Güncelleme Tarihi:
Vücudumuz bazen biz fark etmeden bize bazı sinyaller verir. Bunların nedenlerini sizin için araştırdık...
Parmak uçlarımız ve tabanlarımız suyun içinde uzun bir süre bulunması sonucunda derimizin altına su girer. Burada su kendine yer bulmak ister. Ancak parmak uçlarında ve ayak tabanlarımızda bulunan kalın deri suya yer vermez. Yapısı gereği suya yer veremeyen bu bölgelerimizi bir süre sonra büzüşür.
Ellerde aslında bu buruşmayı önleyen keratin tabakası vardır. Ancak buraların sık sık yıkanması sonucunda keratin tabaka giderek azalır. Kaybolan keratin tabakası sonucunda derimiz içine su alır.Su alan deri ise kısa bir süre sonra buruşur.
Hızlı yemek yerken yuttuğumuz hava mide borumuzdan bir süre sonra tekrar yukarı çıkar ve bu yüzden geğiririz.
Vücudumuzda en hızlı kasılıp gevşeyen kaslar göz kapaklarımızdadır. Göz kapaklarımız gözümüz için bir korumadır. Gün içinde gözümüz birçok havaya maruz kalır ve gözümüzü her kırptığımızda gözlerimizden salgılanan tuzlu salgı gözümüzün temizlenmesini sağlar. Bu yüzden dışarıda daha çok göz kıpma isteği olur.
Göz bebeği parlak ışıkla birlikte küçülür, düşük ışıkta ise daha fazla ışığa ulaşabilmek için büyür ve genişler. Göz bebeği boyutundaki değişimler aynı zamanda gözün bir yere odaklanması ve korku, heyecan gibi çeşitli duygulara bir tepki olarak ortaya çıkabilir.
Hapşırma burun kanallarındaki sinirlerin uyarılması sonucu oluşan psikolojik bir reaksiyondur. Toz, duman, parfümler hatta aniden ışığa bakma gibi birçok nedenler hapşırmamıza neden olur.
İnsanların ihtiyaç olarak yaptığı bu hareket kimilerinde tike dönüşebilir. İleri yaşlarda kireçlenme gibi önemli rahatsızlıklara sebep olabilir. Çıtlatmadan sonra eklemin hareket alanı genişler. Bu sayede eklemler daha rahat hareket eder. Çıtlatma hareketinin üst üste tekrarlanması sakıncalıdır.
Elimiz sıcak bir cisme değdiğinde, iğne battığında refleks olarak geri çekeriz ya da dizimize vurulduğunda istemsiz bir şekilde bacağımız havaya kalkar. Bunun nedeni omurilikten beyne giden sinirlerin beyne uyarı göndermesi ve beynin kasları harekete geçirmesidir.
Derimizde bulunan bütün tüyler ince de olsa bir kasa bağlıdır. Korktuğumuz ya da üşüdüğümüz zamanlarda bu kaslar büzülür, dolayısıyla tüylerimiz de dikleşir. Dikleşen tüyler daha çok üşümemize neden olur.
Bilinç altında gerçekleşen bu tepkilere neden olan böbrek üstü bezlerimizden salgılanan, hepimizin belki de çok iyi bildiği adrenalin hormonudur. Adrenalin salgıladığımızda sadece tüylerimiz diken diken olmaz; ellerimiz terler, göz bebeklerimiz büyür, tansiyonumuz yükselir, kalbimiz hızla atmaya başlar. Öfke ya da heyecan durumunda salgılanan adrenalin, aslında bizi koruyan bir hormondur.








