GeriBuğra Adil Buyrukcu Kolajenle gelen sağlık
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kolajenle gelen sağlık

Kolajenle gelen sağlık
Abone Olgoogle-news

Sağlığımız açısından çok önemli bir yere sahip olan kolajen proteini, bizi hastalıklara karşı koruyor, cildi gençleştiriyor ve kemiklerimizi güçlendiriyor. Vücudumuzun doğal olarak ürettiği ancak yaşlanmayla birlikte üretimi azalan kolajen, günümüzde gıda takviyesi olarak da alınabiliyor. Yapılan klinik çalışmalar da kolajen hidrolizatının ağız yoluyla tüketilmesinin sağlık açısından olumlu etkileri olduğunu destekliyor.

Vücudumuzda bulunan en önemli proteinlerden biri olan kolajen; cilt, kemik ve eklem sağlığımız için önemli bir rol üstlenir. Kolajen, vücudumuzdaki proteinlerin yaklaşık yüzde 25’lik kısmını da oluşturur. Yaşadığımız süre içinde vücudumuz doğal olarak kolajen üretir ancak yaşlandıkça bu üretim azalır. Vücudumuzdaki tüm doku ve organlar için gerekli olan ve hastalıklara karşı kalkan görevi üstlenen kolajen, günümüzde kemik ve cilt sağlığımızı korumak anlamında önemli bir yere sahiptir. Kolajen proteininin 16 tipi bulunmaktadır. Ancak vücudumuz için özellikle 4 tipi çok önemlidir. Vücuttaki kolajenin yüzde 90'ı Tip 1 kolajendir. Organlar, bağlar, tendonlar ve ciltte bulunan tip 1 kolajen, kemikleri destekler, cilde gerginlik ve elastikiyet verir, dokuları bir arada tutar ve yaraların iyileşmesini sağlar. Tip 2 kolajen ise eklemlerde ve elastik yapılı kıkırdaklarda yer alır. Özellikle spor yapanlarda eklem ve kıkırdak harabiyetine karşı Tip 2 kolajenin yeterli olması gerekir. Tip 3 kolajen, kalp ve kan damarları ile kan dokusunu oluşturmada önemli rol oynar. Tip 10 kolajen ise eklem kıkırdakları ile yeni kemiklerin oluşumunda görev alır. Kemik kırıklarının onarımı için önemli bir proteindir. Bu özellikleri nedeniyle kolajen ile ilgili birçok bilimsel araştırmada yapılmıştır.

Kolajeni azaltan nedenler

Yaşlanma, sigara-alkol tüketimi, vücuttaki oksijen azlığı, beslenme yetersizlikleri ile güneş ve diğer dış etkenler nedeniyle 20’li yaşların ortalarından itibaren vücutta kolajen sentezi azalır. Kolajen kaybı sonucunda deri esnekliğini, parlaklığını ve yumuşaklığını kaybeder, donuklaşır, kırışır ve kahverengi lekeler başta olmak üzere renk değişiklikleri oluşur. Bunun sonucunda deride sarkmalar ve kırışıklıklar meydana gelir. Vücutta kolajen sentezinin azalmasıyla birlikte ayrıca bağlar, dokular ve kıkırdaklar esnekliğini kaybetmeye başlar. Bunun sonucunda ise osteoporoz ve romatizma başta olmak üzere çeşitli hastalıklar ortaya çıkar. Günümüzde kemik ve eklem sorunlarıyla mücadelede kolajen hidrolizatı yaygın bir şekilde kullanılmaktadır.

Günlük 10 gram kolajen

Yapılan klinik çalışmalara göre kolajen hidrolizatın olumlu etkilerinden faydalanmak içinse düzenli ve önerilen kullanım dozu miktarında tüketmek gerekmektedir. Araştırmalara göre önerilen günlük doz, 10 gram olarak belirtilmiştir. Belirlenen bu miktarda kolajen hidrolizat alımının eklem, kemik ve cilt sağlığı üzerinde yararlı etkileri olduğu tespit edilmiştir.

