Güncelleme Tarihi:
"Ölüm üçgeni" ya da "tehlike üçgeni" kavramını duymuş muydunuz? Yanlış anlamayın Atlas Okyanusu'nda bulunan Bermuda Üçgeni'nden bahsetmiyoruz.
Ölüm üçgeni yüzünüzde bulunuyor ve burun kemerinizden ağız kenarlarınıza kadar olan bölgeyi kapsıyor. Sosyal medyada bu bölgede bulunan sivilceleri sıkmanın ciddi enfeksiyonlara, hatta ölüme yol açabileceği iddia ediliyor.
Peki bu iddiaların doğruluk payı var mı? Gerçekten de yüzümüzün bu kısmındaki sivilceleri sıkmak, ölümcül olabilir mi?
Öncelikle şunu söyleyelim: Evet, ölüm üçgeni bölgesinde oluşacak enfeksiyonlar gerçekten kaygı verici sonuçları beraberinde getiriyor. Ne var ki uzmanlar bu bölgede ciddi bir enfeksiyon oluşma ihtimalinin oldukça sınırlı olduğunu belirtiyor. Bununla birlikte sivilceleri sıkmaya dair bilincin artması, sosyal medyada bu konuda uyarılar yapılmasını uzmanlar olumlu bir gelişme olarak görüyor.
O halde şunu soralım: Neden özellikle ölüm üçgenindeki enfeksiyonlar öne çıkıyor? Sivilceleri sıkmak genel anlamda nasıl riskleri beraberinde getiriyor?
National Geographic'e konuşan dermatologlar, ne olursa olsun sivilcelere dokunulmaması gerektiğinin altını kalın çizgilerle çizerken herkesin bu uyarıya kulak asmasını beklemediklerini de itiraf etti. Uzmanlar sivilcelerle evde başa çıkmanın yollarını ve dermatologlara başvurulması gereken noktaları da anlattı.
Mount Sinai Hastanesi'nde dermatoloji uzmanı olarak görev yapan Dr. Joshua Zeichner, "Ölüm üçgenindeki sivilceleri patlatmak çok büyük ihtimalle sizi öldürmeyecektir. Ancak birkaç nadir vakada bu bölgede oluşan enfeksiyonların kısmî yüz felci dahil ciddi komplikasyonlara yol açtığı biliniyor" dedi.
Zeichner, "Bunun sebebi yüzün bu kısmından geçen çok sayıdaki kan damarının, kavernöz sinüs adı verilen bölgeye boşalıyor olması. Göz yuvalarının arkasında kalan bu boşluğun, beyinle doğrudan bağlantısı var. Burada meydana gelen bakteriyel enfeksiyonlar beyne ilerleyen kan pıhtılarını tetikleyebiliyor. Hayatı tehdit eden bu duruma kavernöz sinüs trombozu adı veriliyor" ifadelerini kullandı.
Bununla birlikte Zeichner bir sivilceyi sıkmanın beyne ulaşmak bir yana sinüse yayılacak denli bir enfeksiyona yol açmasının bile çok olası olmadığını vurguladı. Zira sivilceyi patlatmak ciltte ufak bir yara açsa da buradan sinüslere ulaşacak kadar derin bir enfeksiyona yol açmaya yetecek kadar çok bakteri girişi olmuyor. Tıpkı vücudun başka yerlerindeki küçük kesiklerde olduğu gibi, burada da bağışıklık hücreleri, gözeneğin içindeki enfeksiyonu kana ulaşmadan durdurmayı başarabiliyor.
Chicago Dermatoloji Enstitüsü'nün kurucusu ve tıp direktörü Dr. Jordan Carqueville ölüm üçgeninde yapılacak invaziv müdahalelerde dikkatli cerrahi teknikler kullanmanın gerekli olduğunu belirtti. Bu bölgenin kan damarlarıyla dolu olması aşırı kanama riskini beraberinde getiriyor. Aşırı kanama da damarların dışında pıhtılaşmaya ve kan toplanmasına yol açıp doku hasarına veya enfeksiyona sebep olabiliyor.
Bununla birlikte 20 yıllık dermatoloji kariyerinde sivilceden ya da başka bir sebepten kaynaklanan kavernöz sinüs enfeksiyonuyla hiç karşılaşmadığını da sözlerine ekleyen Carqueville, "Bu bölgedeki bir sivilceyi sıkmaktan kaynaklı ölüm durumları aşırı nadirdir" dedi.
Elbette bu özellikle tehlike üçgenindeki sivilcelerinizi rahat rahat sıkabileceğiniz anlamına gelmiyor. Zeichner, ölüm üçgeni ifadesi biraz abartılı olmakla birlikte, doğru cilt bakımının ve enfeksiyona yol açabilecek kötü davranışlardan kaçınmanın önemine dikkat çektiğini söyledi.
"Herhangi bir bölgedeki sivilceyi patlatmak, enfeksiyona, renk değişikliğine veya kalıcı izlere yol açabilir" diyen Zeichner, enfeksiyonun yayılma riskinin yüzün kan damarları açısından zengin bölgelerinde daha yüksek olabileceğini de hatırlattı.
YouTube'da Dr. Pimple Popper olarak tanınan dermatolog Dr. Sandra Lee, ölüm üçgeninin dışında kalsa bile sivilceyi patlatmamanın daha güvenli bir tercih olduğuna dikkat çekti. California Üniversitesi'nde dermatolog Dr. Jayden Galamgam da "Sivilcenin patlatılması gereken durumların sayısı çok azdır" diye konuştu.
Sivilceler, ciltteki gözeneklerin ya da kıl köklerinin, cilt yağıyla ya da ölü hücrelerle tıkanması ve komedon adı verilen şişliklerin oluşmasıyla ortaya çıkıyor. En yaygın iki sivilce türü kapalı komedon ve açık komedon olarak adlandırılıyor. Siyah nokta olarak da bildiğimiz açık komedonlarda gözeneğin içindeki maddenin oksijenle teması sonucu gözenekte siyah bir görüntü oluşuyor. Estetisyenler ve dermatologlar bu siyah noktaları çeşitli yöntemlerle ciltten temizlerken uzmanlar bunun güvenli bir işlem olduğunu belirtiyor.
Ancak kapalı komedonlarda durum daha farklı. Kapalı komedonlar gözeneklerin tamamen kapanması ve biriken maddenin üzerinin seriyle kapanması sonucu ortaya çıkıyor. Küçük şişlikler halindeki bu sivilcelerin bazılarında beyaz baş görünürken bazılarında tamamen deri altında kalabiliyor. Kapalı komedonlar ayrıca bir bağışıklık tepkisini tetikleyerek derinin derinliklerine inen kırmızı, iltihap dolu, acı verici şişliklere dönüşüyor. İltihaplı akne adı verilen bu tür sivilceleri özellikle de beyaz başı olmayan kırmızı şişlikleri patlatmak, çoğu zaman faydadan çok zarara yol açıyor.
Kapalı komedonları patlatmak, bölgenin olduğundan daha kırmızı görünmesine yol açan bir inflamasyon tepkisini tetikleyebiliyor. Galamgam, "Üstelik sivilcenin içindeki bakteriyi yayıp daha derin bir enfeksiyona, ciltte renk değişimine ve iz kalmasına yol açabiliyorsunuz" dedi.
Carqueville, sivilceleri patlatmadan geçirmek isteyenlere sivilce bandı olarak da bilinen hidrokolloid bantları önerdi. Bunlar bölgeyi nemli tutup iyileşmeyi hızlandırıyor, elinizin sürekli oraya gitmesini önlüyor, bölgeyi bakterilerden koruyor, üstelik ten renginde olduğu için sivilcelerin yarattığı renk farklarını da önlüyor.
Eğer sivilceniz birkaç gün içinde iyileşmediyse yapılması gereken şey bir dermatoloğa başvurup seçenekleri değerlendirmek. Zeichner, bazen doktor müdahalesinin, kendiliğinden geçmeyen bir tıkalı gözeneği açmanın en iyi yolu olabileceğini belirtti.
Ne var ki uzmanların birçoğu sivilcelere dokunmamanın oldukça zor olduğunun farkında. Zeichner, "Kendinizi tutamıyorsanız, sivilce sıkma işlemine cerrahi bir müdahale gibi yaklaşın. Sivilceyi sıkmadan önce cildinizi, ellerinizi ve kullanacağınız aletleri sabun ve suyla ya da alkolle dezenfekte edip bakterilerin sivilcenin içine dolma ihtimalini en aza indirin" dedi.
Lee ise sivilcenin patlatılmaya hazır olmasının önemine dikkat çekerek, eğer başı yoksa ve sıktığınızda bir şey çıkmıyorsa uğraşmayı bırakma tavsiyesinde bulundu. Lee, "Parmaklarınızı kullanıyorsanız elinizi kâğıt mendile sarın hatta daha da iyisi sterilize edilmiş bir komedon çıkarıcı kullanın" dedi.
Zeichner, "Ardından sivilceye hafif ve dengeli bir basınç uygulayın. Aksi takdirde bırakacağınız izin iyileşmesi sivilcenin iyileşmesinden daha uzun sürebilir" dedi.
Lee, sivilceyi patlattıktan sonra bölgeyi dezenfekte etmek için benzoil peroksit içeren bir kremi pamuklu çubukla bölgeye hafifçe sürmeyi tavsiye etti.
"Nihayetinde sivilcenizi sadece sıkarak geçiremezsiniz" diyen Lee, reçetesiz satılan bazı ürünlerin çok etkili olduğunu belirtti ve ekledi: "Salisilik asit gözenekleri açmada, siyah ve beyaz noktaları tedavi etmekte harikadır. Benzoil peroksit ise akneye yol açan bakterileri öldürmekte etkilidir." Zeichner ise retinoidlerin gözenekler için "boru açıcı" görevini gördüğünü ve aknelerden kurtulmada etkili rol oynadığını vurguladı.
Ancak akneye yol açan sebeplerin bazıları ne yazık ki bizim kontrolümüzün dışında. Genler, hormonal değişiklikler ve stres de akne oluşumunda rol oynayabiliyor. Zeichner, "Herkesin durumu farklıdır" dedi.
Sözün kısası, eğer akneleriniz geçmiyorsa ya da derin, ağrılı, kistik akne şikâyetiniz varsa en yakın zamanda bir dermatologdan randevu almalısınız. Zira aknenin erken tedavisi, kalıcı olarak iz kalmasını ve renk değişimlerini önlemekte etkili oluyor.
National Geographic'in "Everybody is tempted to pop zits—but is there a safe way?" başlıklı haberinden derlenmiştir.
























