GeriDeniz Berksoy Beslenmenizde tuzun önemi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Beslenmenizde tuzun önemi

Beslenmenizde tuzun önemi
Abone Olgoogle-news

Tuz besinlerin bileşiminde bulunduğu gibi göllerden, denizlerden ve kayalardan saf olarak da elde ediliyor. Tuzun %60’ı klor, %40’ise sodyumdan oluşuyor. Besinlerin pek çoğunun bileşiminde bulunan sodyum, ‘doğal yiyecek tuzu’, sofra tuzu ise ‘sodyum klorür’ olarak adlandırılıyor.

Sodyum, organizmada sıvı ve asit-baz dengesinin sağlanmasında önemli bir rol oynuyor. Sodyum yetersizliğinde; kusma, zihin bulanıklığı, kas yorgunluğu, vücudun çeşitli bölgelerinde ağrılar ve solunum yetersizliği gibi belirtiler görülebiliyor. Aşırı tuz tüketimi ise sağlık problemlerini beraberinde getiriyor. Böbrek yetmezliği, hipertansiyon, kalp damar hastalıkları, felç gibi rahatsızlıklar gelişebilir.

Günlük 6 gram tuzu aşmayın

Tükettiğimiz besinler gereksinimden daha fazla sodyum içerdiği için sodyum yetersizliği nadir görülür. Yetişkinler için maksimum tuz alımı günlük 6 gr’ı (1 çay kaşığı; 2,4 mg sodyum) aşmaması gerekir.

Farklı yöntemlerle tüketilen tuz miktarı azaltılabilir. Limon ve limon suyu, elma ve üzüm sirkeleri ve bazı kurutulmuş aromatik bitkiler, nane, dereotu, kekik ve kırmızı biber lezzet unsurunu arttırmada, tuza olan ihtiyacı azaltmada tercih edilebilir.        

İyotlu tuz kullanın

İyot, vücudun enerji harcama hızını etkileyen ve bir tiroid hormonu olan tiroksinin yapısında yer alıyor ve yeterli miktarda alınmadığında vücut yeterli tiroksini üretmiyor, enerji harcama hızı azalıyor ve kilo artışı olabiliyor. Bu nedenle iyot eklenmiş tuz kullanılması öneriliyor.

Tuzun vücudumuza etkileri

Guatr: Birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de iyot yetersizliği ve guatr hastalığının önlenmesinde en iyi yöntem tuza iyot eklenmesidir. İyot, vücudun enerji harcama hızını etkileyen ve bir tiroid hormonu olan tiroksinin yapısında yer alıyor. İyotlu tuz kullanımı, bebek ve çocuklarda büyüme-zeka geriliğinin önlenmesinde etkilidir.

Ödem: Östrojen hormonu sodyum ve su atılımını azaltır. Kadınlarda erkeklere göre daha fazla ödem oluşmasının en büyük sebebi budur. Böbrek hastalıkları sonucu böbrekler uygun şekilde çalışmazsa fazla sodyum atılamaz ve yüzde, bacaklarda ve ayaklarda şişkinlik (ödem) oluşur.

Hipertansiyon: Toplumumuzun %30’undan fazlasının sodyuma duyarlı kan basıncına sahip olduğu bilinmektedir. Bu kişilerin beslenmede sodyum alımını azaltması gerekir.

Böbrek ve karaciğere etkisi: Gereğinden fazla tuz alındığında kandaki tuz miktarı artar ve susama gerçekleşir. İçilen su ile birlikte fazla tuz, idrarla ve terle dışarı atılır. Ancak böbreklerde ya da karaciğerde sorun varsa bu gerçekleşmeyebilir ve hastalıklar ortaya çıkar.

Kemik erimesi ve kırıklar: Fazla tuz tüketimi, idrarla kalsiyum atılımını arttırır; kemiklerden kalsiyum kaybının artışı da osteoporozu ve kemiklerin kırılma riskini yükseltmektedir.

False