GeriKenan Barut Çocuklarda azalan solunum yolu enfeksiyonlarının sebebi maske kullanımı mı?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Çocuklarda azalan solunum yolu enfeksiyonlarının sebebi maske kullanımı mı?

Çocuklarda azalan solunum yolu enfeksiyonlarının sebebi maske kullanımı mı?

Koronavirüs pandemisi ile birlikte maskenin rutin yaşamımıza girmesi çocuk acil ve genel pediatri polikliniklerde ciddi oranda solunum yolu enfeksiyonlarının azaldığını görmekteyiz, her yıl sonbahar ve kış aylarında çocuk acillerde sıkça gördüğümüz, solunum yolu sıkışıklığı için nebulizatör tedavisi alan çocukları bu yıl çok az gördük, bu azalmada en etkin faktör tabii ki maskenin rutin hayatımıza yoğun olarak kullanılmasıdır.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) maske kullanımını, enfeksiyonlar dolayısı ile oluşacak risklere karşı çocuklarda da kullanılmasını tavsiye etmektedir. DSÖ’nun bu önerisi ile COVID-19 dahil olmak üzere virüs nedenli birçok solunum yolu hastalıklarının yayılmasını önlenebilecek ve kontrol altında tutabilecektir. Maske kullanımının yanında Fiziksel mesafe, el hijyeni, öksürük, aksırık gibi durumlarda kurallara uyulması ve iç mekanlarda yeterli havalandırma dahil olmak üzere diğer önlemlere de uyulması da ayrıca bu tür enfeksiyonların yayılımını önlemektedir. Unutmayalım ki COVİD-19 pandemisinin hayatımızdan çıkmasının sadece belirli kişilerin değil tüm toplumun maske kullanımı ve kurallara uymasıyla gerçekleşeceği çok iyi bilinmektedir.

Maalesef ailelerimizin çok büyük bir kısmında çocukların COVİD-19 pandemisinden hiç etkilenmediği gibi yanlış bir düşünce hakim, oysa ki son aylarda çocuklarda COVİD-19’a bağlı olarak gelişen MIS-C’yi ( Çoklu sistem inflamatuar yanıt sendromu) çok sık gördük ve görmeye devam ediyoruz. Çocuklarda COVİD-19 teması veya geçirilmesinden yaklaşık üç hafta sonra ateş ile başlayan, gözlerde kızarıklık vücutta kızarıklık, ishal, karın ağrısı gibi bulgular ile belirginleşen bu hastalık çok ciddi sonuçlara yol açmaktadır, bu çocuklarımızın çok büyük bir kısmı organ yetersizliği bulguları nedeni ile yoğun bakımda tedavi edilmektedir. Bu gibi ciddi bir hastalığın çocuklarımızda görülmemesi için erişkinlerin ve çocukların azami ölçüde maske kullanımına önem vermesi gerekmektedir. Bir çoğumuz çok iyi biliyoruz ki çocuklarımız ev içinde veya dışarda arkadaşları ile oynarken maske kullanmıyor, hatta ebeveynleri de bu kurala dikkat etmiyor ve çocuklarını maske kullanmaları için uyarmıyor. Umarım okulların açılması ile birlikte vaka sayıları artışa geçmez, ayrıca maske kullanımına ve diğer kurallara harfiyen uyar ve bu ciddi hastalık ile çocuklarımızı ve diğer herkesi karşılaştırmayız.

Beş yaş üstü çocuklarda maske kullanımı DSÖ tarafınca önerilmektedir, daha küçük çocuklarda ise bu dönemin çocuk gelişiminde önemli dönem olmasından, bu yaştaki çocukların ilgili kurallara uymada yaşayacağı güçlükler ve maskeyi uygun biçimde kullanma açısından yeterli beceriye erişememeleri nedeni ile genel olarak maske kullanımına gerek olmadığını belirtmiştir. Fakat ülkemizde bizim önerimiz olarak 2 yaşın altında maske takılmasını önermiyoruz, 2 yaşın üstündeki çocuklarında ise maske kullanmasının yararlı olduğunu, kullanabiliyorlarsa çocuklarına maske takmalarını ailelere öneriyoruz.

Tabii ki uygun maske kullanımı erişkinlerde ve çocuklarda çok önemlidir. Burnu ağzı çeneyi en iyi şekilde kapsayan, nefes alındığında aralardan kaçırma yapmayan, yüze tam oturan maske takmak bulaşmayı önlemek için çok önemlidir. Ayrıca maske gün içinde uzun zaman kullanıldığından konfor çok önemlidir. Çocuklarda ve erişkinlerde maskeye bağlı bildirilen en önemli şikayetler; kulak arkası ağrısı, maskeden kötü koku gelmesi, çabuk tüylenip kaşıntıya sebebiyet vermesi, çok çabuk ıslanmasıdır. Bu açıdan kullanılacak maskenin kalitesi çok önemlidir.

Kullanılacak maskelerde dikkat edilmesi gereken özelliklere bakacak olursak günlük hayatta kullanılan maskeler; “cerrahi/tıbbi/medikal” maske olmalıdır, 3 katmanında da Meltblown içermeli ve koruyucu özelliği yüksek olmalıdır. Bununla birlikte Avrupa Birliği standartlarına uygun üretimi olmalıdır. Bakanlığın Ürün Takip Sistemi’nde kayıtlı olduğu kontrol edilmelidir. Covid-19 güvenli üretim sertifikası ve TSE tip 2 ürün onaylı olmalıdır.

Uzun süre kullanımda, alerji yapmayan, lateks, paraben, naylon, klor gibi maddeler içermeyen maskeler tercih edilmeli. (uygun olmayan kalitede maskelerin uzun süre kullanımı sonucu allerjik reaksiyonlar dahil bir çok sağlık problemine yol açabildikleri bildirilmektedir)

Maskeler  Nemlendiği zaman koruyuculuğunun azalmaktadır bu nedenle sık değiştirilmelidir, nefes, tükürük, yağmur, kar gibi nedenlerle ıslanan, nemlenen maskeler  yenisi ile değiştirilmelidir. Maskenin sık sık düzeltme ihtiyacı göstermeyecek şekilde yüze iyi oturması virüs bulaşını önlemek için çok önemlidir. Zira sık sık düzeltmek için elimizi yüzümüze götürmemiz ile birlikte virüsü ellerle ağız, burun ve göz yoluyla  vücudumuza bulaşabilir. Burun kısmına tam oturması için bu kısımda  tel içeren maskeler tercih edilmelidir, fakat bu teller tek katlamada kırılmayacak kalitede olmalıdır.

Maske, mesafe ve hijyenin şu an içinde bulunduğumuz COVİD-19  pandemisini ve daha sonra karşılaşacağımız diğer enfeksiyon hastalıklarını önlemek için  çok etkin bir yöntem olduğu her platformda belirtilmeli ve toplumumuz bunun için bilgilendirmelidir. Çocuklarımızla doyasıya  yaşayacağımız mutlu, sağlıklı, huzurlu ve  güvenli günler diliyorum.

False