GeriElvan Kılıç Nafakanın süresinin sınırlandırılması
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Nafakanın süresinin sınırlandırılması

Nafakanın süresinin sınırlandırılması
Abone Olgoogle-news

Son zamanlarda Adalet Bakanlığı tarafından getirilen nafakaya ilişkin düzenlemelerde, nafakanın alt sınır 2 üst sınır 6 yıl olmak üzere sınırlandırılması hedeflenmektedir. Adalet Bakanlığı tarafından getirilen düzenleme önerisi henüz yasalaştırılmamış olup getirilen bu önerinin “süresiz nafaka” kavramının getirmiş olduğu sorunları çözme amacı taşıdığı görülmektedir.

Kadın veya erkek fark etmeksizin, nafaka ödeyen kişiyi bir ömür nafakaya mecbur bırakılmasının insan haklarına aykırı olduğu birçok hukukçunun görüşüdür. Adalet Bakanlığının bu önerisi de Bakanlığın süresiz nafakaya ilişkin kısıtlamalar getirmek istediğini göstermektedir.

Bahse konu öneriye göre; nafaka bağlanması için evli kalınan süre, kadının yaşı, gelir durumu, çocuk olup olmadığı, tarafların kusur oranı gibi ölçütlerin dikkate alınacağı belirtilmiştir. Ayrıca nafaka evli kalınan süre ile sınırlandırılması, üst sınırın 6 yıl olması, alt sınırın ise 2 yıl altında olmayacağı öngörülmüştür. Yine uygulamada nafakanın daha önce de mahkemenin takdirine bırakıldığı gibi üst sınırın belirlenmesi konusunun da hâkimlerin takdirine bırakılacağı da öneri ile sunulmuştur.

Öncelikle türüne bakılmaksızın nafaka Türk Medeni Kanunu’muzun 175. Maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Yükümlüsünün kusuru aranmaz.” denilmektedir. Mahkeme, nafakayı belirlerken çeşitli kriterler göz önüne alır. Kanun, hâkime nafakanın belirlenmesi konusunda takdir yetkisi tanımıştır. En önemli şart, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarıdır. Hâkim nafakayı belirlerken, iki tarafın da iş durumunu, gelirini, ailenin daha önceki yaşam tarzı gibi çeşitli kriterleri göz önünde bulundurmaktadır. Mahkeme nafakanın ayın belirli günlerinde ödeyebileceğini kararlaştırabileceği gibi nafakanın en baştan yüklü bir miktar olarak ödenmesini de kararlaştırabilir. Her türlü nafakası ödenmeyen eş nafaka borçlusuna icra takibi başlatabilir ve ödenmeyen nafaka için tazyik hapsi talep edebilir.

Ancak nafakanın mahkeme ile bir süre tayin edilmemesi durumu birçok kişi tarafından suiistimal edilmektedir. Kendisini çalışmıyor gösterip nafakaya ihtiyacı duyduğunu belirtilmesi, çalışma gücü olduğu halde karşı tarafın nafakasından geçinmesi gibi durumlar bir suiistimal durumlarıdır. Getirilen öneri ile bu durumun önüne geçilmeye çalışıldığı düşünülmektedir.

Kanunda belirtilen ve mahkeme tarafından da belirlenen nafakanın süresiz olması nafaka borçlusu için oldukça büyük bir sorumluluk getirmektedir. Ömür boyu sürekli olarak karşı tarafa bir borç altında olmasının yanı sıra her iki taraf ve özellikle nafaka borçlusu için yeniden aile kurulmasının önünde bir engel teşkil etmektedir. Yeniden evlenen nafaka yükümlüsü boşandığı eşi ile ilişkisini devam ettirdiğinden bu durum yeni kurulan aile açısından problemlere sebep olmaktadır. Ayrıca nafaka bir süreyle sınırlı olmadığından ödediği nafaka yeni doğacak çocukların yaşamlarını da etkilemektedir.

Ayrıca nafaka yükümlüsünün işsiz kalması da nafaka yükümlüsünü zor bir durum altına sokmaktadır. Kendi geçimini bile sağlayamadığı halde nafaka ödemek zorunda kalması ve nafaka borcunu ödeyememesi hapisle sonuçlanabilmektedir. Oysaki diğer tarafın çalışma gücü veya fazladan bir gelir kaynağı varsa bunu dürüst bir şekilde beyan etmeyip nafakayı talep ediyorsa o zaman hukukun da düzenlemiş olduğu “kötüniyet” kavramından söz edilmektedir. Bu durumun ispatı halinde nafaka yükümlüsü “nafakanın kaldırılması davasını” açarak nafaka ödemekten kurtulabilir.

Nafakanın kaldırılması davası esasen süresiz nafakanın hukuken betimlenmiş adı olduğu düşünülmektedir. Türk Medeni Kanunu176. Maddede nafakanın kaldırılmasına ilişkin şartlar mevcuttur. Buna göre nafakasını ödeyemeyecek durumdaki kişi, dava açıp ekonomik durumunu ispatlaması halinde bu yükümlülükten kurtulabilir. Ayrıca nafaka yükümlülüğü evlilik ve ölüm durumunda otomatik, nafaka alanın yoksulluktan kurtulması ve şartlarının iyileşmesi halinde ise dava ile ortadan kalkmaktadır. Bu sebeple getirilen önerinin aslında davanın esasında tayin edilen nafaka süresine ilişkin olduğu görülmektedir. Bu yüzden süresiz nafaka ile ilgili birçok hukukçunun görüşleri belli bir takım ikilemler ortaya çıkarmaktadır.

Öneri ile ilgili süresiz nafakaya ilişkin getirilen bir diğer durum ise kadının yaşı, çalışamayacak durumda olması gibi şartların söz konusu nafakada süre tayinine ihtiyaç duymamasıdır. Süresiz nafakaya bu öneri ile sınır getirilse bile kadının çalışma gücünün bulunmaması, kadının ileri yaşta olması gibi şartlarda kadının ömür boyu nafaka alabilmesi öngörülmektedir. Yine aynı şekilde bu öneri,  evliliği sebebiyle işinden ayrılmak zorunda kalan ve bir daha o işine dönmesi mümkün olmayan kadın da bunu mahkemede ispatladığı zaman ömür boyu nafaka alabilme imkânı tanımaktadır. Her ne kadar öneriler süresiz nafakayı kayıtlandırma amacı taşısa da uygulamada süresiz nafaka hâkimlerin takdirine bırakılmış olup hâkimler tarafların ekonomik durumu, çalışabilme gücü, ortak bir çocuğun bulunup bulunmaması gibi şartları göz önünde bulundurarak nafakanın süresini belirlemektedir.

Sonuç olarak, süresiz nafaka beraberinde birçok olumsuzluğu meydana getirdiğinden dolayı, boşanmalarda sonra verilen nafaka kararları toplumda sürekli gündeme gelen bir tartışma haline dönüşmüştür. Bu sorunun ortadan kaldırılması için uluslararası hukuktaki düzenlemeler örnek alınarak Adalet Bakanlığı tarafından süresiz nafakanın belli bir süre ile sınırlandırılması yönünde öneri getirilmiştir. Yeni yapılacak düzenleme ile nafakanın süreli ve sınırlı hale getirilmesi amaçlanmakta, evlilik süresi, müşterek çocuğun olup olmaması, nafaka yükümlüsünün maddi durumu vs gibi kriterler ön plana çıkarılarak nafaka süresinin tayini hâkimlerin takdirine bırakılmaktadır.

False