GeriDemet Baykal İnsanlara istedikleri tepkileri mi veriyorsunuz?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İnsanlara istedikleri tepkileri mi veriyorsunuz?

İnsanlara istedikleri tepkileri mi veriyorsunuz?
Abone Olgoogle-news

Birisi sizinle saygısızca konuşuyor ve sesini yükseltiyorsa, bu hakkı ona siz vermişsiniz demektir. Ya siz de aynı şekilde davranıyorsunuzdur ya da doğru bir stratejiniz yoktur. Peki, doğru strateji ne olmalıdır?

Zorba veya art niyetli bulduğunuz, sizi davranışlarıyla incitmeye çalışan insanlarla baş edebilmeniz için ilk adım; onların beklediği tepkinin ne olduğunu tespit etmenizdir. Gülümsemenizin kaybolması ve yüzünüzün asılması, güvenli duruşunuzun bozularak omuzlarınızın düşmesi, sinirlenmeniz, bağırıp çağırarak psikolojinizin bozulduğunu dışa vurmanız vb.

İnsanlara istedikleri tepkileri vermezseniz bir süre sonra “Bu yaptığım işe yaramıyor” diye düşünerek aynı tarzdaki şeyleri yapmayı bırakacaklardır.

İkinci adım ise bu davranışları ne amaçla yaptıklarını tespit etmenizdir. Bunlar, aşağıdakilerden biri veya birkaçı olabilir:

-Size istediğini yaptırmak, belli bir konuda hükmetmek

-Moralinizi bozmak, kendinizi kötü hissetmenize yol açarak tatmin olmak

-Size haddinizi bildirmek

-Aşağılamak

Eğer bir suçlamayla karşı karşıya kaldıysanız bilmelisiniz ki insanlar suçlayıcı cümleleri, karşısındaki kişi üzerinde baskı kurmak ve kontrol altına almak için kullanırlar. Bu tutumları sergilemelerinin temelinde, kendi tatminsizlikleri, önüne geçmeyi başaramadıkları kıskançlıkları veya egoları yatıyor olabilir.

Tanımlayamadığınız şeylere karşı korku duyarsınız. Artık onların amaçlarını ve bu amaçlara ulaşabilmek için sizden bekledikleri tepkileri tespit ettiğinize göre, korku duymadan bir eylem planı oluşturabilirsiniz. Karar vermeniz, kararsızlık sebebiyle oluşan gerilimi, belirsizlik hissini yok ederek stresinizi azaltır ve eylem planınız hazır olduğunda kendinizi daha güvende hissedersiniz.

Neler yapabileceğiniz konusunda pratik olması açısından, aşağıdaki örnek hakkında düşünelim:

-Sen karaktersiz birisin!

-Seni bir konuda kırdığımın farkındayım. Acaba kırıcı bulduğun şey ne?

Diyaloga göre, kişi, hakaret karşısında kendini savunmaya geçmiyor çünkü kendinden emin ve karaktersiz biri olmadığını biliyor. Sorunun kaynağını öğrenmek için soru yöneltiyor. Aynı zamanda hakarete hakaretle cevap vermeyerek, duyguları üzerindeki kontrolünü ve gücünü karşısındakine göstermiş oluyor.

Sorunlar hakkında konuşmak başka bir şeydir, insanların hatalarını yüzüne vurup suçlayıcı tavırlar takınmak ise başka bir şey. Eğer öfkelenirseniz, insanlar da size kızacaklardır ve sorunu çözmeye dayalı bir girişimde bulunmanız gerekirken, sadece yaşanıp bitmiş bir olay üzerinde konuşmuş olacaksınızdır.

İnsanların davranışlarını eleştirmek yerine şekillendirin. Onlara “Bundan sonra buna benzer bir şey olduğunda daha ılımlı davranmanı beklerim” veya “Bu tarz bir durumun tekrarı yaşanırsa, sorumluluğun sende olduğunun farkında olacağına eminim” deyin. Böylece emir cümleleri kullanmadan veya agresif tutumlar sergilemeden, kişiyi yönlendirmiş olursunuz. 

Onaylamadığınız davranışlar karşısında nötr kalmayı başarabilmeniz, duygu durumunuzu kendinizin yönettiği anlamına gelir. Bunun için hedef belirlemeniz gerekir. Huzurlu olmayı hedefe koyduğunuzda zihninizi önceden programlamış olursunuz. Hedefiniz  “huzurlu olmak” ise aşağıdaki kuralları uygulamanız gerekir:

-Yargılamamak

-Eleştirmemek

-Aşırı hassasiyet göstermemek

-Sakin, tarafsız ve kontrollü davranmak

İçinizden bunu tekrarlayın: “Ben, onun benden beklediği tepkilerin farkındayım ve ona istediğini vermiyorum.” Bilinçaltınıza hükmetmek için geniş zaman kipini kullanın. “Ben, sakin ve kontrollü bir insanım.”  dediğinizde, bilinçaltınıza bu yönlü telkin vermiş olursunuz.

İradenizi devreye sokun ve sessiz kalmayı tercih edin. Sessiz kalmanın en iyi cevap olduğunu, aynı zamanda güçlü bir tavır olduğunu ifade edin. Haksız bulduğunuz tutumlar karşısında açıklama yapmak için kendinizi yormayın. Durumu ağız dalaşına dönüştürürseniz, olumsuz duygularınızı beslemeye devam edersiniz. Bu kaygan bir zeminde koşar adım gitmeye benzer. Sınırlarınızı net olarak belirleyin ve taviz vermeyin.

Olumsuz durumlarla karşılaştığınızda, devreye sokacağınız bir gülümsemeniz olsun. Bu gülümsemeyi ayna karşısında çalışarak sabitleyin. Aynanın karşısına geçip, birkaç egzersiz yaparak, bu gibi durumlarda takınacağınız gülüşü belirlemeniz sadece beş dakikanızı alır. Kötü zihniyetteki insanlara mutluluğunuzu göstermeniz en büyük cezadır; çünkü “mutluluk” en çok kıskanılan duyguların başında gelir.

Hakkınızdaki olumsuz ifadelerle manipule edilecek kadar güçsüz olmadığınızı gösterdiğinizde, sizi suçlayarak yönetmek isteyen insanları bertaraf etmiş olursunuz. Siz böyle davranmayı başardığınızda, insanların ilk tepkileri daha çok sinirlenmek olacaktır. Ancak istikrarlı olduğunuz sürece size saygı duymak zorunda kalacaklar ve alt edemeyeceklerini fark ettiklerinde, kendilerini daha fazla yormanın bir anlamı kalmadığını düşünmeye başlayacaklardır. Sizinle iletişime bu yolla geçemeyeceklerini, ya başka bir yol seçmeleri gerektiğini ya da yoldan çekilme vaktinin geldiğini eninde sonunda anlayacaklardır.

İnsanlara beklenmedik bir sonuç almanın şaşkınlığını yaşatın. Varsayılan kişi olmadığınızı göstermenin hazzını duymak varken, sıradan kişilerin takındığı tutumları mı sergilemek istiyorsunuz? Depresif duyguların size ne kazandırmasını umuyorsunuz? İzin verin, insanlar sizi bırakıp kendi başarısızlıklarına öfkelenmeye başlasınlar. Karşılanmamış beklentilerinin yarattığı hayal kırıklığıyla sinmek durumunda kalsınlar.

False