GeriEtkinlikler “Güzel bir evliliğim, sakin bir hayatım var”
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

“Güzel bir evliliğim, sakin bir hayatım var”

“Güzel bir evliliğim, sakin bir hayatım var”

İntikam dizisinin yakışıklı oyuncusu Engin Hepileri hakkında merak edilenler...

Bazı roller vardır, esas adam ve kadından daha çok ilgi toplar. “İntikam” dizisinde Engin Hepileri’nin canlandırdığı Hakan karakteri gibi. Parmak ısırtan oyunculuğuyla başrol oyuncularından rol çalan Hepileri, Boxer dergisine konuştu.


"DİKKAT ÇEKMEYİ SEVEN BİR ÇOCUKTUM"

İstanbullu’sunuz. Küçükken ne hayaller kurardınız?

Göztepe-Çiftehavuzlar’da doğup büyüdüm. Dolayısıyla Caddebostan sahilinde basketbol, Göztepe Parkı’nda futbol oynayan, bisiklete binen, hep sokakta olan bir çocuktum. Çok kitap okumazdım, haylazdım. Hayal falan yoktu.

Oyunculuk nasıl girdi peki kanınıza?

Ortaokulda her öğrenci bir kol seçmek zorundaydı. “Tiyatro eğlencelidir” dediler, girdik. Bir baktım gerçekten eğlenceli; yine sokaktaki gibi eğlendiğim, ayrıca kafamı çalıştırdığım, estetik zevkimi öne koyduğum, haz duyduğum bir yer... Ne bileyim, kızlar da var. Sahneye çıkmak, popüler olmak cazip geldi. E o zaman ben de dikkat çekmeyi seven bir çocuktum. Hâlâ da öyleyim gerçi, onun için bu mesleği yapıyorum galiba.

 

“Güzel bir evliliğim, sakin bir hayatım var”
 


"FİYAKAMDAN GEÇİLMİYORDU"

Sonra ver elini konservatuvar...

Kesinlikle... Yıldız Kenter’den eğitim almak istiyordum. Daha ben konservatuvar üçüncü sınıftayken Kenter Tiyatrosu’na girdim, “Martı” oyunu zamanı. Dördüncü sınıftayken Yıldız Hocam sağ olsun bana çok önemli bir rol verdi. Onun karşısında oynuyordum, fiyakamdan geçilmiyordu. Sonra okulda kalıp hocanın asistanlığını yaptım. Beni yüksek lisansa aldılar. Kadro açmıyorlardı, zorla da olsa açtırdım.

Oyunculukta 20 yıla yakın bir geçmişten bahsediyoruz ama tanınırlığınız “İntikam” dizisiyle arttı. Buna takılmıyor musunuz hiç?

Yoo... Normal bunlar. Daha önce de iyi işler yaptım: “Emret Komutanım”, “Kampüsistan”... Ama ben bu işi popüler olayım diye yapmıyorum. Popüler olmasam da devam ederim. Tabii daha fazla tanınınca oyunlarım doluyor, iki gün içinde bilet bitiyor. Bunlar çok güzel şeyler... O yüzden geçmişi hiç kafama takmıyorum.

    

“Güzel bir evliliğim, sakin bir hayatım var”
    


"ÇOK GÜZEL BİR EVLİLİĞİM, SAKİN BİR HAYATIM VAR"

Şöhretle birlikte size ve özel hayatınıza olan ilgi de arttı. İnsanlar merak ediyor neler yapıyorsunuz, nerelere gidiyorsunuz, evliliğiniz nasıl gidiyor? Şöhret, hayatınızda bir değişim yarattı mı?

Yok, çok bir şey değişmiyor ya. Böyle bir gerçeklik var ve ona göre yaşayacağız, o kadar. Ben çok savruk yaşayan bir adam değilim zaten... Çok güzel bir evliliğim, sakin bir hayatım var. Moda’da oturuyorum, sete gidiyorum, çekim biter bitmez koşa koşa eve geliyorum. Eşimle yemekler yapıyoruz. Sokakta birisinin seni tanıması hoşuna gitmez mi, gidiyor tabii. Birisi imza isteyince çok da keyifle veriyorum. “Fotoğraf çektirelim” diyorlar, çektiriyorum. Bütün değişiklik bu...

      

“Güzel bir evliliğim, sakin bir hayatım var”
      


"TELEVİZYONUN AKLI OLUR, DUYGUSU OLMAZ"

Bir yandan da tiyatroya devam ediyorsunuz. “Oda ve Adam” oyunu nasıl gidiyor?

Çok güzel gidiyor. Biletlerimiz çıkar çıkmaz bir hafta içinde bitiyor. Nergis de ben de çok yoğun olduğumuz için ayda iki ya da üç oyun oynayabiliyoruz. 9, 22 Nisan’da Oyun Atölyesi’nde, 25 Nisan’da da Koç Üniversitesi’ndeyiz.

Duygu karşılıklarını bulacak olursak, tiyatronunki ne olabilir, televizyonunki ne olabilir?

Televizyonun aklı olur, duygusu olmaz. Tiyatronun ise duygusu olur. Tiyatro duygusal, coşkulu bir şeydir. Televizyondaki programları kayda alıyorsun, işten gelince de seyredebiliyorsun. Sinema bu aklı duyguyla buluşturur ama televizyon bunu pek yapamaz.

         

“Güzel bir evliliğim, sakin bir hayatım var”
         


"SAÇIMI SAKALIMI KESSEM LİSELİYİ OYNARIM"

Dizilerde rol alan oyuncuların çoğu “Dizide oynuyorum ama tiyatro benim için ayrı bir yerde” diyor. Ben bunu çok klişe buluyorum, siz ne dersiniz?

Bu söze katılmıyorum, bu söylemi sevmiyorum ben. Bana oyunculuk gelsin yeter ki, mecra önemli değil. Tabii ki işin içeriği önemli. “Bu rolü oynamayayım, bu benim kalıbımın rolü değil” diyebilmen gerek. Başarı biraz öyle geliyor sana.

Şimdiye kadar titizlikle yapılan seçimler midir bu şöhreti getiren?

Başka gerçekler de var ortada; biraz olgunlaşmam, biraz büyümem... Zaten minyon tipli bir adamım. Gerçekten saçımı, sakalımı kessem liseli oynarım hâlâ... Bu iyi bir şey ama aynı zamanda beklemeyi gerektiriyor. Şimdi ben aile babası oynayamıyorum mesela, çünkü inandırıcılık diye bir şey var.

            

“Güzel bir evliliğim, sakin bir hayatım var”
            


"İNTİKAMDAKİ ROL DAĞILIMINI ÇOK BEĞENİYORUM"

Gelelim “İntikam”a... Dizinin orijinalini teklif gelince izlemişsiniz. Nolan Ross’u nasıl buldunuz?

Bayıldım ya. Eğlenceli, hayatın tadını çıkaran, zekâsı sayesinde de iyi para bulmuş genç yaşında. Ama bozulmamış. Ben onu biraz değiştirdim gerçi...

Neden?

Çünkü oranın kültürü değişik. İzledim, soğuk geldi bana adam. Hâlbuki daha esprili, daha millete laf sokan biri olabilir. Biz Akdenizli’yiz tabii. Başka kültürler, davranış biçimleri, anlatım, mimik gibi farklılıklar var, onların evet demesiyle bizim evet dememiz bile farklı. Benimki birazcık daha hınzır, daha alaycı, daha oynayan bir adam haline dönüştü.

Dizinin yerli versiyonundaki rol ve oyuncu dağılımını nasıl buluyorsunuz?

Bizim Rüzgar’ımız yani Nejat İşler, Jack rolüne bence tam oluyor. Ailenin yükünü üstüne almış adam rolü Mert’e (Fırat) çok güzel uyuyor. Genele baktığınız zaman Emily Thorne’u bu çalışma şartları ile Beren’den başka kimse oynayamaz, net söyleyeyim. Hem bu kadar yoğun hem bu kadar yüklü bir rol, her şey onun sırtında. Gerçekten günde 18 saat çalışıyor ve ilk o geliyor sete. Ben yoruluyorum, o hiç yorulmuyor. Arzu Gamze Kılınç, Şahika rolünde bence mükemmel. Zafer Algöz de tamam... Ufaklıklarımıza da bayılıyorum ben. Ben rol dağılımını çok beğeniyorum özetle...

“Güzel bir evliliğim, sakin bir hayatım var”


"BEREN TELEVİZYONDA MANKENLİK YAPMIYOR"

Beren Saat’le çalışmak nasıl? Kendisi Türkiye’nin en şöhretli kadınlarından biri. Kaprisli midir, beraber çalışmanın zorlukları var mıdır?

Hayır... İşini çok sevdiği için hep çok pozitif. Sette ayakta görüyorum onu devamlı mesela... Hep işin içinde, kameramanın peşinde, yönetmen ne diyor ne yapıyor takipte, en iyisini nasıl yapalımın peşinde. Saçım böyle oldu, gözüm böyle göründünün peşinde değil yani... Biliyor ki iyi oynadığı zaman zaten çok güzel gözükecek. Onu çözmüş bir oyuncu, çok önemli bu. Televizyonda mankenlik yapmıyor, televizyonda oyunculuk yapıyor.

                   

“Güzel bir evliliğim, sakin bir hayatım var”
                   


"YURT DIŞINDA SADECE BİR TÜRK’Ü OYNAMAK İSTERİM"

“Güzel bir evliliğim, sakin bir hayatım var”


Son bir soru; sizin hayatınızda intikam duygusuna yer var mı?

Yok, hem de hiç yok. Hemen unutan bir adamım ben ya. Geçmişle uğraşamam. Bilemiyorum o işi ben. Kaybettiğim her noktada da zaten dilimin kemiği olmamasından kaybederim. Çünkü ne istersem söylerim. O yüzden intikam işlerine hiç girmiyorum.

Yurt dışında oyunculuk yapmak gibi hayalleriniz yok mu hiç?

O çok zor. Yurt dışında bir Türk’ü oynamak isterim ama...

Neden Türk?

- Çünkü ben ne bilirim İngiliz’in halini, tavrını, kültürünü, annesiyle sohbetini, babasının elini öpüyor mu öpmüyor mu ne bileyim? Bilmezken nasıl oynayayım? Bu soruya “İsterim tabii ya” diye yanıt vermek isterdim ama öyle olmuyor. Gerçekçi olmak lazım.

Röportaj: Özlem ÖZDEMİR

False