Cilt kusurlarında iyileşme sağlıyor

Kolajen hidrolizatının besin yoluyla alınmasının faydaları hakkında yapılan bir araştırmada, günlük oral yolla kolajen hidrolizat alımı sonrası UV-B ışınlarından zarar görmüş olan deri üzerindeki etkisi incelenmiş ve zararlı güneş ışınları ile foto-yaşlanmaya bağlı olarak oluşan cilt kusurlarında iyileşme sağlamasının yanı sıra derinin su tutma kapasitesinin arttığı ortaya koyulmuştur. Diğer klinik çalışmada ise besin yoluyla kolajen hidrolizatı alan kadınların ciltlerinin su tutma kapasitesinin, kolajen hidrolizatı tüketmeyenlere oranla arttığı gözlenmiştir.

Kemik gelişimine yardımcı oluyor

Kemik metabolizmaları üzerine yapılan bir çalışmada ise kolajen hidrolizatının osteoporoz (kemik erimesi) ile halk arasında kireçlenme olarak bilinen osteoartrit üzerine etkisini incelemiş. Araştırma sonucunda ise 60 gün boyunca günde 10 gram kolajen hidrolizat alımının bu iki hastalığın tedavisinde yarar sağladığı görülmüştür.

Eklemleri hasarlardan koruyor

Kolajen hidrolizatının kıkırdak doku üzerindeki protein sentezini artırarak, dokuların gelişiminde uyarıcı etkisi olduğu ve atletlerde eklem yapısını güçlendirdiğine dair çalışmalar da yapılmıştır. 2006 yılında Almanya’da German Olympic Center’da yetişkin atletler ile yapılan bir çalışmayla, bu olgu ispatlanmıştır. 12 haftayı kapsayan çalışma süresinde, deneklerin yüzde 79’unda günde 10 gram kolajen hidrolizat tüketimi sonrası eklem oynaklığı ve esnekliği üzerinde olumlu gelişmeler kaydedilmiştir. Özetle, kolajen hidrolizatının eklemleri hasarlardan koruduğu, eklemleri güçlendirdiği, osteoartiritis, romatizma gibi eklem rahatsızlıklarda oluşan ağrıları azalttığı ve kemik yoğunluğunu önemli düzeyde arttırdığı, cilt kusurlarında iyileşme sağladığı ve derinin su tutma kapasitesini artırdığı yapılan klinik çalışmalarla da ortaya koyulmuştur.

Kolajenle gelen sağlık

Kaç tür kolajen takviyesi vardır?

Günümüzde kolajen yönünden çok zengin olan kemik suyu başta olmak üzere dışarıdan takviye almak çok yaygındır. Kolajen takviyeleri üç şekilde vücuda alınabilir. Bunlardan bir tanesi kolajenin pişmiş hali olan jelatindir. Kemik suyu içeren çorbaların ve yemeklerin tüketimi ile vücuda kolajeni oluşturan aminoasitler alınarak kolajen üretimi arttırılabilir. Diğer takviye yöntemleri ise toz veya sıvı şeklindeki alınanlardır. Ancak eş, dost ve eczacı tavsiyesiyle asla kolajen alınmamalıdır. Kolajen takviyeleri yaşınıza, cildinizin yapısına ve sağlık durumunuza göre tercih edilmelidir. Herhangi bir gıda takviyesine başlamadan veya mevcut takviyenin dozunu artırmadan önce mutlaka hekime danışılması gerektiği unutulmamalıdır.

Kolajeni doğal olarak artırmanın yolları

Kolajen artıran çorba

Bu hazırlayacağınız çorba; cildiniz, saçlarınız ve kemik sağlığınız için ihtiyacınız olan kolajeni almanıza destek olacaktır.

