GeriSağlık Sinsice ilerliyor, tanı koymak çok zor olabiliyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Sinsice ilerliyor, tanı koymak çok zor olabiliyor

Sinsice ilerliyor, tanı koymak çok zor olabiliyor
Abone Olgoogle-news

Ağız, Diş ve Çene Cerrahı Dr. Selin Gaş, halk arasında diş gıcırdatma olarak bilinen bruksizm rahatsızlığının neden kaynaklandığının hala tam olarak bilinemediğini söyledi. Gaş, bruksizmin birçok farklı tedavi yöntemi olduğuna dikkat çekerek, ”Çoğu hasta farkında bile olmaz. Tanısını koymak da oldukça zordur. Tanıdan sonra, tedavi yöntemlerinden biri yetmez, birkaçını uygulamak gerekebilir” dedi.

Dr. Selin Gaş, halk arasında diş gıcırdatma’ ya da diş sıkma olarak bilinen bruksizm rahatsızlığıyla ilgili açıklamalarda bulundu. Bruksizmin uyku sırasında görülen istemsiz, ritmik ve fonksiyon dışı diş sıkma ve gıcırdatma ile karakterize parafonksiyonel bir alışkanlık olduğunu anlatan Dr. Öğr. Üyesi Gaş aynı zamanda; bruksizmin, şiddetli baş boyun ağrısı, çene hareketlerinde kısıtlılık, çiğneme kaslarında ağrı ve spazm gibi sonuçlara sebep olabileceğini ifade etti.

Tanı koymak çok zor olabiliyor

Dr. Gaş, bruksizmin kesin nedeninin tam olarak açıklanamadığını da belirterek, ”Stres, oklüzal bozukluklar, alerji, uyku kalitesi vs. gibi etkenlerin kaynak olabileceği düşünülmektedir. Bruksizmin tanısını koymak bile oldukça zordur. Çok dikkatli olmak ve tedavisinde öncelikle sebep olan etkeni ortadan kaldırmak gereklidir. Bruksizme sebep olabilecek birçok faktör olabileceğinden dolayı tek bir tedavi seçeneği, bruksizmi tedavi etmede yeterli olmayabilir. Bu nedenle; etkili tedaviyi seçebilmek için sebep olan etkenleri belirlemek gereklidir” dedi.

Çocuklarda ve gençlerde daha sık görülüyor

Bruksizmin olası nedenleri hakkında bilgi veren Dr. Gaş, ”Klinik açıdan; diş aşınmalarının gözlemlenmesi bruksizmin tanısında kullanılabilir. Bununla beraber, diş aşınmalarının oral alışkanlıklar, yeme sıklığı ve alışkanlığı ve reflü gibi faktörlere de bağlı olabileceği sorgulanmalıdır. Bruksizmin görülme sıklığında farklı toplumlarda yüzde 4ten yüzde 96lara kadar varan değişiklikler gösterdiği saptanmıştır. Yine yapılan çalışmalar, gençlerde ve çocuklarda yetişkinlere oranla daha sık görüldüğünü kanıtlamıştır. Bruksizmin son zamanlarda etiyolojisi ile ilgili yapılan çalışmalarda, sinir sisteminin uyku sırasında çene aktivitesini etkilediği veya başlattığı bildirilmiştir. Uyku ile ilgili mekanizmalar bu sistemlerden etkilenerek ritmik çiğneme kas aktivitesine ve uyku sırasında diş gıcırdatmaya sebep olur. Genetik faktörlerin de etiyolojide etkili olduğuna dair görüşler bulunmaktadır. 4 bin ikiz üzerinde yapılan bir çalışmada kalıtımın bruksizmin üzerindeki etkisinin yüzde 39dan yüzde 64e varan değişiklikte olabileceği gösterilmiştir” ifadelerini kullandı.

Gaş, sözlerine şöyle devam etti;

”Parafonksiyonel kuvvetlerden etkilenen çiğneme sistemi yapıları, dişler ve etrafındaki periodontal dokular, çiğneme kasları ve temporomandibular eklemdir. Parafonksiyonel alışkanlıklar toplumda ortak görülen bir durumdur. Bu alışkanlıkların temporomandibular rahatsızlıklara yol açtığı düşünülmektedir. Vücutta genel bağ dokusu gevşekliği, tırnak yeme, sakız çiğneme, devamlı ağızdan nefes alıp verme, pipo içme, çekirdek yeme, uzun süre telefonla konuşma, keman çalma gibi durumlar çene disfonksiyonlarını kolaylaştıran diğer sebeplerdendir. Bazen de çene şikayetleri vücuttaki ciddi bir hastalığın belirtisi olabilir. Bunlar; tümör, enfeksiyon, iltihaplı romatizma gibi hastalıklardır.”

8 farklı tedavi yöntemi

Dr. Öğr. Üyesi Selin Gaş, bruksizmle (diş gıcırdatma) ile ilgili farklı tedavi yöntemlerini detaylarıyla aktardı:

”Bruksizmde klinik olarak yapılan müdahalenin amacı; dişleri korumak, gıcırdatmayı azaltmak, yüz bölgesinde meydana gelen ağrıyı hafifletmek ve uykunun kalitesini geliştirmektir. Bruksizmin tedavisinde henüz etkili bir tedavi yöntemi yoktur. Bruksizmin tedavi edilmesinde diş hekimlerine büyük görev düşmektedir. Bruksizm tanısı konmuş hastalara iyi bir ağız hijyeni, uyku düzeni ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları edinmeleri öğütlenmeli, orofasiyal yapıların daha fazla zarar görmemesini engellemek için düzenli kontrol yaptırmaları tavsiye edilmelidir. Bruksizmin etiyolojisi birçok faktöre bağlı olabileceğinden, tedavisinde de tek bir tedavi seçeneği yeterli olmayacaktır. Kişiye göre etken bulunup, ortadan kaldırılarak doğru tedavi yöntemleri seçilmelidir.”

1- Oklüzal splint (Gece plağı) uygulamaları

Farklı gece plağı tipleri endikasyonuna uygun bir şekilde seçilerek yaygın biçimde bruksizmin tedavisinde kullanılır. Gece plağı tedavisi, bruksizme bağlı ağrısı olan hastalarda objektif ağrı hafifletme için hala altın standart tedavi yöntemidir. Çeşitli araştırmalarda oklüzal splintlerin çiğneme kasları üzerindeki olumlu etkileri gösterilmiştir.

2- Fizik Tedavi Uygulamaları

Fizik tedavi uygulamaları oldukça konservatiftir. Termoterapi ve soğuk tedavisi hasta gerekli gördüğü sürece uygulanabilir. Ağrı belirgin hale geldiğinde, eklem bölgesine sıcak ya da soğuk uygulaması ağrıyı azaltmada yardımcı olabilir. Termoterapide amaç sıcak etkisi ile uygulanan bölgedeki sirkülasyonu arttırmaktır. Sıcak su şişesi havluya sarılarak 10-15 dakika boyunca uygulanabilir. Bu uygulama maksimum 30 dakika sürdürülmelidir. Soğuk tedavisi de ağrı azaltmada kullanılan genellikle etkili ve basit bir tekniktir. Hasta kendi ağrısını azaltmaya en iyi geri dönüşü veren seçeneği bulmalıdır.

3- Farmakolojik Tedavi

İlaçlar farklı kombinasyonlar halinde kullanılarak yaratılmak istenen etki sağlanabilir. Orta ve şiddetli ağrı varlığında basit analjezikler tercih edilir. Çok şiddetli ağrı varlığında ise narkotik analjezikler kullanılabilir. Non steroid anti inflamatuar ilaçlar enflamasyon varlığı düşünülen vakalarda 3 hafta boyunca verilebilir. Çoğu kas gevşetici sedasyon etkilidir, bu nedenle kullanımı 3 haftadan fazla önerilmez. Ağrılı bruksizm vakalarında gece yatmadan önce diazepam kullanılabilir. Analjezikler ile kombine edilebilirler. Çoğu kronik ağrılı hastada depresyon ve uyku bozukluğu söz konusudur. Bu nedenle çeşitli antidepresanların bu gibi durumlarda asıl tedavi şekli olduğu söylenmektedir.

