Güncelleme Tarihi:

Leicester Üniversitesi Klinik Mikrobiyoloji Bölümü’nden Dr. Primrose Freestone, mutfak süngerlerinin yalnızca bir gün kullanılması gerektiğini söylüyor.
Freestone’a göre süngerler bakterileri çok hızlı biçimde topluyor. İçeride kalan yemek parçaları ve nem de bu mikroorganizmaların çoğalmasına yardımcı oluyor.
Mutfak süngerinin ne kadar süre kullanılabileceği uzun süredir tartışılıyor. Bazı kişiler süngerlerini birkaç günde bir değiştirirken bazıları kötü kokana veya tamamen parçalanana kadar kullanmaya devam ediyor.
Uzmanlara göre ise süngerin dış görünüşü, ne kadar bakteri taşıdığını anlamak için yeterli değil.
Yeni bir araştırma, süngerin kokusunun veya renginin bakteri miktarıyla doğrudan bağlantılı olmadığını gösterdi.
Başka bir ifadeyle temiz görünen ve kötü kokmayan bir sünger de yüksek miktarda mikroorganizma barındırabilir. Bu nedenle yalnızca “koklama testi” yapmak güvenilir bir yöntem sayılmıyor.
Almanya Federal Risk Değerlendirme Enstitüsü araştırmacıları, mutfak süngerlerinde gıda zehirlenmesine yol açabilen bakterileri inceledi.
Süngerlerin derinliklerinde Salmonella enteritidis, E. coli ve Staphylococcus aureus gibi hastalık yapabilen mikroorganizmalara rastlandı.
Mutfak süngerleri çoğu zaman ıslak bırakılıyor, yemek artıklarıyla temas ediyor ve sıcak bir ortamda tutuluyor.
Nem, sıcaklık ve besin kalıntıları bir araya geldiğinde süngerin iç kısmı bakteriler için elverişli bir yaşam alanına dönüşüyor.
Süngerin temizliği kolaylaştıran gözenekli yapısı, aynı zamanda bakterilerin derin bölgelere yerleşmesine neden oluyor.
Mikroorganizmalar bu küçük boşluklarda çoğalabiliyor ve dışarıdan uygulanan temizlik işlemlerinden kısmen korunabiliyor.
Bakteriler yalnızca süngerin içinde kalmıyor. Süngerle silinen mutfak tezgâhına, lavaboya, tabaklara ve diğer yüzeylere aktarılabiliyor.
Çiğ et veya yumurta gibi gıdalardan bulaşan mikroorganizmalar, aynı sünger farklı alanlarda kullanıldığında mutfağın başka bölümlerine yayılabilir.
Süngerin kötü kokması, yoğun mikrobiyal faaliyet bulunduğuna işaret edebilir. Uzmanlar, koku oluşan süngerin vakit kaybetmeden çöpe atılmasını öneriyor.
Ancak süngerin kokmaması güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Bakteri yoğunluğu, belirgin bir koku oluşmadan da artabiliyor.
Araştırmalara göre bakteriler zaman içinde kendilerini çevresel etkilere karşı koruyan yapışkan tabakalar oluşturabiliyor.
Sünger uzun süre kullanıldığında dezenfektanların etkisi azalabiliyor. Hatta çamaşır suyuna yatırılan süngerin bile tamamen temizlenemeyebileceği belirtiliyor.
Süngeri kullanım sonrasında kurutmak, bakteri çoğalmasını yavaşlatabilir ancak süngeri tamamen güvenli hale getirmeyebilir.
Araştırmacılar, bazı hastalık yapıcı bakterilerin tamamen kurumuş bir süngerde iki haftaya kadar hayatta kalabildiğini belirledi.
Uzmanın günlük değişim önerisi oldukça sık görünse de özellikle çiğ et, tavuk veya yumurtayla temas eden yüzeylerde kullanılan süngerlerin uzun süre saklanmaması gerekiyor.
Bulaşıklar ile mutfak tezgâhı için farklı sünger veya bezler kullanmak da çapraz bulaşma riskini azaltabilir.
Tek kullanımlık kâğıt havlular, yüksek sıcaklıkta yıkanabilen bezler ve bulaşık fırçaları bazı işlemlerde klasik süngerlere alternatif olabilir.
Özellikle fırçalar daha hızlı kuruduğu için sürekli nemli kalan süngerlere kıyasla bakterilerin çoğalmasına daha az elverişli olabilir. Ancak bunların da düzenli olarak temizlenmesi ve yenilenmesi gerekiyor.










