Güncelleme Tarihi:

Hava sıcaklığı ve fiziksel aktiviteye bağlı olarak değişmekle birlikte, vücudun susuzlukla mücadelesi şu aşamalardan oluşuyor:
İLK 4 SAAT: SAKIN DÖNEM
Sahurdan sonraki ilk 4 saatte vücut, henüz alınan sıvıları kullandığı için susuzluk belirtileri hissedilmez. Metabolizma normal seyrinde devam eder.
4-8. SAATLER: KAN KOYULAŞMAYA BAŞLIYOR
Orucun 4. saatinden itibaren idrar, terleme ve hatta nefes yoluyla su kayıpları etkisini göstermeye başlar. Dr. Burak Uzel, bu aşamada kanın hafifçe koyulaşmaya başladığını belirterek şu bilgileri veriyor: "Kan koyulaşmaya başladığında vücut hemen savunmaya geçer ve 'Antidiüretik Hormon' (ADH) salgılar. Bu hormonun temel görevi böbreklere 'suyu tut, idrar atılımını azalt' talimatı vermektir."
8-12. SAATLER: HORMONAL ALARM VE TANSIYON RISKI
Açlığın 8. saatinden sonra dehidratasyon (sıvı kaybı) daha belirgin bir hal alır. Bu evrede vücut, ADH’nin yanı sıra Anjiyotensin ve Aldosteron gibi ek hormonları da devreye sokar.
* İdrar Miktarı: Minimum seviyeye iner.
* Tansiyon: Sıvı hacminin azalmasıyla birlikte tansiyon düşüklükleri ve buna bağlı halsizlik görülebilir.
İFTAR: YENİDEN CANLANMA
Susuzlukla baş etmenin en iyi yolunun iftar ile sahur arasında suyu 'yudum yudum' ama sürekli içmek olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Burak Uzel, “Sahurda içilen aşırı miktarda su, vücutta hızla atılır; oysa zamana yayılan su tüketimi hücrelerin hidrasyonunu daha iyi sağlar. Ayrıca idrar söktürücü özelliği olan aşırı çay ve kahve tüketiminden kaçınmak, vücudun su depolarını korumaya yardımcı olur” dedi.