GeriSağlık Şeker hastalığına bağlı mesane problemleri görülebilir
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Şeker hastalığına bağlı mesane problemleri görülebilir

Şeker hastalığına bağlı mesane problemleri görülebilir
Abone Olgoogle-news

Nörojenik mesane probleminde önceliğin altta yatan hastalığın tedavisi olduğunu belirten Prof. Dr. Tufan Tarcan, “Çoğunlukla sinirlerde oluşan hasar geri döndürülemez oluyor ama kısmi felç yaşayan hastalarda mesane işlevi zamanla düzelebiliyor” dedi ve ekledi: “Nörojenik mesanede ortaya çıkan problemleri değişik yöntemlerle düzeltmeye çalışıyoruz. Amacımız öncelikle böbrekleri korurken, mesanenin doğru şekilde idrar depolamasını ve doğru şekilde idrar boşaltımını sağlamak.”

Prof. Dr. Tufan Tarcan, nörojenik mesane (nörojenik alt üriner sistem işlev bozukluğu) hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

Nörojenik mesaneyi; hem çocuklarda hem de erişkinlerde herhangi bir nörolojik hastalık nedeniyle ortaya çıkan alt üriner sistem işlev bozukluğu şeklinde tanımlayan Prof. Dr. Tufan Tarcan, “Çocuklarda yaşanmasının en sık nedeni spina bifida, serebral palsi ve sinir sistemi tümörleri. Sinir sisteminin diğer hastalıkları da daha seyrek olarak görülebiliyor” diye konuştu.

Erişkinlerde nörojenik mesane probleminin görülmesinin başında şeker hastalığının geldiğini ifade eden Prof. Dr. Tufan Tarcan, “Şeker hastalığı mesaneyi kontrol eden sinirleri bozabiliyor. Biz buna diyabetik nöropati yani şeker hastalığına bağlı olarak ortaya çıkan sinirsel bozukluk adını veriyoruz. Nörojenik mesane ayrıca omurilik yaralanmaları, MS, Parkinson, serebrovasküler olaylar ve bel fıtığı hastalarında da sık görülüyor. Nörolojik mesanede işlev bozukluklarının ortaya çıkış şekli çok değişken olabiliyor. Çünkü altta yatan nörolojik tablo da çok değişken.” dedi.

Şeker hastaları rutin olarak üroloji doktoruna görünmeli

Nörojenik mesanenin tanısı bazen çok kolay bazen de zor olabiliyor. Nörojenik mesanenin erişkinlerde yaşanma nedenlerinin başında spinal kord (omurilik) yaralanmasının geldiğini söyleyen Prof. Dr. Tufan Tarcan, “Trafik kazasında bel kırığına bağlı omurilikte kopmalar meydana geliyor. O zaman o kopan yerin altındaki sinirler ne yazık ki çalışmıyor. Diğer taraftan nörojenik mesane şeker hastalığı gibi durumlarda çok sinsi olabiliyor. Özellikle şeker hastalarının 10 yıldan sonra çok dikkat etmeleri lazım. Özellikle uzun süredir şeker hastası olan kişiler belli bir zamandan sonra rutin olarak üroloji doktoruna mutlaka görünmeli” diye konuştu.

Nörojenik mesanede önceliğin altta yatan hastalığın tedavisi olduğunu belirten Prof. Dr. Tufan Tarcan, “Çoğunlukla sinirlerde oluşan hasar geri döndürülemez oluyor ama kısmi bir felç yaşayan hastalarda mesane işlevi de zamanla düzelebiliyor. Biz nörojenik mesanede ortaya çıkan problemleri bir şekilde düzeltmeye çalışıyoruz. Amacımız fizyolojik koşullarda mesaneyi hem idrarı depolayabilir hem de boşalabilir hale getirmek. Eğer altta yatan nörolojik hastalık düzelemiyorsa ürolojik tedavilerimiz sebepten ziyade daha çok ortaya çıkan problemin tedavisine yönelik oluyor” dedi.

Bu probleme öncelikle üroloji uzmanları dikkat etmeli

Nörojenik mesane problemine yaklaşımda öncelikle üroloji uzmanlarının dikkat etmesi gereken noktalar olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Tufan Tarcan, şöyle devam etti: “Üroloji uzmanı olarak nörojenik mesane karşımıza geldiğinde bizim ilk dikkat ettiğimiz nokta böbreklerin sağlığı. Çünkü nörojenik mesaneli hastaların bir grubunda mesane içinde mesanenin, idrarı gerektiği gibi depolayamaması nedeni ile çok yüksek basınçlar ortaya çıkabiliyor. Bu yüksek basınçlar böbreğe sirayet ederek böbrekte tekrarlayan ateşli idrar yolu enfeksiyonlarına, tekrarlayan bu enfeksiyonlar nedeni ile böbrek parankiminde kayba yol açabiliyor. İlk dikkat etmemiz gereken şey hastaların böbrek sağlığı. Çünkü böbrekte oluşan hasar ne yazık ki geri döndürülemiyor. Tedavi etmezseniz, kronik böbrek yetmezliğine kadar gidiyor. Vücudun ürettiği idrarı düşük basınçla depolayabilmesi ve düşük basınçla vücut dışına çıkarmasını sağlamak lazım. Böbrekleri koruduktan sonra ikinci amacımız ise, hastayı kuru tutmak. Bunun içinde değişik medikal minimal invaziv ve cerrahi tedavi yöntemlerimiz var. Kontrolü aksatan hasta birkaç yıl içinde böbreklerini tamamen kaybetmiş olarak gelebiliyor. Eğer takibi ve tedavisi yapılmazsa spinal kord yaralanması olan hastaların ve spina bifidalı çocuklarımızın hemen hemen tümü böbrek kaybı problemi ile karşı karşıya kalır.”

 

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle