GeriHamilelikte Sağlık Önceki gebelikteki hangi durumlar şu anki gebeliği etkiler?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Önceki gebelikteki hangi durumlar şu anki gebeliği etkiler?

Önceki gebelikteki hangi durumlar şu anki gebeliği etkiler?
Abone Olgoogle-news

Gebelik hazırlığında, önceki genel sağlık durumu kadar, önceki gebelikten kaynaklı risklerin belirlenmesi ve kadınların bundan kaynaklı olarak gebelikte karşılaşabileceği olası sıkıntılar hakkında hazırlıklı olunmasının da gerekli olduğunu belirten Perinatoloji Uzmanı Doç.Dr.Ali Özgür Ersoy, konuyla ilgili detaylı bilgiler paylaştı.

İdeali, gebe kalınmadan risk değerlendirmesi yapılması olmakla birlikte, gebeliklerin yaklaşık yarısının plansız olması nedeniyle, gebe kalındıktan sonraya da kalabilmektedir. Gebelik dönemi içinde de olsa, riskleri bilip ona göre, yapılabiliyorsa önlemler alınması yerinde olacaktır.

Önceki gebelikte engelli bebeğe sahip olan anneler, riskli gebelik uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Özellikle akraba evliliği olanlar, genetik hastalık riski yüksek olanlar, değerlendirilir ve gerek görülürse genetik uzmanı muayenesi için yönlendirilirler. Genetik uzmanları, aile ağacını ortaya çıkararak kalıtım şekillerini belirlemekte, ailedeki bireylerde teşhis konulmasında işe yarayacak tetkiklere de yön vermektedir.

Testlerle birlikte hekim muayenesi ve değerlendirmesi de önemli

Tabii ki, doğuştan engelli olan bebeklerin rahatsızlıklarının hepsi genetik hastalık nedeniyle olmuyor. Çevresel risklerle veya tamamen rastlantısal olarak engellilik durumu oluşabiliyor. Çevresel risklere bir örnek olarak, kadının şeker metabolizması bozukluğu veya diyabet verilebilir. Gebe kalınan zamandan önce başlayarak, kan şekerinin yüksek seyretmesi, anne rahminin duvarına yapışan embriyonun içeri yerleşip gelişmesini, organların şekillenmesini bozabilmektedir. Onun için gebe kalınmadan önce ideal olarak yapılması gereken testlerin içinde kan şekeri de bulunur. Tabii ki, yalnız tetkikler yetmez. Bu konuda hekim muayenesi ve değerlendirmesi gereklidir.

Yine, başka bir bakış açısıyla, doğuştan engelli olan bebeklerin hepsi ailede var olan hastalık nedeniyle olmuyor. Bazen, hiç hasta birey yokken de böyle durumlarla karşılaşan aileler vardır. Örneğin, Down sendromunu ele alalım. Yaklaşık 700 ila 800 doğumda bir Down sendromlu bebek doğmaktadır. Bu bebeklerin doğduğu ailelerin çok büyük kısmının ailesinde Down sendromlu birey yoktur. Önceki bebeğinde Down sendromu olan ailelerde, sonraki bebeğinde Down sendromu riski arttığı, ancak büyük ihtimalle sağlıklı bebek doğuracağı da bir gerçektir. İstatistik bilimi ve olasılık mefhumu böyledir.

Risk oluşturan faktörlerden biri de...

Önceki gebelikteki durumlardan risk oluşturan faktörlerden bir diğeri de sezaryen yoluyla doğum yapılmasıdır. Burada en önemli çekince sebebi, bebeğin eşinin (plasenta) rahim duvarına yapışması, doğumda kanama riski ve ameliyatın hayati risk oluşturacak kadar büyümesi olasılığı gibi sorunların her bir sezaryen ameliyatıyla artmasıdır. Aslında, normal ameliyatsız doğum geçirmiş olmak da risk arttırıcı olmakla birlikte, sezaryen doğumun oluşturduğu yanında çok hafif kalmaktadır. Yüz yıl önceye göre, çok belirgin olarak, ameliyat risklerini yeni olanaklarla azaltmış bulunmaktayız. Bu olanakların, anne ve bebek ölümlerinin son yirmi yılda daha belirgin azalması üzerine katkısının olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Ancak, çok sayıda çocuk isteyen ailelerde, sezaryen doğum sayısının artmasıyla bahsettiğimiz kanama ve hayati risklerinin artması, yeni olanaklarla bir yere kadar engellenebilmektedir. Her kadında farklı olan doku yapısının iyileşme, sonraki gebeliğe ve olası ameliyata hazırlanma süreci de farklı olduğundan, her kadında bunun sonuçları da farklıdır. Sezaryen yoluyla doğum, bir ameliyattır ve ameliyat, gereken hastaya yapılmalıdır. Çünkü, burada göz ardı edilemeyecek riskler mevcuttur. Ağrısız bir operasyon geçirmeye yarayan anestezi teknikleri de belirli oranda, kısa veya uzun vadede sağlık sorunlarına yol açabilecek riskler taşımaktadır. Ameliyat sahasına ait riskler de mevcuttur. Uzun döneme kadar devam edebilen ağrılar, normal vajinal yoldan doğuma göre artmış kanama ve enfeksiyon riskleri, çalışan kadınların işe dönüş zamanının gecikmesi gibi durumların da önemi büyüktür. Bunlar gibi hayatın gidişatını etkileyen durumlar hakkında önceden bilgilendirme yapılması, kadının gebeliğe riskleri bilerek başlamasına yarar.

Tekrarlayan gebelik kayıplarına dikkat

Yine, önceki gebelik hikayesine dayalı risk oluşturan bir diğer durum da tekrarlayan gebelik kayıplarıdır. Rahim boşluğundaki şekil bozuklukları, bağışıklık sistemi sorunları, hormon bozuklukları başta olmak üzere, çok sayıda sebep buna yol açabilmektedir. Tekrarlayan gebelik kaybı sayısı arttıkça hem ailede psikolojik sorunlar artmakta hem sosyoekonomik açıdan aileler zor durumda kalabilmektedir. Bu sorunları yaşayan hastada, gebelik oluşmadan önce de yapılacak testler vardır, hazırlıksız olarak gebelik oluştuktan sonra da yapılabilecek testler ve hatta tedaviler vardır.

Bahsettiğimiz, gebelikte önceden bilinip de ona göre hazırlıklı olunması gereken bu durumlar için hekim değerlendirmesi, sağlıklı bir gebelik süreci için gereklidir.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle