Güncelleme Tarihi:

İftarda hızlı ve aşırı yemek tokluk mekanizmasını bozuyor
Ramazan ayında uzun süreli açlığın ardından iftarda hızlı ve aşırı yemek yemenin sindirim sistemi başta olmak üzere metabolik dengeyi olumsuz etkiliyor. Aşırı yemek yemenin kalp ve dolaşım sistemi üzerinde de etkileri bulunmaktadır.
Sindirim için mide ve bağırsaklara yönelen kan akışı, kalbin yükünü artırabilmektedir. Özellikle yaşlı bireyler ve kronik hastalığı olanlarda çarpıntı ve halsizlik gibi şikâyetler daha sık ortaya çıkabilmektedir. Ayrıca hızlı yemek tokluk mekanizmasını bozmaktadır. Beynin ‘doydum’ sinyalini geç algılaması, farkında olmadan fazla enerji alımına neden olmaktadır.
Mide hacmi ani şekilde genişliyor ve hazımsızlığa yol açıyor
Gün boyu boş kalan mideye kısa sürede büyük porsiyonlarda besin alınması, mide hacminin ani şekilde genişlemesine neden oluyor. Bu durum şişkinlik, mide ağrısı, hazımsızlık ve reflü şikayetlerini beraberinde getirmektedir. Hızlı yemek, yeterli çiğnemenin önüne geçtiği için sindirim sürecini daha da zorlaştırmaktadır.
Reaktif hipoglisemi görülebiliyor
Uzun açlık sonrası özellikle karbonhidrat ağırlıklı ve hızlı tüketilen öğünler kan şekerinin ani yükselmesine yol açıyor. Buna bağlı olarak insülin salınımı artar ve kısa süre sonra halsizlik, baş dönmesi ve uyku haliyle kendini gösteren reaktif hipoglisemi görülebilmektedir. Bu dalgalanmaların uzun vadede insülin direnci ve kilo artışı riskini artırmaktadır.
İftara çorbayla başlayın
Uzun süren açlığın ardından iftara çorba, hurma ya da suyla başlanması hem doygunluk hissinin sağlanması hem de sindirim problemlerinin önlenmesi açısından etkili oluyor. İftara su veya çorba ile başlanması, mide hacminin yavaş yavaş genişlemesini sağlayarak şişkinlik, mide ağrısı ve hazımsızlık riskini azaltıyor.
Sıvı içeriği yüksek bu besinler, mide asidinin daha dengeli salınmasına katkı sağlıyor. Hurma ise içerdiği doğal şekerler sayesinde kan şekerinin kontrollü bir şekilde yükselmesine yardımcı oluyor. Aynı zamanda lif içeriğiyle bağırsak hareketlerini uyararak sindirimi destekliyor.
İftarda hemen tatlı yemeyin
Hızlı ve arka arkaya tüketilen ağır öğünler, mide ve kan şekeri üzerinde olumsuz etkiler oluşturabiliyor. Ana yemek sonrası mide besinlerin sindirim açısından yoğun şekilde çalışmaya başlıyor. Bu aşamada hemen tatlı tüketilmesi, mideye ek bir sindirim yükü bindirerek şişkinlik, hazımsızlık ve reflü şikâyetlerini artırabiliyor. Özellikle şerbetli ve yağlı tatlılar mide boşalmasını geciktirerek sindirim sürecini zorlaştırıyor.
Ayrıca kan şekerinde ani yükselmelere neden olabiliyor. Bu durum, kısa süre sonra halsizlik ve uyku haliyle kendini gösteren kan şekeri dalgalanmalarına yol açabiliyor. Ana yemekten sonra en az 1–2 saat beklenmesini ve tatlı tercihlerinde sütlü veya meyve bazlı seçeneklere yönelinmesi hem sindirim sistemini rahatlatır hem de kilo kontrolünü sağlar.
Çorbadan sonra 15-20 dakika ara verin
Gün boyu süren açlığın ardından iftara ağır ve büyük porsiyonlarla başlanması, mide hacminin ani şekilde genişlemesine neden oluyor. Bu durum şişkinlik ve mide rahatsızlıklarını artırıyor. İftara çorba, su veya hurma gibi hafif besinlerle başlanması ve 15-20 dakika kısa bir ara verilmesi sonrası az yağlı / ızgara et yemeği, kurubaklagil, sebze yemeği, salata, ayran, cacık gibi yemeklerle devam edilmesi hem doygunluk hissinin sağlanması hem de sindirim problemlerinin önlenmesi açısından etkili olacaktır.
İftarda yavaş yiyin
Yeterince çiğnenmeden tüketilen besinler sindirim yükünü artırırken, tokluk hissinin geç algılanmasına yol açıyor. Bu nedenle yavaş yemek ve porsiyon kontrolü yapılması önemlidir. İftarda aşırı yağlı, kızartılmış ve baharatlı besinlerin tercih edilmesi reflü riskini artırabiliyor. O nedenle haşlama, fırın veya ızgara yöntemleriyle hazırlanmış yemekleri tercih etmeliler.
Tatlı tüketiminin ise ana yemekten hemen sonra değil, 1-2 saat geçtikten sonra tüketilmesi gerekir. Sıvı tüketimi de iftar sonrası halsizlik ve şişkinliği etkileyen faktörler arasındadır. Yemek sırasında aşırı sıvı tüketiminin mideyi gereğinden fazla doldurduğu, bunun yerine sıvının iftar ile sahur arasına yayılması gerekmektedir.
Çayı iftardan 2 saat sonra için
Vücudun ihtiyacı olan su; metabolik su, günlük içtiğimiz sıvılar (çay, kahve, taze sıkılmış meyve suları, ayran, komposto suyu vb.) ve yediğimiz yiyeceklerle sağlanıyor. İftar ve sahur arasında sıvı gereksinimini karşılamak için ortalama 2–2,5 litre su tüketilmelidir ve bunun zaman dilimine yayılması önerilmektedir.
Gazlı içecekler, aşırı kafeinli içecekler ve şekerli içeceklerin ise iftar sonrası dönemde mide şikâyetlerini artırabileceği için bu tür içecekler yerine su, ayran veya şekersiz bitki çayları tercih edilmelidir. Yemekten hemen sonra çay ve kahve tüketilmesi önerilmemektedir. Bu içeceklerde bulunan bazı bileşenler, demirin emilimini azaltmaktadır. Bu nedenle çay ve kahvenin, yemekten en az iki saat sonra tüketilmesi daha uygundur.
Ana yemekten 1–2 saat sonra hafif bir ara öğün yapın
Ara öğün planlaması da iftar sonrası denge açısından önemli. Ana yemekten yaklaşık 1–2 saat sonra yapılacak hafif bir ara öğün, kan şekeri dengesini korumaya yardımcı oluyor. Bu ara öğünlerde süt ve yoğurt gibi protein içeren besinler, meyve ve bir miktar kuruyemiş, şerbetli ve ağır tatlılar yerine sütlü veya meyve bazlı tatlılar gibi sağlıklı seçenekler tercih edilmelidir.

