Güncelleme Tarihi:
Çocukluk ve ergenlik döneminde fark edilen göğüs kafesi çöküklüğü, çoğu zaman yalnızca estetik bir sorun olarak görülüyor. Halk arasında 'kunduracı göğsü' olarak bilinen pektus ekskavatumun bazı vakalarda kalp ve akciğerler üzerinde baskı oluşturabiliyor. İşte bilmeniz gerekenler...
Göğüs kafesindeki çöküklüğün derecesi özel ölçümlerle değerlendiriliyor. Haller İndeksi dediğimiz ölçüm yöntemiyle göğüs kafesinin yapısını değerlendiriyoruz.
Belirli seviyenin altındaki hastalarda yalnızca takip yeterli olabiliyor. Ancak çöküklük ileri düzeydeyse ya da kalbe baskı oluşturuyorsa cerrahi tedavi gündeme geliyor.
Özellikle Haller İndeksi'nin 3.2'nin üzerine çıktığı vakalarda ameliyat gerekli hale gelebiliyor. Bu durumun yalnızca estetik bir problem olarak değerlendirilmemesi gerekiyor.
Cerrahi tedavide en uygun yaş aralığı 11 ile 18 yaş arasında oluyor. Bu dönemde göğüs kafesi hâlâ kıkırdak yapısını koruduğu için düzeltme işlemi çok daha başarılı oluyor. İlerleyen yaşlarda kemik yapısı sertleştiğinden iyileşme süreci daha zor hale gelebiliyor.
Geçmişte uygulanan açık ameliyat yöntemlerinin yerini günümüzde kapalı cerrahi tekniklerin aldı. Nuss yöntemi olarak bilinen kapalı ameliyatta göğüs kafesinin altına titanyum bir bar yerleştiriliyor.
Bu bar göğüs kemiğini zamanla normal pozisyonuna getiriyor. Yaklaşık 2 ila 5 yıl boyunca kalan bar daha sonra ikinci bir operasyonla çıkarılıyor.
İleri derecedeki göğüs kafesi çöküklüğü yalnızca görüntü açısından değil sağlık açısından da risk oluşturabiliyor. Bazı hastalarda çöküklük kalbe baskı yapabiliyor ve bu durum gelişim üzerinde olumsuz etkilere neden olabiliyor. Bu nedenle özellikle belirli seviyenin üzerindeki vakalarda zaman kaybetmeden değerlendirme yapılması büyük önem taşıyor.






