GeriM. Berk Karaoğlu Depremin çocuk psikolojisi üzerine etkisi-2
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Depremin çocuk psikolojisi üzerine etkisi-2

Depremin çocuk psikolojisi üzerine etkisi-2

Deprem anını yaşayan her insanda farklı düzeylerde kaygı ve korku yaşandığı gözlemlenebilmektedir. Çocuklar da bu grubun içerisindedir.

Yaş grubuna bağlı olarak farklı şekillerde yaşadıkları kaygıları gözlemleyebiliyoruz. Örneğin; uykusuzluk, uyurken anne veya babaya tutunma ihtiyacı, altını ıslatma, parmak emme gibi davranışlar sık rastlanılan davranış örüntüleri arasındadır. Bunlara ek olarak, okul başarısında düşüş, okula gitme isteğinde azalma, huzursuzluk gibi durumlar da gözlemlenebilir ve hatta yaşanılan depremden 1-2 ay sonra da ortaya çıkabilir. Bu tarz travmatik durumlarda, ailelerin tutumları daha önemli ve dikkat edilmesi gereken bir durum haline geliyor. Her zaman söylediğimiz gibi, çocuklar neyi görürlerse onu öğrenir ve uygularlar. Deprem gibi travmatik durumlarda, aile bireylerinin yaptığı açıklamalar da haliyle büyük önem arz ediyor.

Özellikle 6 yaşa kadar çocuklardaki kaygı durumunu çok daha fazla önemsemek ve durumun ciddiyetini ve tehlikesini anlamasına yardımcı olmak gerekiyor. Acısını ve üzüntüsünü anladığınızı ve bu duyguları paylaştığınızı ifade etmek önceliğiniz olması gerekirken, bu üzüntü ve korkunun belli bir süre sonra hafifleyeceğini de belirtmek gerekiyor. Çocuklar için ebeveynlerin mizacı çok önemlidir. Ne kadar dikkat edilse de bu tarz yaşanan olumsuz durumlarda ebeveynler duygularını belli edebilirler. Bu noktada öncelik olarak kendilerinin destek alması daha anlamlı olacaktır. Çocuklar için ise oyun terapilerinin olumlu etkisi olduğu gözlemlenebilmektedir. Çocukların, oyun oynamasına, resim çizmelerine ve çeşitli günlük aktivitelerine devam etmelerine izin vermek de yaşamın normale döndüğü hissini yaratacak ve onlara iyi gelecektir.

Depremin doğal bir afet olduğunu, biz insanlar olarak sadece tedbirler alabileceğimizi çocuklarımıza anlatmak da önemli bir noktadır. “Allah bizi cezalandırıyor.” tarzındaki 'aşırı dışsallaştırma’ çocuklarda gelişmekte olan 'yaadalet ve haklılık kavramlarına’ zarar verdiği düşünülmektedir. Ölüm gibi soyut kavramları anlatmak ne kadar güç olsa da yanlış anlaşılabilecek cümleler kurmamaya özen gösterilmelidir. Kaybedilen kişi için “O bulutlarda seni izlemeye devam edecek” tarzındaki cümlelerden kaçınmak anlamlı olacaktır. Ayrıca, deprem öncesinde ve anında yapılabilecek ve alınabilecek çeşitli tedbirler hakkında konuşmak durumun ciddiyetini kavramada etkili olacaktır.

Peki, çocukların psikolojisi için bu kadar dikkat ederken yetişkinler kendi kaygıları ve korkularıyla nasıl başa çıkabilir? Deprem, yaşanılan andan itibaren sonrasında da psikolojik olarak birçok hasar yaratabilmektedir. Görmezden gelmek ve yaşanmamış saymak ruh sağlığı için çok da sağlıklı bir başa çıkma yöntemi değildir. Çünkü sonrasında daha farklı ve belki de daha ağır sonuçlar seyredebilir. Bu anı yaşayan ailenizle, komşularınızla ve arkadaşlarınızla duygularınızı, acınızı, üzüntünüzü paylaşmak iyi gelecektir. Sizle beraber birçok kişinin aynı anı yaşadığını ve benzer veya aynı duyguları hissettiğini bilmek zihindeki yükü biraz hafifletecektir. Yaşanılan durumun zor olduğunu kabul etmek ve toparlanabilmek için bedeninize ve zihninize zaman vermek gerekiyor. Her insanda farklı sonuçlar yaşandığını tekrar belirterek kaygıların ve korkuların devam etmesi ve günlük aktivitelerinize devam edememe durumunda profesyonel psikolojik destek almak anlamlı olacaktır.

False