GeriElif Ebru Wibrew Bir battaniye, bir ayıcık, bir Ayşe bebek
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bir battaniye, bir ayıcık, bir Ayşe bebek

Bir battaniye, bir ayıcık, bir Ayşe bebek
Abone Olgoogle-news

Kimi çocuk battaniyesine sarılır geceleri, kimi ayıcığına belki, kimi Ayşe bebeğine uykuya dalmadan önce.

2012 yılında yazar Kadir Aydemir’in derlediği ve 126 yazarın kendi tuhaf hikayelerini yazdığı TUHAF ALIŞKANLIKLAR KİTABI’nda, kendi tuhaflığımla yer aldığım yazıyı paylaşıyorum bu hafta…

Not: Hala saçtan ya da yanakla saçın birleşim yerinden öperim çocukları... Hala çiçek koklar gibi kafasını koklarım oğlumun…

Bir battaniye, bir ayıcık, bir Ayşe bebek

BİR BATTANİYE, BİR AYICIK, BİR AYŞE BEBEK 

Kimi çocuk battaniyesine sarılır geceleri, kimi ayıcığına belki, kimi Ayşe bebeğine uykuya dalmadan önce. Sevdiğim battaniyem de vardı, ayıcığım da, Ayşe bebeğim de ama annem ya da babam odamın ışığını söndürdüklerinde, bunların yanı başımda kalmalarına gerek kalmazdı ben rüya bahçesine girmezden önce. Çünkü benim güven içinde uyumamı sağlayan sadece saç kokusuydu.

Henüz kestirilmemiş, bu yüzden hala bebek saçı yumuşaklığı ve kokusunu taşıyan saçlarımın küçük bir tutamını, burun deliğimden biraz içeri sokarak uyuyabilirdim. Durumu anlayan ailem, bunun bir tuhaflık olduğunu sanmış olmalıydı. Çok geçmeden saçlarım, kıvırıp burun deliğime sokamayacağımı düşündükleri bir kısalıkta kestiriliverdi. Somurtuyordum. Babam, “Karavel model bu, moda” diyordu. 

Dört yaşındaydım, moda kimin umurundaydı?

Bir yolunu bulup, saçımı yine burnuma getirmeyi başarabilince, hemen haftasında, ‘karavel’ saçlarım bu kez de ‘Ali Garson’ kestiriliverdi. Adında erkek olan bu modelden nefret etmiştim.

Burnuma kadar uzanamayacağı çoktan belli bir tutam saça ulaşmak için çözüm tek ve kesindi artık. Aza razı olacaktım. Elimi başıma götürdüm, bir iki teli çekerek kopardım, bu telleri burun deliğime itinayla sokarak uykuya öyle daldım ilk ve sonraki her gece…

Yıllar geçince bu hikaye sona erdi ermesine ama bendeki saç kokusuna olan düşkünlük son bulmadı. Saçımı koklaya koklaya büyüdüm. Sonra evlendim. Gece yanımda uzanan eşimin saçlarını koklayarak daldım uykularıma bu kez. Sonra canım oğlum geldi dünyaya. Dünyanın en güzel kokusunu canımın istediği kadar koklama şansım oluverdi.

Bensiz uyumayı dört buçuk yıldır reddeden bu veletle birlikte yatağa uzanıyoruz. Masalını okuyorum, sorularını cevaplıyorum, uyku perisine kötü rüya göndermemesini tembihliyoruz. Uyuyor. Biraz daha kalıp yanında, saçlarını koklayarak aromasını içime çekiyorum. Yaşasın ki hiç uyanmıyor. Ama olan bana oluyor. Bu muhteşem kokuyla kendimden geçiyorum. Dönüp küçüklüğüme, uyuyakalıyorum…

TUHAF ALIŞKANLIKLAR KİTABI
-beni hiç tanımıyorsun-
S:98
Yitik Ülke Yayınları
Ekim 2012

False