GeriSağlık "Kanserle dans edenin kimi zaman sadece onu dinleyecek birine ihtiyacı var"
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

"Kanserle dans edenin kimi zaman sadece onu dinleyecek birine ihtiyacı var"

"Kanserle dans edenin kimi zaman sadece onu dinleyecek birine ihtiyacı var"

Kanserle ilgili farkındalık oluşturmak ve hastalığa karşı harekete geçmek için 4 Şubat, Uluslararası Kanser Savaş Örgütü tarafından Dünya Kanser Günü olarak belirlendi. Bu önemli gün vesilesiyle hastalıkla mücadelede erken teşhisin altını çizen Kanserle Dans Derneği kurucularından Esra Ürkmez ile derneğin kuruluşunu, hastalık sürecinde verilen desteğin önemini ve yaşadıklarını konuştuk.

- İlk olarak Kanserle Dans Derneği'nin kuruluşundan bahsedebilir misiniz?

Türkiye'de doğup büyümüş, sonra eğitim için Amerika'ya gelmiş iki sınıf arkadaşı Ebru ve ben, ailelerimizde yaşanan kanser hikayeleri ve yaşanmışlıklarda meydana gelen aksama ve eksiklikleri görerek ilk adımı attık. Ebru Tontaş ve Esra Ürkmez ikilisi olarak sosyal medya platformlarında başlayan Kanserle Dans, 2013 senesinde dernekleşti. Bu soruyu cevapladığım bugün de, 9 sene önce, babam Gazi Emekli Amiral Hüseyin Avni Ürkmez’i kanserden kaybettim. Ebru ile Notre Dame de Sion'dan sınıf arkadaşıydık, ama inanın belki bir sene içinde üç kere konuşmuşluğumuz vardı o zamanlarda. Malum bundan 9 sene önce sosyal medyada eski arkadaşları arayıp bulmak en çok yaptığımız şeydi. Biz de Ebru ile Facebook'ta birbirimizi NDS okul arkadaşlarımız aracılığı ile bulduk. Babamın hastalık sürecini paylaşımlarımla anlatırken Ebru'cuğum bana dost elini uzatıp destek verdi. Babamın kaybından birkaç ay sonra da kendi babasına erken evre kanser teşhisini yine Facebook aracılığı ile öğrendim. O zaman kendime "Hadi Esra, şimdi destek sırası sende" diyerek, babam için İngilizce yapmış olduğum araştırmaları Ebru ile paylaştım. Biz iki kadın konuştukça, Türkiye’de kanser sürecinde nelerin eksik, yanlış yapıldığını veya hiç yapılmadığını fark ettik. Bir sabah yataktan kalkıp hadi insanlara bir faydamız olsun, bir kişiye bile yardım edebilirsek ne mutlu bize diye başladığımız Kanserle Dans, gönüllülerimiz, destek veren hocalarımız, kurum ve kuruluşlar sayesinde bugün 170 bini geçen bir takipçi kitlesine sahip oldu. Ben bize dernek demiyorum, bize aile diyorum. Eğer bu yazıyı okuyan takipçilerimiz olursa, eminim onlar da şu anda başlarını sallayıp gülümsüyorlardır.

- Dernek ismine nasıl karar verdiniz?

Yukarıda bahsettiğim gibi yataktan kalkıp ‘hadi’ dediğimiz gün içinde, isim, logo, sosyal medya ve blog açılımı, her şey yapıldı. Vermek istediğimiz mesaj hep hastalığa ve sürece mümkün olduğu kadar pozitif bakabilmek üzerine... Savaş kelimesini Ebru ve ben çok sert ve itici bulduğumuzdan, dansa cevirdik; bizim bu dansta bir partnerimiz var, kimi zaman bizi kızdıran, üzen, canımızı acıtan, ama kimi zaman da bizim ayağına basıp yerine oturtturduğumuz partnerimizi tanır, onun hakkında kendimizi bilgilendirirsek bu dansa hakim olma şansımız çok daha yüksek. O gün bugündür, hep ayni kelimelerle sosyal medyada yorumlar yapıyoruz Kanserle Dans ailesi olarak: Dansa devam...

"DESTEK GRUPLARI BİZ KURMADAN KENDİ İÇLERİNDE GELİŞTİ"

- Kanserle dans derneği bir farkındalık oluşturuyor. Bu bağlamda destek grupları var mı, hastalara ve yakınlarına derneğinizin ne gibi katkıları oluyor?

Dernek olarak 4 farklı kanser türünde yoğunlaştık: Meme, kolon, akciğer ve jinekolojik kanserler. Paylaşımlarımız ve farkındalık çalışmalarımız da bu kanserler üzerinde yoğunlaşıyor. Destek grupları, biz kurmadan onlar kendi içlerinde gelişti aslında, her ilde veya kendi kanser türünde yüzlerce büyük küçük Whatsapp grupları olduğuna ben şahidim. Hasta ve hasta yakınlarımıza dernek adı ile maddi yardımda bulunmuyoruz, bizim desteğimiz erken teşhise yönlendirme, yıllık kontrollerini aksatmama, tedavi sürecinde bilgi desteği verme, ücretsiz diyetisyen ve psiko onkolog terapi desteği. Kimi zaman insan tanımadığı biri ile çok daha kolay dertlerini paylaşıp ağlayabiliyor; işte o zamanlarda Kanserle Dans ailesi olarak birbirimizi ayakta tutuyoruz.

"TOPLUMA ERKEN TEŞHİSİN ÖNEMİ AŞILANMALI"

- Gelecek hedefleriniz/projeleriniz nelerdir?

Herkes için zor bir seneyi geride bıraktık, Covid-19 hepimizin planlarını ve hayatını alt üst etti. Ama şunu da çok iyi öğrendik ki, biz her koşulda birbirimize destek olabiliyoruz, yeter ki isteyelim... 2020 yılı içinde yapmış olduğumuz canlı yayınlar 4 milyondan fazla insana erişti, geleceğe de bakıp planlarken, sosyal medya paylaşımlarını da içinde bulunduran birebir toplantı ve etkinlikler listemizde. Hep altını çizdiğimiz erken teşhis, erken teşhis. Umuyorum, yapmış olduğumuz paylaşımlar, canlı yayınlar ve etkinliklerle topluma erken teşhisin önemini aşılayabiliriz.

2021 için kongre katılımları, maratonlar ve il bazında bilgilendirme toplantıları ajandamızda, umuyoruz senenin ikinci yarısından sonra pandeminin kontrol altına alınması ile beraber planladıklarımızı gerçekleştirebiliriz.

"HASTALAR BU YOLDA YALNIZ DEĞİL"

- Kanserli hastaların organizasyonunuza katılmasıyla birlikte hayatlarında neler değişiyor?

Onu aslında onlara sormak lazım, benim kendi penceremden gördüğüm kadarı ile net söyleyebileceğim bu yolda yalnız olmadıklarını bilmek, hiç tanımadığı bir insandan inanılmaz destek alabilmek ve hatta o insanın bazen kendini yataktan kaldırabilecek gücü bile vermesi. Yüzlerce tanıdığım, ‘canım’ dediğim bir sürü Kanserle Dans aile ferdini gözümle hiç görmedim ama gönlümde yerleri de asla kaybolmadı.

Kanserle Dans bence gözle değil gönülle sevilebileceğinin en güzel örneği.

"BİR İNSANIN SANA NE HİSSETTİRDİĞİNİ ASLA UNUTAMAZSIN"

- Derneğinize destek olan gönüllüler var mı, onlar size katkıda nasıl bir rol oynuyor?

Aslında bütün dernek, gönüllüler topluluğu biliyor musunuz? Buna toplumun önde gelen ünlü isimleri de dahil, kendi alanında ülke ve dünya çapında bilinen hekimlerimiz de dahil, annesini babasını bu uğurda kaybedip birilerinin elinden tutayım diyenlerde.

Katkı kısmına gelince, bu yolda verilen desteği Freud’dan bir alıntının en güzel şekilde özetleyeceğini düşünüyorum: “Bir insanın sana neler yaptığını unutabilirsin, ama o insanın sana ne hissettirdiğini asla unutamazsın…” Ne mutlu bize ki biz bunun güzel bir örneğiyiz.

"ÖNEMLİ OLAN VARLIĞINIZI HİSSETTİRMEK"

- Kanserle mücadele eden birine nasıl davranmalı veya davranmamalı?

Kanser hem yaşayan hem de hasta yakını için çok zor bir süreç, bunu asla küçümsememek gerek. Hani kanser de grip gibi oldu sözü var ya, bence en zedeleyen benzetmelerden biri bu. Kanserle dans edenin kimi zaman sadece onu dinleyecek birine ihtiyacı var, kimi zaman susmak, ben buradayım demek bile yeterli. Tabii bunun sonucunda "orada" da olmak gerek. Uzun soluklu bir süreç bu, bir hafta, bir ay değil. Arada aramak, sormak, belki de hastalığın dışında konuşmak veya konuşulacakları şoför koltuğunda oturan hastaya bırakmak çok önemli. Hepimiz insanız ve hepimizin gücünün bittiği zamanlar oluyor, olacaktır. Önemli olan o zamanlarda sımsıcak sarılıp varlığınızı hissettirmek önemli.

"DÜŞÜŞLER YAŞADIĞINIZ ANLARDA KENDİNİZİ BIRAKMAYIN"

- Kanserle mücadele edenlere bir mesajınız var mı, onlara neler söylemek istersiniz?

Hepimiz hasta veya hasta yakını olmayı seçmeden yasamak durumunda kalıyoruz, bu da bizleri daha kırılgan, daha savunmasız kılıyor. Ama her birinizin ne kadar güçlü olduğunu biliyorum ve her birinizin ne kadar güçlü olmaktan sıkıldığını da biliyorum. İşte o düşüşleri yaşadığınız anlarda kendinizi bırakmayın. Japon atasözünün de dediği gibi: "Yedi kere düş, sekiz kere ayağa kalk."

Dansa devam…

False