GeriGökçen Erdoğan Pandemi sürecinde gebelik
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Pandemi sürecinde gebelik

Pandemi sürecinde gebelik
Abone Olgoogle-news

Pandemi sözcüğünün anlamını böyle öğrenmek istemezdik sanırım. Ama bu da yaşamın içerdiği ve aniden karşımıza çıkardığı her şey gibi tecrübe oldu. Acı, zorlu ama aynı zamanda dönüştürücü bir tecrübe…

Biz hekimler, hayatımızın toplamında almadığımız kadar soru aldık bence. Kiminle konuşsam aynı şeyi duyuyorum. Çünkü kaygı seviyemiz, şu ana dek olduğundan çok daha fazla yükseldi. Her şeyden önce bir belirsizlikle karşı karşıyaydık ve maalesef hala öyleyiz. Gözümüzle göremediğimiz ve bizi nasıl etkileyeceğini, yaşamadan bilemeyeceğimiz bir virüsle boğuştuk, boğuşuyoruz. İnsanoğlunun çabuk unutma becerisi, maalesef ipleri, önerdiğimizden fazla gevşetmesine neden oldu. Salgın sona ermedi ve hala tehlikeyle yüz yüze, burun burunayız. Üstelik şimdi belki de daha savunmasızız. Çünkü onu dikkate almayanlarla temasımız arttı. Yani pandemiyle mücadele de ekip işi ve herkes paslaşmak, birbirini düşünmek zorunda. Üstelik virüsün bulaş yolu, şekli de bunu apaçık ortaya koyuyor. Sizde öksürük dahi yapmayan virüs, bulaştırdığınız birinin yaşamına son verebiliyor. Maske ve sosyal mesafe hatırlatmasını görev biliyorum bu noktada.

Gelelim alanımla ilgili soru ve sorunlara. Bu sürecin en ama en kaygılıları, şüphesiz ki anne adayları ve taze annelerdi. Hastanelere, gerçekten acil durumlarda başvurmamız gereken bu dönem, gebeleri epey korkuttu. Doğum nasıl olacak, bebeğin rutin kontrolleri, ultrasonlar, nstler nasıl yapılacak? Covit, anneden bebeğe geçer mi? Covit sürecinde doğumlar sezaryene mi döndü, normal mi tercih edildi? Evde, dışarıda çalışan biri varsa risk ne kadar büyür? Doğum sonrası yatış süreleri, doğum sonrası kontroller… Bunlar en çok sorulan sorular. Ve aslında pandemi sürecinin gebeler başta olmak üzere kadınları oldukça etkilediğini söyleyebilirim. Hem de bazen olumlu yönde. Hepsine değineceğim.

Bu sürecin en sancılı yanlarından biri de WHO yani Dünya Sağlık Örgütü’nün araştırmalar genişledikçe farklı verilere ulaşmasıydı. Dolayısıyla da verilen bilgiler, zaman zaman güvensizlik de yarattı. Özellikle gebeler bu noktada, en kötüsüne hazırlanmak ve tedbirleri ona göre almak üzerine bir refleks geliştirdiler. Bu süreçte, elbette herkesin evden çalışma imkanı yoktu. Toplu taşıma kullanmak ve sürekli başkalarıyla temasta olmak zorunda olanlar evlerine, gebe eşlerinin yanına döndüler. Bu durum hala sürüyor ve hatta normalleşmeyle arttı. Yapılacak şey ise çok net; sosyal mesafeye uymak, maske takmak, el ve beden temizliğine dikkat etmek ve kılık kıyafetin dışarıdan dönüldüğünde temizlenmesi. Ayrıca öpüşmek ve sevişmek de gebelerin en azından bu süreçte askıya alması gereken sevgi eylemlerinden. Çünkü tükürük, bulaş yolunun birincil salgısı. Ve anneyle bebeği korumak için biraz hasret çekmeye değer.

Gebelerin rutin kontrolleri, genel olarak devam etti ve ediyor. Bunda en büyük pay, sağlık sistemimizin zengin olanakları ve geniş fedakar kadrosuyla tüm ihtiyaçları karşılayabilmesiydi. Özel muayenehaneler de elbette acil durumlar hariç ara verdiler. Çünkü bebeği keyfi biçimde görmek ya da bir sorun yokken sokakta bulunmak bu dönem için doğru değildi. Bir sağlık sorununun yaşanmaması halinde gebelerimizi evden telefonla, görüntülü aramayla takip ettik ve psikolojik destek de verdik. Devlet hastanelerinde izlenen yol elbette daha da temkinliydi. Çünkü çoğu donanımlı pandemi hastaneleriydi. Özel hastanelerin de pandemi hastanesi ilan edilmesiyle bir dönem tüm gebelik takipleri, sorunlar hariç, online olarak devam etti. Ve inanın bu şekilde devam etmeyi arzu eden gebelerimiz hala var. Belki de yeni dünya bunu çağırıyor, bunu istiyordur; bunu önümüzdeki aylarda göreceğiz.