4- Homeopati

Homeopati uygulamasında kişiye özel içerikli ilaçlar kullanılır. Bu yönüyle standart içerikli ilaçlardan ayrılır. İlacın içeriği hazırlanırken kişinin geçmişi, psikolojisi ve hastalığı dikkate alınır. Bu yöntem, çocuklar için bile erişimi kolay, sürdürülebilir ve güvenlidir, çünkü herhangi bir yan etkiye sebep olmadan gerektiği kadar kontrol edilebilir.

5- Akupunktur

Geleneksel Çin akupunkturunun 2500 yıldan fazla bir geçmişi vardır. En iyi bilinen tamamlayıcı ve alternatif tedavilerden biridir. Akupunktur sinir sistemini uyarır ve ağrı sinyallerinin işlenmesini ve algılanmasını değiştirir ve ayrıca sinir sisteminde endorfinler ve serotonin gibi doğal ağrı kesicileri serbest bırakır. Akupunkturun çeşitli diş hastalıkları için başarılı kullanımı kanıtlanmıştır. Çeşitli klinik çalışmalar, akupunkturun geleneksel tedavi yöntemlerini tamamlamada ümit verici bir rol oynayabileceğini test etmiş ve sonuçlanmıştır, çünkü akupunktur genellikle güvenlidir, toksik değildir ve ortaya çıkardığı yan etkiler ihmal edilebilir düzeydedir. Çalışmalar, akupunkturun kısa vadede analjezik etkilere sahip olduğunu ve bu nedenle, bruksizm tedavisi için ağrıyı azaltıcı etkisi olduğunu bildirmiştir.

6- Ozon Tedavisi

Tıbbi dereceli ozon, bir oksijen ve ozon karışımıdır. Medikal kullanımında kas ağrısını azaltma amacıyla minimal invaziv tedavi yöntemi olarak çeşitli uygulamaları bildirilmiştir. Ozon tedavisi tıbbi dereceli ozonun vücut boşluklarına ya da dolaşım sistemine uygulanmasıdır. O3; kaslar, tendonlar ve eklemler ile ilgili birçok vakayı tedavi etmek için kullanılır. Düşük komplikasyon riski ve yüksek başarı oranı ile tatmin edici bir tedavi olarak bruksizmin tedavisinde kullanılmaktadır.

7- Hipnoz

Hipnoz tedavisi gören hastalarda çene eklemi kaynaklı ağrıların azaldığı, semptomların görülme sıklığı, şiddeti ve süresinde azalma olduğu bildirilmiştir. Özellikle bruksizm kaynaklı çene eklem bozuklukları stresle de yakından ilişkilidir. Bu nedenle hastanın stres faktörlerinden daha arınmış bir yaşam sürmesi tedavi ilerleyişini etkileyecektir. Hipnoz yöntemleri ile hasta mevcut stresli durumundan bilinçaltına verilen telkinlerle kurtularak bu durumun sebep olduğu diş sıkma ve gıcırdatma da elimine edilecektir.

8- Botoks Uygulamaları

Kronik bruksizm tedavisinde botulinum toksininin (Botoks) enjeksiyonu günümüzde sık tercih edilen bir metod haline gelmiştir. Botulinum toksininin küçük dozlarını doğrudan ilgili çiğneme kası içine enjekte ederek dişlerin istemsiz gıcırdatılmasını ve çenesinin kenetlenmesini durdurmak için kas olması gerektiği kadar güçsüzleştirilir. Bu tedavi ile çiğneme kasları önemli ölçüde rahatlar ve gıcırdatma nedeni ile dişler üzerindeki aşınma ve yıpranma azalır. Bruksizme bağlı meydana gelen baş ağrıları ortadan kalkar. Çiğneme ve yüz ifadeleri gibi istemli bir şekilde yapılan hareketler botoks enjeksiyonundan kesinlikle etkilenmez.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle