GeriEtkinlikler İclal Aydın’dan Hüzünlü Açıklama
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İclal Aydın’dan Hüzünlü Açıklama

İclal Aydın’dan Hüzünlü Açıklama

"Ebeveyn olmak, boynunda ipli bir vicdan sızısı taşımakmış"

Yepyeni bir tiyatro oyunuyla sahnelere geri dönen İclal Aydın, yaptığı her işle adından söz ettirmeyi başardı bugüne değin. Onun başarılı olduğu bir alan daha var bu kadar işinin arasında, anne oluşu… İclal Aydın’la hem kızıyla olan iletişimini hem de yeni projelerini konuştuk.

Çalışan ve ünlü bir anne olmanın en zor yanı nedir sizce?

Elbette çalışmak zorunda kalındığı için çocuklardan ayrı geçen zamanlar ve bu özel anlarına tanıklık edememek. İlk emeklemesine, ilk cümlelerine tanık olamamak gibi mesela. En zor yanı bu olsa gerek.

Kızınızı büyütürken ailenizden ya da bir yardımcıdan destek aldınız mı?

Evet, hem de çok. Kızımın yanında 24 saat birlikte olduğu bir ablası var. Onun dışında annem, kız kardeşim ve halalarımız çok ilgililer. Ailem ve yardımcılarım benim en büyük destekçilerim.

 

İclal Aydın’dan Hüzünlü Açıklama
 

Geleneksel uygulamalarla aranız nasıldır? Diş buğdayı yaptınız mı mesela?

Diş buğdayı yaptım ama öyle bebeği tuzla ovma, kulağına ezanla adını okutma gibi şeyler yapmadım hiç.

Kızınız ile iletişiminiz nasıl? İlişkinizin belli bir sınırı var mıdır?

Son zamanlarda arkadaştan farksız gidiyor ilişkimiz. Yemeklerimiz, sinemaya gidişlerimiz veya seyahatlerimizde oturup rahatlıkla sohbet edebiliyoruz, bir konu üzerinde tartışabiliyoruz. Çok bilinçli ve beni her anlamda büyüten bir çocuk olduğunu düşünüyorum.

Kızınızla birlikte en çok ne yapmaktan hoşlanırsınız?

Birlikte sohbet etmek, kitap okumak ve hatta mutfakta yemek yapmak çok hoşumuza gidiyor. Ben alışveriş merkezlerinin oyun alanlarını sevmiyorum. Daha çok ablasıyla gidiyor oralara. Tabu oynuyoruz. Wii oynuyoruz. Kaybedince bana sinirleniyor ama :)

    

İclal Aydın’dan Hüzünlü Açıklama
    

Bir çocuk daha dünyaya getirmeyi düşünüyor musunuz?

Söz konusu olsaydı isterdim ama artık “maalesef” diyorum.

Gelelim yeni oyununuza. Uzun bir aradan sonra yeniden sahneye dönüyorsunuz. Sizi en çok ne tetikledi?

Yıllardır yapmak istediğim ve bir türlü zaman bulamadığım bir tiyatro yani tek kişilik gösteri projesini, yeni sezonda hayata geçirmeyi planlarken çıktı aslında bu proje. Bir gün Yasemin Göksu ile otururken 60'lardan günümüze bir müzik ve Türkiye yolculuğu yapalım dedik. O dönemlere damgasını vuran şiirleri, şarkıları, kişileri, olayları katalım istedik. Tamamen bir kolaj halinde de izleyenlere sunalım istedik; ben anlatayım Yasemin Göksu da söylesin. Ortaya pek hoşumuza giden bir iş çıktı. İlkini 21 Mayıs ve 18 Haziran’da sergiledik gösterimizi. Çok içimize sindi.

Kızınızın tiyatroya ya da sanatın diğer alanlarına ilgisi var mı? Varsa destek veriyor musunuz yoksa uzak durmasını mı tercih ediyorsunuz?

Her sabah yayıncıma götürmem için çok satacağına inandığı bir yeni kitap ya da dergiyle çıkageliyor. Her gün derginin konusu değişiyor. Çok güzel hikayeler yazıyor. Sanırım tiyatrodan çok yazarlıkla ilgileniyor.

Sürekli değişen eğitim sistemi, teknolojinin hayatımızdaki yoğun yeri gibi faktörler, anne babaları çocuk yetiştirirken zorlamaya başladı. Siz nasıl bir taktik izliyorsunuz?

Teknolojiyi asla yadsımıyorum. TV’den, bilgisayardan uzak tutan bir anne de değilim. Sadece sınırlı saatlerde teknolojinin olanaklarını kullanmasından yanayım. Okulda da bunun eğitimini alıyor ayrıca. Yeni çağa ayak uydurmaktan yanayım. Bakın TV'ler son dönemlerde eğitici ve öğretici çocuk kanalları bulunuyor ve bunları da kısıtlamıyorum kızıma. Ama dediğim gibi sadece doğru zamanlama önemli benim için.

Özellikle çalışan annelere iletmek istediğiniz bir tavsiyeniz var mı?

Kelin merhemi olsa kendi başına sürermiş :) Çalışan bir annenin çocuğuydum. Boynumda ipli anahtarımla kapı açar, soğuk eve girerdim. Çalışan bir anne oldum. Ebeveyn olmaksa boynunda ipli bir vicdan sızısı ile yaşamakmış, bunu da öğrendim.

Bir arkadaşımın oğlu bir tatil sabahı annesinin yatağına girmiş, boynuna sarılıp “Anne bugün kapı tık etmesin olur mu?” demiş. Bunu bana ofiste anlatırken her ikimiz de nasıl ağlıyorduk anlatamam. O anne şu anda ülkemizin önemli üst düzey yöneticilerinden biri oldu. Oğlu ise koca bir delikanlı. Her şey hızla “anı”ya dönüşüyor. Yaşanamayanlar ise kabuksuz bir yara izi…

Sayın İclal Aydın'a değerli paylaşımlarından dolayı teşekkür ederiz.

Hazırlayan: Hanife Yaşar

False