GeriKaan Aydos Erkeğe bağlı kısırlık durumunda FSH hormonunun önemi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Erkeğe bağlı kısırlık durumunda FSH hormonunun önemi

Erkeğe bağlı kısırlık durumunda FSH hormonunun önemi

Kısırlık nedeniyle araştırılıyorsanız, sıklıkla sizden kanda FSH ve testosteron hormon düzeylerine baktırmanız istenir. Önce bunun ne anlama geldiğini görelim. FSH, yani follikül uyarıcı hormon beyinden salgılanır ve erkekte testislerde sperm üretiminin sağlıklı biçimde sürdürülmesinden sorumludur.

FSH’nin normal değerlerinin üzerine çıkması, testislerde sperm üretiminin bozulmuş olduğunun bir göstergesidir. Ne kadar fazla yükselmişse, bozulma da o derece şiddetlidir. Burada FSH’deki artışın sperm üretimini bozduğu anlaşılmamalı, sperm üretimi bozulduğu için FSH yükselir. Çünkü testiste inhibin adlı bir başka hormon da üretilir ve normal koşullarda beyinden FSH salgılanmasını dengeler. Ama testisler bozulup da inhibin salgılanamazsa, FSH üzerindeki fren de kalkacağı için biz kanda FSH’yi yüksek buluruz. Azospermi olgularında çoğunlukla FSH yükselmiştir. Testislerdeki bozukluk tedavi ile düzeltilirse, FSH de düşmeye başlar.

Bazı erkeklerde ise FSH normalin çok altında gelir. Bu durumda dışarıdan FSH hormonu vermekle, bozulmuş olan sperm üretimi yeniden normale dönebilir. Özellikle hipogonadotropik hipogonadizim dediğimiz ve FSH ile birlikte testosteronun da çok düştüğü azoospermik erkeklerde tedavi sonrası yeniden sperm çıkışı bile başlayabilir.

Bir de FSH’nin normal geldiği durumlar söz konusudur. Diğerlerine göre bu olgular daha şanslıdır çünkü tahlilleri azospermik bile olsa testislerde sperm üretimi tamamen normal de olabilir. Bunların %10’unda sperm taşıyan kanallarda tıkanıklık var demektir. Ancak yapılan çalışmalar, FSH düzeyi normal bile olsa hormonun yapısında ya da testislerde bağlandığı hücrelerin reseptörlerinde bir bozukluk olabileceğini, bu durumda sağlıklı sperm üretiminin de etkilenebileceğini ortaya koymuştur. İşte bu nedenle, FSH’nin normal olduğu ve tıkanıklığın da bulunmadığı erkeklerde dışarıdan hormon takviyesinin yapılması tedavide faydalı olabilir. Ancak burada en önemli husus, sperm üretimindeki bozukluğun başka nedenlerden de kaynaklanmış olabileceğidir. O nedenle de tedaviye karar vermeden önce çok iyi tetkik edilmesi ve olası başka faktörlerin de düzeltilmesi gerekir. Gerçekten de azospermik erkeklerde yaptığımız bir genetik araştırma, testiste FSH hormonunun bağlanacağı reseptörlerde bozukluk olabileceğini ve ancak bunların sağlam olduğu erkeklerde hormon tedavisinden beklenen yararın sağlanabileceğini gösterdi. Bunların dışında oksidatif stres saptanan kısırlık durumunda da FSH tedavisinin yeri olduğu ve spermlerde DNA hasar oranlarını anlamlı oranda düşürdüğü gösterilmiştir.

FSH tedavisi düzenli aralıklarla yapılan enjeksiyon ya da ağızdan alınan ilaçlarla sağlanabilir. Ancak arada hormon tahlilleri yapılarak kandaki düzeyleri yakından takip edilmeli ve olası yan etkileri bakımından dikkatli olunmalıdır. Tedavi süresi yerine göre 1 ay ile 6 ay arasında değişebilir. Takiplerinde ise sperm sayısı ve hareketi ile DNA hasarının düzeyi kontrol edilmeli.

Netice olarak FSH hormonunun, gerek testislerdeki bozulmanın durumunu ortaya koyması gerekse tedavideki etkinliği ile erkeğe bağlı kısırlık tedavisinde önemli bir yeri olduğu söylenebilir. Ancak bunun için detaylı bir değerlendirme ile tedaviye uygun adayların seçilmesi ve belirli kurallara göre takiplerinin yapılması temel koşuldur.

 

False