Güncelleme Tarihi:
;Yanma ya da ekşime sandığınız rahatsızlık aslında bir gaz sorunundan ibaret. Dr. Kadir Demir, mide hastalığı olsun olmasın kimsenin herhangi bir diyet programına ihtiyacı olmadığını belirtip soğan, sarımsak gibi gıdaların reflü hastalığı olanlar dışında kimseye bir zarar vermediğini şöyle ifade etti:
“Reflüyü bir mide hastalığı olarak değerlendirmemek lazım, o ayrı bir hastalıktır. Mide hastalığı ülser, kanser, kişilik yapısıyla ilişkili gastrit vakalarıdır. Bu hastalar rahatlıkla soğan, sarımsak tüketebilirler hatta ülserli hastalar her besini tüketebilirler. Ancak soğan ve sarımsak, herkeste farklı reaksiyonlar göstermekle birlikte reflü hastalarının şikayetlerini artırabilir.”
Soğan zarının lifli bir gıda olmasından ötürü barsaklarda gazı artırarak şikayete yol açtığını kaydeden Demir, soğanın yanı sıra sarımsak, acı biber ve baharatın da midede yanma ya da ekşimeye yol açmadığını şu sözlerle açıkladı:
“Soğan zarı bağırsaklardaki gazı artırdığı için bu problemi insanlar mide yanması ya da ekşimesi olarak yorumluyorlar. Yani soğanın içindeki bir madde mide duvarını tahriş etmiyor. Bu şikayette bulunan kişiler soğanın zarını çıkardıktan sonra herhangi bir sorun yaşamadıklarını söylerler. Bu da bahsettiğimiz durumdan kaynaklandığının bir göstergesidir”
Demir ayrıca reflü hastalarının filtre kahve, domates suyu, portakal suyu, yağlı ve soslu yiyeceklerden kaçınmaları gerektiğini belirtip tüketmeleri durumunda göğüste yanma/ekşime şikayetlerinin artabileceğini sözlerine ekliyor.
Kuru ya da yeşil soğan her mevsim sofralarda yer almasına rağmen içerdiği besin değeri pek bilinmiyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Canan Doğan da kanserden korunmada önemli bir etkisi olan soğanın besin değeri hakkında bilgiler aktardı.
Kuru soğan ve yeşil soğanı iki farklı kategoride ele alabiliriz. Yeşil soğan, soğan grubu altında yeşil sebzeler grubunda incelenir ve bileşiminde fazla miktarda klorofil pigmenti bulunur. Bu sebzelerde aynı zamanda karotenoidler ve flavonidler de vardır. Kuru soğanı ise soğan grubu altında beyaz sebzeler grubunda incelenir. Bu grup flavonid içerir.
İyi bir antioksidan olarak tanımlayacağım yeşil ve kuru soğan kalsiyum, C vitamini, demir ve posa açısından zengin yiyecekler grubundadır.
100 gr (ortalama 3 adet ) yeşil soğan tüketiminde, ortalama 40 kalori, 7 gm karbonhidrat, 1.5 gm protein, 34 mg kalsiyum, 1.4 mg demir, 22 mg C vitamini alınır.
100 gr (ortalama 2 orta boy) kuru soğan tüketildiğinde ise ortalama 46 kalori, 8.9 gm karbonhidrat, 1.4 gm protein, 30 mg kalsiyum, 1.0 mg demir, 10 mg C vitamini alınır.
Çiğ olarak tüketilen soğanın posa içeriği ve antioksidan etkisi nedeniyle kanserden korunmada önemli olduğu ve sindirim sistemi üzerindeki olumlu etkileri bilinmektedir.
Kuru soğanı pişirirken en çok dikkat edilmesi gereken ise biraz pembeleştikten sonra ocaktan alınmasıdır. Renginin kahverengiye dönmemesine dikkat edilmelidir.
Yemeklere farklı bir lezzet veren sarımsak, bazılarımızın çok sevdiği bazılarımızın kokusundan dolayı sevmediği ya da çekinerek tükettiği bir besin. Diyetisyen Şeyma Yılmaz, doğal mucize sarımsağın faydalarını sıraladı, halk arasında merak edilen “Sarımsak yutmak faydalı mı?” sorusuna açıklık getirdi.
Bağışıklık güçlendirici etkisi ile özellikle soğuk algınlıklarının arttığı sonbahar-kış aylarında mutfağımızda mutlaka bulundurmamız gereken bir besin.
A, C ve B grubu vitaminleri, çeşitli enzimler ve birçok mineral bulundurur. Sarımsağın antimikrobiyal etkisi vardır. Bakteri, virüs, mantar ve parazitlere karşı etki gösterdiği görülmüştür.
Vücudun savunma mekanizmasını güçlendirmesi ve metabolizmayı düzenleyici özelliğinden dolayı düzenli olarak tüketilmelidir.
