GeriElif Ebru Wibrew Canım kaynana vahım kaynana
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Canım kaynana vahım kaynana

Canım kaynana vahım kaynana
Abone Olgoogle-news

Efendim, bu ve sonraki hafta modası geçmeyen bir konuyu işlemek isterim izninizle. Gelin-kaynana davasını. Bu hafta gelinlerden yanayım. Haftaya da kaynanaları tutacağım, bilginize.

Kreşte Ali ve Ayşe evcilik oynuyorlar. Ayşe bıcır bıcır konuşuyor. Yapılacakları söylüyor. Ali de güçlü kollarıyla Ayşe’nin istediği minder, kova, mutfak setini falan taşıyor. Ayşe, bir yandan evcilik alanını kurarken bir yandan da Ali’yi şimdi ne yapacağı konusunda yönlendiriyor. Hatta bu oyunda Ali’nin rol icabı neler söyleyeceğine kadar Ayşe karar veriyor. Peki Ali bu durumdan bunalmış mı? Ayşe’nin bitmek tükenmek bilmeyen konuşmasından, isteklerinden yani. Yok canım. Ali, tam ve net olarak söylenen her şeyi yapmaktan memnun. Yeter ki Ayşe onunla oynasın.

Oğlum ve arkadaşı Hasan Mete, anaokulundayken, yaklaşık bir ay Gökçe’nin köpeği rolünde, onun kurduğu evin önünde havladılar yahu. Gökçe ne dediyse, onların ne olması ve yapması gerektiğine karar verdiyse onu yaptılar. O kadar yani. Evin baba ya da çocuğu rolüne çıkmaları bir ayın sonunu buldu. Gariplerim hiç de şikayetçi değillerdi. Üst role geçtiklerine de durum değişmedi. Nereye yönlendirildiyseler oraya gittiler. 

Ha şimdi hal böyle olunca, yani kadınların erkekleri idare etme yetisini hem kendinden bilen hem de çocukları gözlemleyerek öğrenen erkek analarının en büyük korkularından biri, “oğlum evlendiği kadının elinde oyuncak olur mu?” oluyor.  “Ah ah kıyamadığım oğluma bu kız temizlik bile yaptırır. Bak bak oğluma bak, evdeyken yatağını toplamazdı, tabağını bile ben kaldırırdım. Şimdi arı gibi çalışıyor. Parmağında döndürüyor gelin” türü şikayetleri duymayanınız var mı?

Gözlemlerime göre dört ana başlıkta toplanan kaynana tipi var. Daha alt başlıklar da olabilir de bunlar benim en çok karşıma çıkanlar.

1) Gerçekten sevecen biri olup, oğlu hangi kadınla mutluysa onu bağrına basanlar

2) Oğlunu başka bir kadının himayesine verdiği için alaşağı olmuş, duygularını kontrol edemeyip sevilmeyeceğine aldırmadan laf sokuşturan ve gelinini asla sevmeyenler

3) Oğlunu başka bir kadının himayesine vermesine ve içinin yangısı sönmese de gelinini severmiş gibi görünüp, duygularını kontrol ederek politik davrananlar

4) Ne oğlunun evlenmesini ne de yeni gelinin nasıl olduğunu umursayan, “kendi evlerinde mutlu olsunlar yeter, beni sevdiği kadar ben de gelinimi severim, çok da önemli değil” diyenler.

Taze kaynanamız eğer hakaret içeren herhangi bir tartışma yaşamamış, gelini tarafından kırılmamış, hele de bu gelin kızı “çatla da patla kaynana artık oğlun benimdir” gibilerinden ateşine körükle gitmemişse, yani ortada ne fol ne yumurta yokken, neden gelinini sevmez? 

O taptığı bebeğini artık başka bir kadının dünyasına vermiş olması ve o dünyayı benimseyen oğlunun kendi dünyasında geçireceği saatlerde ciddi bir düşüş yaşayacak olmasının üzüntüsünden bu. 

Sonraki dönem ise soruları farklılaşıyor. Yeni dünyasında şehzadesi hak ettiği saltanata sahip mi, annesinin yemeklerinin kalitesini bulabiliyor mu? Neden oğlu onu yeterince aramıyor? Yoksa bilmiş gelini oğlunun ipini iyice gergin mi tutuyor? Ziyaretlerde ana oğula sohbet bile ettirmiyor bak. Sevilir mi böyle gelin?

Yani Ayşe ne derse Ali onu yapıyor.    

Ah benim dili sivri ama kendisi tatlı kaynana teyzelerim. Bir zamanların gelini sendin de oradan mı biliyorsun tüm bunları ha? İmzayı atarak gelinin olmuş gözde, senin taşlamalarını, ince saz sokuşturmalarını, politik burun kıvırmalarını anlamıyor mu ama?

Küçüklüğünden beri bütün evcilik oyunlarını yönetmiş, aynı anda seksen şeyi çözebilmiş bir cinsten bahsediyoruz. Senin attığın pasları havada kapıp cevap verince kötü olan o oluyor he mi? 

Yapma ana kraliçe yapma. Oğlum gitti diye düşünüp depremler yaşayıp yaşatma. Beli yeterince ince değil mi gelinin? Senin yaptığın gibi börek açamıyor mu? Sen altı çocuk doğurdun, o haspam bir taneye bile zor mu baktı? Dip doruk temizlik yapamıyor da yardımcı mı almış bir de evine? Vah gidi vah, oğlunun parasını güzelce yiyor bir de onu parmağında mı oynatıyor? Alışverişten başka düşündüğü bir şey yok mu? Çok mu dırdır yapıp oğlunun başının etini yiyor? Aman çok kıskanç da kocasına göz mü açtırmıyor?

Ne yapalım? Oğlun seçti, beğendi, gidişattan da memnun. O zaman niye açık arıyorsun ya da var olan açığı iki de bir oğlunun gözüne sokmaya çalışıyorsun? “Olsun varsın” desene. “Mutlu musun oğlum?” diye soruver. Gerisini koy ver. Asıl ev sahibi sensin. O evde önce sen kanatlarını aç. Yeni üyeyi sen buyur et samimiyetinle. Sen aç o girsin. Seni sevsin. Sevdiği adamın annesinden sevdiği adama giden yollar için seni kendine yoldaş bilsin. 

Hem unutma Ali Ayşe’yi seviyor. 

Ha, “bütün bunları yaptım ama adım kaynana, yaranamıyorum” mu diyorsun?

Haklısın. Baştan sana giden yolları kapatıp gerçekten oğlunu anasından ayırmaya çalışanları da çok gördük, çok duyduk.  Onlara da lafım var. Haftaya ama.  Şimdilik bu yakada, kaynana cephesinde kalalım. Savaşmadan ama...

Not: Bizlere en değerlilerini emanet etmiş kayınvalidelerimiz…  Yukarıdaki mizahi yazıya uygun kayınvalideler pek kalmadı. O yüzden üzerinize alınmayın emi. Baş tacımızsınız zira…

False