Malzemeler:

-2 su bardağı kemik suyu
-3 sap fesleğen
-5-8 adet karanfil tohumu
-2 demet maydanoz
-1 kilo pazı yaprağı
-1 çay kaşığı kırmızı biber
-1 çay kaşığı kekik

Yapılışı:

Kemik suyunu bir tencerenin içinde ısıtın. Kaynamaya başladığında içine pazı ve maydanozları atıp, 5 dakika bekleyin. Sonra tencereyi ocaktan alıp, tüm malzemeyi blender ile püre haline getirin. İçine kırmızıbiber, kekik, fesleğen ve karanfili (toz karanfil daha iyi olur) atın. Çorbanız hazır. Bu çorbayı her gün bir kase, 3 ay boyunca tüketebilirsiniz.

Kolajenli kemik suyu nasıl hazırlanır?

Kemik suyu, kemik ve bağ dokusu içerdiğinden kalsiyum, magnezyum, fosfor, kolajen, glukozamin, kondroitin, amino asitler ve diğer birçok besin öğesini bulundurur. Doğru kemik suyu hazırlamak için bazı ayrıntılara dikkat etmek gerekmektedir. Öncelikle etli kemikleri bir suyun içine koyun ve kilosuna göre suyunu ayarlayın. Kaynamaya başladıktan sonra ocağı mum alevi kıvamına alıp, 6 saat pişirin. Hiçbir aşamada düdüklü tencere kullanmayın. 6 saatin ardından etleri ve ilikleri kemiklerden ayırın. Suyun içine tekrar kemikleri koyup, bir bardak sirke ekleyin. Kaynamaya başladığında mum alevinde bu kez 18 saat kaynatın. Bu işlemler sonrasında kemik suyumuz hazır. Buzdolabında 1 hafta, derin dondurucuda ortalama 3 ay muhafaza edebilirsiniz. Kemik suyundan günde 1 bardak tüketirseniz muhteşem bir kolajen takviyesi almış olursunuz.

Kolajen içeren besinler

Et, tavuk, balık: En iyi protein kaynakları olan bu besinler, cildin esnekliğini ve sıkılığını artırır.

Yumurta akı: 
Yumurta diğer hayvansal ürünler gibi bağ dokusu içermez. Yumurta beyazının büyük miktarda içerdiği prolin kolajen üretimi için gerekli aminoasitlerden biridir.

Yeşil sebzeler: Maydanoz, nane, tere, roka, ıspanak, pazı, ısırgan otu, brokoli gibi yeşil yapraklı sebzeler, vücudun kolajen üretimini artırmakta ve cildin nemini, elastikiyetini korumaktadır.

Tropikal meyveler: Mango, ananas, kivi, guava gibi tropikal meyveler, C vitamini yönünden de zengindir.

Turunçgiller: C vitamini vücudun kolajen üretiminde önemli rol oynar. Portakal, greyfurt, mandalina, limon gibi turunçgiller C vitaminiyle doludur.

Kırmızı meyveler: Ahududu, böğürtlen, yaban mersini, kızılcık, çilek, kiraz, siyah üzüm, elma, pancar, kırmızı kapya biber, domates gibi besinler içerdikleri güçlü antioksidanlar sayesinde kolajen üretimini uyarırlar.

Sarımsak: Sarımsak içerdiği bol miktarda sülfür sayesinde kolajen üretimini destekleyen besinlerdendir.

Baklagiller: Kuru fasulye, barbunya gibi baklagiller, kolajen sentezi için gerekli amino asitleri içeren yüksek proteinli besinlerdir.

Kuruyemişler: Ayçiçeği, kabak çekirdeği, kaju, ceviz gibi enerji deposu olan kuruyemişler vücudun kolajen üretimini artırmaya yardımcı olur.

Et Suyu Nasıl Yapılır? | Mucize LezzetlerMucize Lezzetler'in bugünkü bölümünde et suyunun nasıl yapılacağını araştırdık! Gülçin Çavdarcı'nın enfes ipuçları ile sizlerle... (Sponsorlu İçerik)
False