Sarımsak kanserden korur. Düzenli tüketildiğinde mide, prostat, göğüs, kolon ve daha birçok kanser türüne yakalanma riskini azalttığı gösterilmiştir.
Bazı çalışmalarda tümör oluşumunu engellediği ve gelişimini durdurduğu görülmüştür.
İçerdiği inülin maddesiyle prebiyotik özellik gösterir. Prebiyotikler, bağırsaktaki yararlı bakterilerin besin kaynağıdır.
Dolayısıyla bağırsaktaki yararlı bakterilerin artmasına yardımcı olur, sindirim sistemine faydalıdır.
Antioksidan aktiviteye sahip birçok madde içerir. İçerdiği aminoasitler, C vitamini, selenyum ve diğer antioksidanlarla vücuda zarar veren maddeleri zararsız hale getirir, vücudu yaşlandıran, damarları hasara uğratan serbest radikallerden korur. Ayrıca sarımsak kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olur.
Kalp sağlığı denince ilk akla gelenlerden biri sarımsaktır. Yapılan çalışmalara göre sarımsak kanda, damar sertliğine yol açan madde olan kolesterolü düşürmektedir.
Kandaki iyi huylu kolesterolü (HDL) yükseltip, kötü huylu kolesterolü (LDL) ve trigliseriti düşürmektedir.
Kanda oluşan pıhtıları çözen sistemi aktifleştirir ve kanda pıhtılaşmayı sağlayan hücrelerin bu eğilimini azaltır. Dolayısıyla kanı sulandırır. Bütün bu etkiler sarımsağın damar sertliğini önleyici özelliğini desteklemektedir.
Sarımsağı yalnızca ezme, çiğneme gibi işlemler sonucunda içindeki enzimler aktifleşir, "allicin" isimli sarımsağın aktif ve yararlı öğesi oluşur. Bu nedenle hap gibi sarımsak yutmanın bir anlamı yoktur.
Sarımsağın faydalı özelliklerinden yararlanmak için çiğ olarak yemeklere eklenmeli ve çiğnenerek, doğranarak ya da ezilerek tüketilmelidir. Sarımsak yutmanın bilindiği gibi bir faydası yoktur.
Çiğ sarımsağın kokusundan rahatsız olanlar, bağırsakta çözünen toz ve tabletleri kullanılabilir. Mide rahatsızlığı olan kişiler, tansiyonu düşük olanlar ve kan pıhtılaşma karşıtı aspirin ve diğer antikoagülan ilaç kullanan kişiler sarımsağı dikkatli tüketmelidir.
İçerisindeki sülfürlü bileşiklerin bazı bireylerde alerjiye neden olabileceği ve sarımsağın emziren annelerde anne sütünün tadını değiştirebileceği unutulmamalıdır.
Öte yandan nadir görülmesine rağmen ciddi semptomlara neden olan ve son yıllarda besin alerjilerinin hem sıklığının hem de çeşitliliğinin arttığını söyleyen Doç. Dr. Hikmet Tekin Nacaroğlu, sarımsak alerjisi hakkında uyarıyor.
Genetik nedenler dışında çevresel etkenlerin tetiklediği kompleks bir hastalık grubu olan besin alerjisinin gelişmiş ülkelerde çocukların yaklaşık yüzde 5 ila10’unda görüldüğünün altını çizen Nacaroğlu, dünya genelinde 2 yaş altı çocuklarda besinlerin en önde gelen anafilaksi nedeni olduğunu aktardı ve “Sarımsak alerjisi nadir görülmesine rağmen tüketimine bağlı anafilaksi gibi hayatı tehdit edici ciddi reaksiyonlar görülebiliyor. Bu konuda çok dikkatli olunması gerekiyor” uyarısında bulundu.
-Sarımsak içeren gıda tüketimi sonrası aniden başlayan vücutta yaygın kızarıklık,
-Kaşıntı,
-Gözlerde-dudakta şişme,
-Kusma,
-Öksürük ve hışıltı şikayetleriyle görülür.
Anafilaksi bulgusu ile gelen hastalara acil müdahalesi yapıldıktan sonra şüpheli besinin bulunması amacıyla gerekli testlerin yapılması gerekir.
Eğer sarımsak alerjisi şüphesi var ise kanda sarımsak için özgül alerji düzeyi bakılabilir ve cilt testinde sarımsak proteinine karşı duyarlılık araştırılır.Hastalara anafilaksi gibi hayatı tehdit edici durumlarda kullanılmak üzere adrenalin otoenjektörü reçete edilir. Ayrıca sarımsak proteini diyetinden çıkartılarak izleme alınır.
Sarımsağa benzer protein yapısı nedeniyle soğan, kuşkonmaz ve pırasa gibi zambakgiller ailesindeki diğer sebzeleri de dikkatli tüketmesi gerekiyor.
;
;
;
;
;
;
;
;
;
;
;
;
;
;
;
;
;
;
;
;
;
;
;
;
;
;
;
;
;
;