GeriMustafa Bahçeci Tüp bebek gebeliklerinde doğum şekli nasıl olmalı?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Tüp bebek gebeliklerinde doğum şekli nasıl olmalı?

Tüp bebek gebeliklerinde doğum şekli nasıl olmalı?

Üremeye yardımcı tedavi yöntemlerinden biri olan tüp bebek tedavisi ile hamile kalan anne adaylarının gebelikleri çoğunlukla doğal yollardan elde edilen gebelikler gibi seyreder. Tüp bebek tedavisiyle hamile kalan kişilerin gebelik takibi sırasında herhangi bir olumsuzluğa rastlanmaması durumunda normal doğum tercih edilebilir. Anne adayının sezaryen doğum ile şartlandırılmaması gerekir.

TÜP BEBEK GEBELİKLERİNİN NORMAL GEBELİKTEN HERHANGİ BİR FARKI YOKTUR

Toplumda genel olarak tüp bebek gebeliklerinde sezaryen doğum yapılması gerekiyor gibi bir algı var fakat bu doğru bir bilgi değildir. Tüp bebek gebeliklerinin normal gebelikten herhangi bir farkı yoktur. Bu nedenle anne adayının tercihi ve doktorun tavsiyesine göre normal veya sezaryen doğum yapılabilir.

Tüp bebekte normal doğum yapanlar ile doğal yolla elde edilen gebelikte vajinal yolla doğum yapanlar arasında fark bulunmaz. Bu noktada kişinin normal doğum yapıp yapamayacağına gebelik sürecinde karşılaşılan koşullara göre karar verilir. Tedavi sonucu elde edilen ikiz ya da üçüz gebelikler de normal doğum ile sonuçlanabilir. Önemli bir sağlık problemi olmadığı ya da anne adayının sezaryen yöntemini tercih etmediği durumlarda tüp bebek hastaları normal yolla doğum yapabilir. Farklı olarak şunu söylemek mümkün; tüp bebek tedavisi gören kadınların büyük bir kısmı ileri yaş gebeliklerdir. Yaşa bağlı olarak ortaya çıkan diyabet, tansiyon gibi özel durumlar veya birtakım kronik hastalıklar mevcutsa ileri yaş grubu anne adayları sezaryen doğuma yönlendirilir.

ANNE VE BEBEĞİN SAĞLIK DURUMUNA GÖRE HAREKET EDİLMELİ

Sağlıklı bir gebeliğin ortalama 40 hafta sürmesi beklenir. Doğal yollardan elde edilen gebeliklerde gebeliğin başlangıç tarihi, anne adayının son gördüğü adet kanamasının ilk günü olarak hesaplanır. Tüp bebek tedavisiyle elde edilen gebelikte hesaplama ise adet kanamasına göre yapılmaz. Bunun temel sebebi, döllenmenin hangi günde gerçekleştiğinin kesin olarak bilinmesidir. Embriyonun rahme yerleştirildiği tarih son görülen adet tarihinin ilk gününden 2 hafta sonrasına denk gelir. Dolayısıyla embriyonun rahme transfer edilmesinden yaklaşık 38 hafta sonra doğumun gerçekleşmesi beklenir.

Anne adayı ve bebeğin sağlığını ilgilendiren tıbbi zorunlulukların neticesinde yapılan sezaryen doğum ise çoğunlukla gebeliğin 39. haftasında gerçekleşir. Hangi doğum şekline karar verilirse verilsin düşünülecek olan ilk konu anne ve bebeğin sağlığı olmalıdır. Her iki yöntemin de kendine göre olumlu ve olumsuz sonuçları vardır. Doğal doğumun en önemli avantajı doğal ve fizyolojik olmasıdır. Doğum sonrası anne birkaç saat içinde normal aktivitesine dönebilmekte, hastanede kalış süresi son derece kısa olmaktadır. Sezaryenin en önemli avantajı ise bebek açısından riski en aza indirmesidir.

HANGİ DURUMLARDA ZORUNLU SEZARYEN YAPILIR?

  • Bebeğin yan, makat ya da çapraz gelmesi durumunda
  • Plasentanın rahim ağzını tamamen kapatması halinde
  • Plasentanın erken ayrılması durumunda
  • Bebeğin kafası ile anne adayının kemik yapıları arasında uyumsuzluk görüldüğünde
  • Miyom ameliyatı gibi rahime yönelik kesiler olduğunda
  • Herpes enfeksiyonu görüldüğünde
  • Annenin ıkınmaması gereken bazı rahatsızlıklarının olması durumunda (kalp hastalıkları ve beyin anevrizması gibi)
  • Kordon sarkmasında
  • Bebeğin sağlığının tehdit edebilecek durumlarda
  • İkinci gebelik şansı düşük olan ileri yaş annelerde
  • Gebeliğin zor oluştuğu durumlarda doğum şekli zorunlu olarak sezaryen olmaktadır.
False