GeriElif Ebru Wibrew Uç uç böceğim
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Uç uç böceğim

Uç uç böceğim
Abone Olgoogle-news

Ne güzel şeydi. Uğur böceğinin gerçekten uğur getireceğine inanmak. Çabucak getirsin diye o uçana kadar tekerlemeyi bıkmadan söylemek. Sonunda şarkıdan etkilenip havalanan siyah benekli kırmızı böceğin uçuşunu görüp “aha da dileğimi gerçekleştirmek için uçtu da gitti” demek.

Uç uç böceğim

Yarın düğün olacak

Annem sana terlik pabuç alacak...

Benim için bu sözlerin hepsi çocuk aklımda kalamamış olmalıydı ki yıllarca arasını bilmedim. Yani düğün kısmını. O eksiklik yerine kendim bir sıra daha yazmış olmalıyım. O da sonunda söylediğim “Al da gel” kısmı. Ayrıca benim annem terliği niye ona alıyor ki? Yanlış yazmışlar.

Uç uç böceğim, annem bana terlik pabuç alacak, al da gel”

Öyle ya onun uğura ya da terliğe neden ihtiyacı olsun? Benim annem niye ona alsın? Olur mu öyle şey? Bana alacak bana. Sen de bir zahmet çabucak al da gel.Gerçi annem aldığı ayakkabıyı doğruca bana niye getirmiyor da seninle yolluyor bilemedim ama.

Anne babamın yatak odasındaki termometreydi bana göre o gizemli terlik. O muhteşem pabuç ise anneannemin oturma odasındaki duvar halısında gizliydi.

Kırmızı kadifeden bir mini terlikti o. Tabanı termometre. Terliğin üst kısmı altın sarısı metal. Ve yine bu üst kısmında çil çil çeyrek liralar asılı.  Etrafta kimseler olmadığı zaman bu terliği duvardan çıkarıp ayağıma geçirmeye çalışıyorum. Olmuyor. O kadar küçük ki. Zaten tabandaki dereceden dolayı girse de ayağım rahat etmez biliyorum ama belki orası çıkar diye düşünüyorum. Düşünmediğim, bu terliğin  ayağıma girse ne olacağı? Öteki yok. Lakin bunun bile önemi yok. Çok küçüğüm. Belki iki belki üç yaşım. Yani henüz Sindirella’yı ve Peri Anne'yi bilmiyorum. Bilseydim, diğer tekini bu peri annenin yapacağına ve uğur böceğinin de yardımıyla yakışıklı prensin onu sahibine yani bana getireceğine  inanarak çocukluğumu tamamlardım. Ya da masalı baştan ben yazardım.

Ha işte, bu uç uç böceği tekerlemesini o kadar inanarak söylüyorum. O uçtuğunda ise gerçekten alıp getireceğinin de işte bu duvarda duran ve üzeri altınlı kırmızı kadife termometre terlik olduğunu düşünüyorum. O minik böceğin bu güzelliği nasıl taşıyacağını düşünecek lobumda hareket yok henüz.

Yok mu? Var. Her bayram yeni bir ayakkabı alınıyor. Günlük de birkaç terliğim var evet. Ama fazlası göz çıkarır mı? Kadın dediğin ayakkabıya doyar mı? Doymuyor demek ki. Gözümüzü açıp yürümeye geçiş yaptıktan hemen sonra başlıyor bu ayakkabı tutkusu bizde belli. O yüzden elimdekilere ek ben bu terlik ve pabucu da istiyorum.

Annem babam okullarındayken bana anneannem bakıyor. Öğle uykumda dizlerinde sallıyor beni. O bana ninniler söylerken ben duvarındaki halıya bakarak uykuya dalmaya çalışıyorum. O duvar halısında insanlar var. Bir iki genç erkek ayakta. İki kadın da fısfıs konuşuyorlarmış gibi. Hepsi, ortada dans eden kıza bakıyorlar. Onlar kızın kıvrak figürlerine bakarken ben ayaklarına bakıyorum. Giydiği ucu sivri ayakkabılara. Topuklu hem de. Tekerlemedeki pabuçlar böyle bir şey olmalı. Yok canım düpedüz bunlar işte. Rengi daha parlak olsa iyi olurdu ama olsun. Hem terlik kırmızı ya. Bu da bu renk olsun dert değil. İkisini birden getirir değil mi?

Böcek, duvar halısındaki bu dansçı kızın giydiği keşke o fırfırlı etekten de getirse. Bayramda ikisini giyerim diye düşünüyorum. Ama tekerlemede o bölüm yok. Öyle her şey de istenmez.

Ben büyüdükçe terliklerim oldu, çeşit çeşit renkte pabuçlarım oldu. Ama bu tekerlemeyi ne zaman duysam gözlerimin önüne düşen o kırmızı kadife terlikten ve halıdaki bu topuklu ayakkabıların hayali değişmedi.

Anneannemin beni dizlerinde sallarken sadece ayaklara odaklandığımdan mıdır, yoksa uğur böceğinin bana henüz getirmediği o terlik ve pabucun kimde olduğunu bulmak için mi bilmem artık, ben herkesin ayağına bakarım. Tanıdığım tanımadığım ayaklardaki ayakkabılara. Hiç tanımadığım biri olsa bile sorarım, ağzımın suyu akmışsa hiç çekinmeden nereden aldınız diye. Ama eklerim. “Çok güzel size de çok yakışmış.” Ama iç sesim “bana daha çok yakışacak tabii ki. Uzatma da söyle çabuk nereden aldığını hatun” der. O kadar dediğime şükretsinler. Hele bir görsem tekerlemedeki terliği ya da pabucu giyeni.  Bütün uğur böceklerimi üzerine salmazsan ne olayım.

Uç uç böceğim

Uç uç böceğim

Uç uç böceğim

O yanlış yere teslim ettiğiniz kargoyu alın da bana getirin.

False