Doğumlara gelince, genel olarak izlenen prosedürde bir sapma yaşanmadı. Ve doğum şeklini her zaman olduğu gibi anne ve bebeğin durumu belirledi. Pandeminin doğum şeklini belirlemesi gibi bir şey söz konusu değildi ve bundan sonra da olmayacaktır. Elbette sorunsuz doğumlar için geçerliydi bu ve çok yüksek oranda anneler de hekimler de mutlu oldu. Doğum sonrası kontroller de özellikle bebeğin sarılık durumu ve kilo artışının/kaybının takibi açısından önemliydi, ihmal edilmedi. Sağlık çalışanlarının aldıkları tedbirleri ise hepimiz izledik, gördük sanıyorum. Dolayısıyla tüm gebelerimiz, annelerimiz, bebeklerimiz emin ellerdeydi.

Anneler emzirirken maske takmalı

Virüsün anneden bebeğe geçişiyle ilgili makale sayısı az ve tam olarak budur diyeceğimiz bir bilgi olmamakla birlikte böyle bir vertikal geçişin olduğunu gösteren bir çalışma da yok. Geçişin olmadığını düşünüyoruz. Ancak sağlık önlemleri kapsamında annenin emzirirken maske takması önemli ve bunu kesinlikle önemsiyoruz. Hastane ortamından virüs kapma olasılığı ise elbette herkes için olduğu gibi anne ya da bebek için de var ama gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki bu konuda çok ama çok sıkı önlemler alındı ve alınıyor.

Evdeki mesaisi hiç bitmeyen kadınlar…

Benim değinmek istediğim başka bir konu ise kadının zaman yönetimindeki ve kendini oyalamadaki başarısı. Oyalamak zaman zaman olumsuz algılanan bir şey oluyor ama ben burada olumlu bir biçimde bahsedeceğim. Zira kadın ister ev hanımı olsun ister dışarıdaki çalışma yaşamının içinde olsun, mesaisini evde sürdürdü ve sosyalleşmek için de çok ama çok şaşırtıcı, takdir edilesi bir çaba ve başarı sağladı. Mutfakta ekmek yapma meselesi pek çok esprinin konusu olduysa da, resim yapma meselesi alayla karşılandıysa da, çocuklara yaptırılan aktiviteler zaman zaman eleştirildiyse de kadınlar kocaman bir alkışı hak ettiler. Çünkü evdeki mesaisi hiç bitmeyen kadınlar, evde sosyal yaşamın birer neferi oldular. Evde kalmak, özellikle de çocuklarla kalmak kolay olmadı. Elbette erkekler için de zorlu bir süreçti ama bu toplumda maalesef erkeğin evde olması, kadının sorumluluklarını da artırdı. Tüm sorumlulukları paylaşan erkekler, yapmaları gerekeni yaptılar ve umarım devam eder, bunu bir yaşam biçimine dönüştürürler. Ama bunu yapmayan erkeklerin birlikte olduğu, birlikte yaşadığı kadınlar, ister eşleri, ister anneleri ablaları, arkadaşları kuzenleri olsun, müthiş bir zaman ve insan yönetimi örneği sergilediklerine bizzat şahit oldum. Kendi yeteneklerini keşfetmelerinden ya da hiç yetenekleri olmadığı düşünüldüğü halde aşkla sarıldıkları işlerle vakit geçirmelerinden neden bu denli rahatsız olundu, anlamak mümkün değil. Bütün korkuya, kaygıya ve maddi manevi sıkıntılara rağmen çok ama çok iyi olduğumuzu düşünüyorum. Sanırım erkekler de benimle hemfikirdirler. Değillerse bile gecikmiş sayılmazlar. Bu dönüştürücü süreçten paylarını almalarını yürekten isterim. Geçmiş olsun diyebileceğimiz günlere daha var ama başaracağız, ne olur korunmaya devam.

Anne karnındaki büyüme sürecini meyvelerle eşleştiren çift
False