GeriSağlık Komik gelen şeyler, bazen hayat kurtarır
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Komik gelen şeyler, bazen hayat kurtarır

Komik gelen şeyler, bazen hayat kurtarır
Abone Olgoogle-news

Doktor Cem Yılmaz'ın kaleminden...

Her geçen gün çevremizde ya da basında yeni bir kanser vakasına tanık oluyoruz. Bunların içinde umut veren erken teşhis hikayeleri de yer alıyor. Şimdi sizinle paylaşacağımız bu hikaye ise hastanın değil, doktorunun penceresinden. Daha önce de haberini yayımladığımız Meme Okulu projesinin direktörü Genel Cerrah Op. Dr. Cem Yılmaz, kalemi eline alıp çok güzel bir öykü hazırladı.

“Pencerenin önünde örgü örüyordu, her zamanki günlerden biriydi, hava soğuk ve yine İstanbul trafiği hakkında radyoda yine o bildik haberleri veriyordu. Çocuk okuldan nasıl dönecekti, inşallah hasta da olmazdı. Tüm bunlar aklından geçerken, örgüde bir düğüm atladığını hissetti, yaşlanıyor muydu ne? Dikkatini dağıtan şeyin komşu apartmanın önüne asılan ilan panosundaki Meme Okulu yazısı olduğunu gördü. ‘Böyle isim mi olur? Bu reklam işinde iyice aşırıya kaçmışlar’ dedi kendi kendine. Birden bunun bir reklam olmadığını, belediyenin de desteğiyle yapılan kadın eğitimlerinin ilanı olduğunu fark etti. Ama meme kanseri onun hayatında hiç yer etmiyordu. Ne annesi, ne teyzesi, kimsede yoktu. Televizyondaki dizi yıldızlarından bulaşacak hali de yoktu ya!

Aradan kaç dakika geçti bilinmez, kapı çaldı. Okul aile birliğinden arkadaşıydı kapıdaki. Çok iyi ve girişken bir kadındı, eğitim, sağlık, spor, çocukların kadınların yararına nerede ne var, hepsi mahallede ondan sorulurdu. Canı sıkkındı kadının. Bir kahve içip, iki çift laf etmek için gelmişti arkadaşına. Geçenlerde telefonla haber almıştı akrabasından, meme kanseri olmuştu. Ameliyat olacaktı ama o kadar korkuyormuş ki kadıncağız doktordan kaçıyormuş. ‘Amaaaan! Doktordan korkulur mu hiç?’ dedi sonra.

Laf döndü dolaştı, kapıya asılan ilan panosuna geldi. Meme okulu sözleri üzerine gülüştüler. Bir anda meme kanseri olan akraba için bile olumlu şeyler konuşulur hale gelmişti. Sihirli bir kelimeydi sanki. Komşu her şeyi bilirdi nasıl olsa, bunu da biliyor olmalıydı. Ve cevap gecikmedi; ‘Belediyeyle, bir meme merkezi işbirliği yapmış kadınları eğitiyormuş. Doktoru da tanıyormuş, genç, konuşkan biriymiş. Avrupa’da okumuş mu ne? Her giden hastaya heyecanla aynı projeleri tek tek anlatıp, kadınları eğitmekten, meme kanseri ile ilgili bilinenleri ve bu ülkede yurt dışındaki kadınlarda görmediği korkuları yok etmek gibi, boş ve uzun konuşmalar sonrası muayeneye geçiyormuş. Ama yine de güvenilir bir tipmiş.’

Kahveler bitmişti ama muhabbet bitmek bilmiyordu. Birden, hadi gidelim mi, meme okuluna dedi komşu? O kadar iş güç vardı ama yine de denemeye değerdi. Beğenmezlerse kahve içip eskicileri gezer dönerlerdi ne de olsa. Çarşamba gitmek için sözleştiler.

Çarşamba günü…

Nereden evet demişti bu teklife? Neyse gelecek salı yapılacak altın gününe bol muhabbet malzemesi toplanacaktı. Son bir sigara daha yaktı, hastanede içmek hoş olmayacaktı. Hanımlar sokağın başında buluştu. Yolda meme okulu üzerine bol espriler üreterek hastaneye vardılar. Bu bina dizide Behlül'ün Bihter'i öptüğü hastane değil miydi? Bir anda bina, bir anlam daha kazanmıştı. Toplantı salonuna ilerlerken hemen Bihter'in yattığı oda tespit edilip, geçen yılki dizilerle, bu yıl diziler karşılaştırıldı. Bu sene favori Hürrem'di ama Fatmagül'ün sonu Hülya Avşar filminden bilinse de yine de merak edilmekteydi. Biraz sıkılarak da olsa, toplantı salonuna girildi. Bir sigara içeri girmeden içse miydik acaba? Yanıt yoktu, herkes bir anda salonun ve binanın büyüsüne kapılmıştı.

