GeriCeylan Şekerci Covid-19 travması
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Covid-19 travması

Covid-19 travması
Abone Olgoogle-news

Travma, gerçek bir ölüm veya ölüm tehdidinin bulunduğu, fiziksel veya yaşamsal bütünlüğe yönelik bir tehdidin ortaya çıktığı, kişinin bizzat yaşadığı veya şahit olduğu olağandışı olaylar olarak tanımlanmaktadır. Covid-19’un fiziksel anlamda yol açtığı olumsuz sonuçların farkındayız. Pandeminin psikolojik boyutu incelendiğinde ise hastalığa yakalanan, ağır atlatan, yoğun bakım ünitesinde tedavi gören ve virüs nedeniyle yakınlarını kaybeden kişilerin depresyon, anksiyete bozuklukları ve post travmatik stres bozukluğu gelişimi açısından daha yüksek risk grubunda oldukları görülmektedir.

Ölüm korkusu ile birlikte yakınlarından da izole edilmiş olmak Covid-19’a yakalanan kişiye travmatik bir deneyim yaşatmaktadır. Geçmiş yıllarda görülen salgınlarda hastalanan ve hastalığı ağır geçirenlerin yüzde 30’unun travma sonrası stres bozukluğu ve benzeri psikolojik sorunlarla karşılaştığı belirlenmiştir.

Travmatik olaylar karşısında kişilerin verdiği tepkiler arasında farklılıklar olabilir. Bazı kişiler ciddi sorunlarla karşılaşırken bazı durumlarda travma deneyimi hayatın anlamlandırılması, benlik saygısının yükselmesi ve ilişkilerin güçlendirilmesi gibi olumlu değişikliklere de aracı olabilmektedir.

Travma sonrası büyüme olarak adlandırılan bu olumlu değişim ve dönüşüm zinciri, kişinin zorlayıcı yaşam olayları karşısında daha güçlü durup bu zorlukları yönetebilmeyi becerebilmesidir. Depremden sonra yıkılan binaların yeniden inşa edilmesi gibi sarsılan, belki de yıkılan dünyanın yeniden gözden geçirilmesi, geliştirilmesi ve yapılandırılması gerekir. Bu süreçte travmatik olay, sonrasında oluşan yeni koşulları da kapsayacak şekilde zihinde yeniden işlenir.

Kişi, önceden var olan düşünce, varsayım, inanç ve baş etme stratejilerinin yeni gerçekler karşısında işlevini yitirdiğini fark eder. Duruma uygun olarak farklı alanlarda kendini yeniden inşa etmeye, diğer bir deyişle “büyüme”ye başlar.

Büyüme ve gelişme özellikle benlik algısı, kişilerarası ilişkiler ve inanç sisteminde meydana gelir. Hayatın değerini anlama, farklı olasılıkları fark etme yaşanan olumlu değişimlerden bazılarıdır. Kişi, zorlu bir yaşam deneyimi ile baş edebildiği için kendini daha güçlü hissetmeye başlar, kendine güveni artar. Hayatta beklenmeyen olumsuz yaşantıların da meydana gelebileceğini görüp farklı olasılıklarla ilgili farkındalığı genişler. Sosyal ilişkilerinde daha yakın ve anlamlı ilişkiler kurma, empati ve kendini açma davranışlarında yoğunlaşma yaşanan büyümenin çevreyle ilişkilere yansımasıdır. Hayatta olmaktan duyulan memnuniyet ve minnettarlık, öncesinde fark edilmeyen küçük şeylerin önemini hatırlatıp öncelik sıralamalarını değiştirebilir. İnanç sistemindeki değişiklikler ise kişinin manevi inançlarının derinleşip yeniden düzenlenmesini kapsar.

Yakın zamanda ülkemizde gerçekleştirilen korona ve travma sonrası büyüme düzeylerinin ilişkisinin incelendiği araştırmanın sonuçlarına göre katılımcıların travma sonrası büyüme düzeyleri %30,5 oranında artmıştır (Karataş, 2020). Covid-19 ister ayaktan tedavi edilebilecek kadar hafif ister hastaneye yatışı mecbur kılacak kadar olumsuz şekilde seyretsin, hastalığa yakalananların ölüm korkusuyla yüz yüze geldiği gerçektir. Ağır vakalar ve virüs nedeniyle vefat edenlerin yakınlarında gözlenebilen psikolojik sorunlar travmatik deneyimin izlerini taşımaktadır. Bu travma yaşantısından sonra kişinin yaşam kalitesinde ciddi bozulmalar, depresyon, takıntılı bozukluklar, kaygı bozuklukları ortaya çıkarsa destek almak durumun yönünü tükenişten büyümeye çevirmekte yarar sağlayabilir.   

False