GeriDr Fiona Faraci Sev beni!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Sev beni!

Reddedilme korkusu, bireyin o kadar derinine işlemiştir ki birçok sevgi çağrısını yanlış yorumlar.

Birbirimizi anlamakta ne kadar zorluk çekeriz. Onaylanma arzusuyla reddedilme korkusu arasında gidip gelirken ilişki kurduğumuz insanların tepkilerini değerlendirip dururuz. Kimi zaman, bu anlama sürecinde, kaybolup gider insan. Bireyin kendini anlaması bu kadar zorken, bir başkasını anladığını zannettiği bir çok durum ortaya çıkar. Varoluşsal sorularla doludur her bireyin gündelik hayatı : “Ne istiyorum gerçekten?”, “Ne hissediyorum?”. Bu sorulara cevap vermek hiç kolay değildir ve çelişki içerisinde bırakır insanı. İstekler, arzular ve olması gerekenler arasında salınmalar, içsel çatışmalar, kararsızlıklar ortaya çıkar. Ama konu bir başkası olduğunda, onu sanki kendisinden iyi tanıyormuşçasına tepkilerini yorumlarken bulur insan kendini.

Aslında, ne bireyin kendisini ne de bir başkasını o kadar iyi anlayabildiği söylenemez.

Bundan yıllar önce, çok ünlü bir fransız psikanalist olan Lacan şöyle demiştir: “Her talep, bir sevgi talebidir”. Reddedilme korkusu bireyin o kadar derinine işlemiştir ki birçok sevgi çağrısını yanlış yorumlar. Tepkilerin görünür haline odaklanmak asıl mesajın içeriğinin kaçırılmasına neden olur çoğu zaman. Annesine “Git! Seni istemiyorum!” diyen bir çocuğu hayal edelim. Reddetme, uzaklaştırma gibi gözüken bu tepki, aslında çok masum bir sevgi çağrısıdır. “Ben büyürken, bireyselleşirken zorlanıyorum. Sen orada ol anne. Ben gel gitler yaşarken sen reddedildiğini hissedersen, kaygıya kapılırım anne” demek.

Okuduğum çok güzel bir makalenin başlığı şöyleydi ; “Anneler, onlardan ayrılınabilmesi için, oradadır”. Büyümek, ayrılıp bir araya gelme hikayesidir. Çocuğa bu imkan sağlandığında, öz güvenli bir şekilde ileriye dönük ilişkilerini şekillendirmesi için alan tanımış oluruz.

Bunun gibi bir çok durum düşünebiliriz. “Sev beni!” farkında olmadan, gün içerisinde, ilişkide aranan onaylanmadır. Kimi zaman bir reddetme tepkisi gibi gözükse de, her aşk hikayesinin arkasında saklanan talep, bir sevgi talebidir. “Git! Geri gelme!” şeklinde ifade bulan bir çok söylem aslında, “Beni ne kadar sevdiğine anlamaya ihtiyacım var” şeklinde tercüme edilebilir.

Kimi zaman çok sert gibi gözüken tepkilerin arkasında çok yaralanmış ruhlar bulunur. Onları duymadığımızda, yaraları gittikçe büyür ve onları sarıp, onarmak daha zor hale gelir.

False