Derken salona genç, beyaz önlüğün kenarı özenli ütülenmiş parlak yüzlü bir doktor girdi. Kısa selamdan sonra, doktor o daha önce bildiği hikayesini anlattı ve o çarpıcı cümle çıktı ağzından: ‘Biz bu projeyi, meme kanseri gerçeğinden habersiz evinde örgü ören Ayşe Abla için yazdık.’

Ayşe Abla irkilmiş, biraz daha dikkatle dinlemeye başlamıştı farkında olmadan. Peş peşe sıralıyordu genç adam: ‘Meme kanseri, ailede meme kanseri olmasa da görülebiliyor. Kontrolsüz doğum kontrol hapı kullananlarda, sigara içenlerde risk artıyor. Meme kanserinden korunmak mümkün olmasa da erken teşhis mümkün ve mamografi çekilmeyen kadınlar risk altında. Erken teşhis edildiğinde çoğu zaman memenin alınmasına gerek kalmıyor ve hatta kemoterapi bile vermeye gerek kalmıyormuş.’ O anda kendisinin hayatında meme kontrolü için hiçbir doktora gitmediği aklına geldi. Bu kadar tesadüf olabilir miydi? Genç adamın her cümlesi kendinde bir farkındalık yaratıyordu.

Eğitim bitmişti, doktora gitmeliydi ama kendinde bir şey hissetmiyordu ki! Çıkışta doktorun etrafına giden kalabalığa baktı. Anlaşılan bazıları doktorun daha önce ameliyat ettiği kadınlardı. Kimi hayır duası ediyordu, kimi de sorular soruyordu. Cesaretini topladı, kendi grubundan koptu ve ‘Doktor Bey, randevu için kiminle konuşacağız?’ diye sordu. ‘Ablacığım eğer acilse, bugün biraz bekletirim ama bugün ameliyata girmeden bakabilirim’ cevabını aldı.

Behlül'ün Bihter'e koştuğu cam koridordan geçilerek gidiliyordu muayene odalarının olduğu kata, dudakları yırtılırcasına gülümseyen bir görevli kız çocuğu ona eşlik ediyordu. Bahçe de hakikaten çok güzeldi. Belli etmek istemedi ama doktor hakkında bilgi almak istiyordu. Kız ‘Hiç merak etmeyin hanımefendi, muayene sonrası her şey çok değişmiş olacak sizin için’ dedi. Bir de meme okulu ilanları aklına geldi, gülümsedi.

Muayene zamanı…

Karnı burnunda hamile başka bir sekreter, doktorun muayene odasına eşlik ederken, ondan da son bir tüyo almak istedi ama nafile artık odada ve kendi hikayesiyle baş başaydı. Bir ilan panosu ve bir anlık muhabbetin büyüsü, birden bambaşka bir yere getirmişti onu. Soru cevap faslından sonra, merakla beklenen muayene anı geldi. Doktorun muayene sırasında yüzünün hali, onu hiç ilgilendirmiyordu ama bir yere takılıp duruyordu genç adam muayenede. ‘Bir şey mi var acaba?’ diye soracak oldu ama ne olabilirdi ki? İlkinde piyango vuracak hali yoktu ya.

O ara doktor, ‘Daha önce burada bir şey var mıydı?’ diye sordu. Bir anda gerilen kadın ‘Yoo, yoktu’ diye kısık bir sesle yanıtladı. Doktor mamografi çekmek istedi. İşlem yapıldı ve doktorun ameliyattan çıkışı beklendi. Raporu alan doktor, ‘Ayşe Ablacım, bugün eğitimde anlattığım, erken evre meme kanseriyle uyumlu bir görüntü tespit ettik. İyi ki gelmişsin ama güzel haber, o toplantıda bahsettiğimiz tüm olumlu haller senin için geçerli.’

İçinden, ‘Hem kanserle uyumlu diyorsun hem de olumlu diyorsun be adam!’ deyip bağırmak, ağlamak istedi. Sürmeli gözlerden iki damla yaş yanaklara aktı. Yutkunamıyordu, soru da soramıyordu. Doktor konuşmaya devam ederken o başka şeyler düşünüyordu. Sigara mı içseydi yoksa sokağa çıkıp bağırsa mıydı? Belki de başka doktora danışmalıydı. Fikirlerin çokluğundan sarsıldı. Kendine geldiğinde doktor biyopsiden, ameliyattan bahsediyordu.”

Bir hafta sonra…

‘Ellerine sağlık doktorcum. Meme alınmadı, kemoterapi de görmeyecekmişim. Sadece bir kısa süreli ışın tedavisi ve ağızdan hormon hapıyla tedavi devam edecekmiş. Sen sözlerini tuttun, ben de öyle ve sigarayı bıraktım.’ Doktor gülümsüyor ve hâla ilk toplantıdaki enerjiyle, güç aşılamaya devam ediyordu. Bihter'in camlı koridorundan ilerlerken, ilan panosu, eğitim, eğitim sonrası garipsediği o soru soran ve dua eden kadınlar geldi aklına. Bir de ‘Çıkışta sizi için çok şey değişecek’ diyen o kızın sözleri…”

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle