GeriEtkinlikler Sıra dışı bir anne: Özlem P. Şinik
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Sıra dışı bir anne: Özlem P. Şinik

Sıra dışı bir anne: Özlem P. Şinik

O, hayatı çifter çifter yaşıyor.

Anne olmak zor, ikiz annesi olmak ise daha zor. Her şeyi iki kere yaşamak, sevgiyi eşit paylaştırmak, ilgiyi aynı seviyede vermek gerek. Ama aynı zamanda da özel bir durum ikiz anneliği. Bir anda iki bebeğe sahip oluyorsunuz, tek doğumla iki çocuğunuz oluveriyor. Bu zorluğu ve güzelliği yaşayan, deneyimlerini diğer annelerle paylaşmak için www.siradisiannelik.com’u açan akademisyen Özlem Şinik ile sizler için keyifli bir röportaj yaptık.

Önce blogdan biraz bahsedelim, sonra da çocuklardan... “Sıra Dışı Annelik” nasıl ortaya çıktı?

Sıra dışı annelik, aslında benim çok uzun süredir planladığım bir şeydi. Yaklaşık 3-4 sene öncesinde fikir olarak vardı. Ama zamanı ve şartları bir araya getirmek ancak bu seneyi buldu. Aslında önce “Sıra Dışı Annelik” kitapları hazır oldu. Fakat kitapların basımında biraz gecikme yaşanacaktı. Biz de bu arada siteyi kuralım ve siteyle beraber bir okuyucu kitlemiz olsun istedik. Benim siteyi kurmamdaki amacım, Türkiye’de ikiz anneliği çok çalışılmamış bir konu. Hem bir akademisyen, hem de bir anne olarak o eksiklik beni rahatsız etti. Bu anlamda site de iyi bir araç olacaktı. Teknolojiyi kullanmak gerekiyordu. Çünkü insanlar sanal ortamı çok tercih ediyor. Bu şekilde siradisiannelik.com’u 25 Mart 2011’de kurduk.

Teknolojiye olan ilginiz nasıl? İnternet sitenizi kurarken başkalarından yardım aldınız mı?

Aldım çünkü sitenin ilk kuruluşunda bir web tasarımı yapılması gerekiyordu. Bu anlamda öğrencilerimden teknik destek aldım. Akademisyen olmanın avantajlarını kullandık desem yeridir (Gülüyor). Sistemi öğrendim. Artık tüm işlerimi kendim yapıyorum.

Blog konularına ilginiz var mıydı? Mesela blogları takip eder misiniz?

Blog anlamında takip ettiğim çok site yok. İkiz annelerine ya da ilgi alanlarıma yönelik siteleri ve blogları takip ediyorum.

Takip ettiğiniz sitelerde gözlemlediğiniz, iyi ya da eksik gördüğünüz ve kendi sitemde bunu tamamlayacağım dediğiniz şeyler oluyor mu?

Övmek anlamında değil de gerçeği söylemek anlamında olsun şimdi söyleyeceklerim. Eğitimci olmamın çok avantajlarını yaşıyorum sitede. Çünkü sitede “ben şunu yaşadım, bu böyle oldu” gibi doğruluğuna emin olduğum bilgileri yazıyorum. Öncelikle araştırıyorum. Dil bilmenin avantajı ile dünyayı da taramış oluyorsunuz. O yüzden ben sitede mümkün mertebe kendi başımdan geçen olaylara bilimsel doğruları da ekliyorum. O yüzden benim sitemde eğitimcilik boyutu da çok fazla.

Hedefleriniz neler?

Hedefim ilk başta dernek kurmaktı. Sıra dışı annelik derneği de olabilir belki. Mesela yurt dışında 1960’larda çalışılmış, ikizler ve bakımları konusu. Türkiye bu anlamda çok eksik. Bir dernek kurarak aileler bir araya getirilebilir.

Nasıl bir duygu ikiz çocuğa sahip olmak ?

İkiz anneliği için “Hayatı aynı anda iki kere yaşamak” diyorum. Hakikaten ışınlanma ya da kopyalanma tabiri denilir ya, bazen öyle olduğunuzu ya da öyle olmak istediğinizi zannediyorsunuz. Çünkü bir çocuğu sevdiğinizde öbürünü de aynı anda sevmeniz gerekiyor. Bir dakika içinde aynı işi tekrar etmeniz gerekiyor ve bazen yetişemiyorsunuz. Diyorsunuz ki “Keşke bir tane daha olsam, keşke kopyalanmış olsam ve o çocuk yeterince sevgi alsa.” İkiz anneliği böyle bir şey. Yani hayatı çifter çifter yaşamak.

Sıra dışı bir anne: Özlem P. Şinik

İkiz ailelerinin hayatı nasıl oluyor? Çiftler açısından soruyorum.

