbir metotla kıyaslanmayacak kadar güçlü ve mucizevi bir araçtır. Bunu unutmayalım. Evet, zaman zaman hepimiz korkabiliriz, endişe ve paniğe kapılabiliriz. Ama mutlu bir yaşam, bilinçli bir seçimdir. Bizler neye niyet eder, neyi istersek zihnimiz de o yönde çalışmaya başlar ve bize yol gösterir.

False