İkiz aileleri için şöyle diyebiliriz; “İkiz aileleri yedi kişilik bir ailedir” bunu uzmanlar söylüyor. Yani ikiz çocuğa sahip olmak beş çocuk, iki de anne baba ile yedi kişilik bir aile gibi. Dolayısıyla insanlar bunun bilincinde değil. Hayat birden paldır küldür değişiyor. Özellikle ilk çocuklarınız ikizse, anne-baba olduğunuzu anlayamıyorsunuz. Yani birden bakıcı olduğunuzu hissediyorsunuz. Çünkü rutinliğe giriyorsunuz. Yedir, içir, gaz çıkart… Bakıcınız yoksa bunları yaşıyorsunuz tabii. Bakıcınız olsa bile, kontrolün yine sizde olması gerekiyor. Ve bu rutinlikler yaklaşık 1,5 – 2 yıl devam ediyor. Bu süreç içerisinde eğer anne-baba bilinçli değilse boşanmaların yaşandığı dönem, bu dönem oluyor. Biliyorsunuz bizde özellikle tüp bebek olayı çok fazla. Zaten tüp bebekler kıymetli bebekler. Ama bakıyorsunuz çiftler bebeklerine sahip olduktan sonra ayrılmışlar. Neden ayrılıyorlar? Çünkü anne tedavi sürecini çektikten sonra bebeklerin üzerine çok düşüyor ve eşi ikinci planda kalıyor. İlgi, sevgi, romantiklik, aşk… Bunlar anne için ikinci planda kalırken, baba için ilk planda kalıyor. Bu nedenle de çeşitli sıkıntılar olabiliyor. Aldatmalar ya da boşanmalar.

Sizin evliliğinizde durum nasıl?

Benim eşim de akademisyen. Tabii ki onun da desteği oldu ama biz de kısmen sıkıntılar yaşadık ilk çocuk olmalarından dolayı. Ama karşılıklı anlayışla ve güvenle bunları aştık. Eşim iyi bir baba ki, ona tekrar çocuk vermeyi düşünmüşüm.

Üçüncü bebeğe nasıl karar verdiniz?

Zaten bir tane daha düşünüyorduk. Biraz önce dediğim gibi eşim destek olmasa veya ben sıkıntılı biri olsaydım, düşünmezdim. Ama ben şöyle düşünüyorum; çocuk bir kadın için kendine yaptığı en güzel yatırımlardan biri. Zaten ikinci hamileliğim.

İki tane baktıktan sonra üçüncü çocuk sizin için zorluk anlamında pek bir şey ifade etmeyecek herhalde.

Aynen öyle. Gözümde büyütmedim hiçbir zaman. İkizler olacağı zaman bile gözümde büyütmedim hiçbir şeyi. Kimileri “Ay nasıl bakacağız, ne yedireceğiz?” diye düşünüyor. Ben hiç bunları düşünmedim. Çünkü bunları düşünmek yerine çözüm yolu bulmak daha mantıklı. Sonuçta doğacaklar ve doğacaklarsa, onları en güzel şekilde yetiştirmek anne ve babanın görevi. Şimdi ikiz kızlarım küçük anne olacaklar kardeşleri için, onların da desteği olacak bana.

Hamilelik nasıl gidiyor bu arada?

Hamilelik güzel gidiyor. Bir sıkıntı yok. Tek çocuk taşımakla iki çocuk taşımak bir değilmiş. O anlamda rahat. Ama tabii ki evde iki tane çocuk olması yoğunluğunuzu artırıyor. O anlamda biraz yoruluyorum. Hani belki evde iki çocuk olmamış olsa, yatıp dinlenme fırsatım olur. Ama kızlar birinci sınıfta bu sene. Ödevleri oluyor. Sürekli ödevler ve çalışmalarla uğraştığımız için biraz yorucu. Ama şubat ayından sonra rahatlayacağım. Çocuk doğacak, doktoram bitecek, kızlar okumayı öğrenmiş olacak. Doktoramın ders aşaması biteceği için lisans aşaması ve yeterlilik bana kalan kısımlar oluyor. Ama derslere de devam etmek gerekiyor. Kızlarla beraber ödevlerimiz var. Zaten kızlar sürekli söylüyor; “Annemin ödevleri hep bilgisayarda” diye. Bizim de işimiz sürekli bilgisayarla. Artık elle yazmıyorsunuz. Doğal olarak çocuklarda da öyle bir tutum oluyor.

Türkiye’ye baktığınız zaman internet kullanımını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Çok iyi. Şu an incelediğim kadarıyla, gençlerin bazılar kendi sitelerini kendileri kuruyor. Bu bile çok güzel gençlik adına. Anneler artık seslerini duyurabiliyorlar. Bunlar bir terapidir anneler için. Bu açıdan baktığımızda çok güzel. Ayrıca internet Türkiye’ye inanılmaz bir bakış açısı kazandırdı. Bence Türkiye gelecekte dünya ülkelerinden birisi olacak internet kullanımı alanında. Çünkü hakikaten zekice işler yapılıyor.

Kızlarınızın bilgisayarla araları nasıl? İzin veriyor musunuz bilgisayar kullanmalarına?

Ben eve internet almadım. Sadece wınn’la işi çözüyoruz. Çünkü internet aile hayatını yok eden bir şey. Sadece o pratik yöntemlerle çözüyorum ve eve iş taşımamaya çalışıyorum. Zaten internete girdiğiniz zaman çocuklarla olan ilişkiniz bitiyor. Çocukların psikolojilerinin bozulmaması lazım. Onlar sonra bize yansıyacak. Belki ben şimdilik kendimi tatmin ediyorum ama sonuçta onlar bana olumsuzluk olarak dönecek. Ben bütün işlerimi mesai saatlerinde hallediyorum ki bunları yaşamayayım. Kızlarım internetle çok iç içe değiller.

Özlem Hanım'a değerli paylaşımlarından ötürü teşekkür ediyoruz.

Röportaj: Pınar Eslek

Fotoğraf: Halil Yücer 

False