Güncelleme Tarihi:

Russel Valentin, Ocak 2025’te Chicago’dan İngiltere’ye taşındığında özellikle kilo vermeye yönelik yeni bir programa başlamadığını anlatıyor. Buna rağmen tartıdaki rakamların düzenli olarak düştüğünü fark etti.
ABD’de yaşarken 21 stone 6 pound, yani yaklaşık 136 kilogram olan Valentin, altı ay içinde 12 stone 5 pounda, yaklaşık 78,5 kilograma geriledi. Toplam kilo kaybı 57 kilogramı aştı.
Valentin, fazla kilolu olduğu dönemde merdiven çıkarken nefesinin kesildiğini, sürekli yorgun hissettiğini ve uyku apnesi yaşadığını söylüyor.
Sosyal medyada yemek inceleme videoları yayımlayan genç adam, görünümü hakkında yapılan kırıcı yorumlarla da karşılaşıyordu. Bazı kullanıcılar spor salonuna gitmesi gerektiğini yazarken bazıları kıyafetlerine sığamadığını söylüyordu.
Valentin, o dönemde kendisini kendi bedenine hapsolmuş ve görünümünden utanmış gibi hissettiğini anlatıyor.
Valentin’in ABD’deki tipik kahvaltısı büyük bir tabak waffle, yumurta ve pastırmadan oluşuyordu. Bunlara şekerli ve katkı maddeleri içeren büyük bir kahve eşlik ediyordu.
Öğle yemekleri her zaman çok yüksek kalorili olmasa da yemeğin ardından genellikle bir paket cips veya şekerleme tüketiyordu. Gün boyunca tekrarlanan bu küçük atıştırmalıklar, toplam enerji alımını önemli ölçüde artırabiliyordu.
Kilo vermek için bir dönem kalori alımını sert biçimde azaltmaya ve daha ağır egzersiz yapmaya çalıştı. Ancak bu yöntemin kendisi için sürdürülemez hale geldiğini söylüyor.
İngiltere’ye taşınmasının ardından Valentin’in kahvaltısı kızarmış ekmek veya İngiliz mutfağında yaygın olan küçük bir crumpet ile sınırlı kalmaya başladı.
Öğle ve akşam yemeklerinde et ile sebze tüketmeye devam ettiğini belirten Valentin, cips ve şekerlemelerin yerini daha hafif atıştırmalıkların aldığını söylüyor.
Dolayısıyla katı bir diyet programı uygulamamış olsa da kahvaltısının, atıştırmalıklarının ve günlük kalori alımının önemli ölçüde değiştiği görülüyor.
Valentin’in hayatındaki en büyük değişikliklerden biri de ulaşım biçimi oldu. Chicago’da otomobil kullanan genç adam, Londra’ya taşınmadan önce aracını sattı.
Toplu taşıma ve yürüyüş ağırlıklı yeni yaşamında günde yaklaşık 12 bin adım atmaya başladı. Bu sayı, kişinin adım uzunluğuna bağlı olarak günde yaklaşık 8-9 kilometrelik yürüyüşe karşılık gelebiliyor. Valentin egzersiz programını değiştirmediğini söylese de günlük hareketliliğindeki bu artış, enerji harcamasını önemli ölçüde yükseltmiş olabilir.
Valentin, İngiltere’deki porsiyonların ABD’de alıştıklarına kıyasla daha küçük olduğunu fark ettiğini söylüyor. Ürün etiketlerini anlamanın da kendisi için daha kolay hale geldiğini belirtiyor.
Porsiyon küçüldüğünde aynı tür yiyecekler tüketilmeye devam edilse bile öğünün toplam kalorisi azalabiliyor. Büyük kahvaltılar, şekerli kahveler ve paketli atıştırmalıklar bırakıldığında günlük fark yüzlerce kaloriye ulaşabiliyor.
Bu nedenle kilo kaybını yalnızca ülke değiştirmesine bağlamak mümkün değil. Yeme miktarı, yiyecek tercihleri ve günlük hareket düzeyi birlikte değerlendirilmeli.
Altı ayda yaklaşık 57 kilogram vermek, haftada ortalama 2,2 kilogramlık düşüş anlamına geliyor. Bu, çoğu kişi için oldukça hızlı bir kilo kaybı.
Beslenme ve hareket düzeninde bilinçli bir değişiklik yapılmadan kilonun hızla düşmesi durumunda doktora başvurulması öneriliyor. Diyabet, tiroit hastalıkları, sindirim sistemi sorunları ve başka sağlık problemleri istemsiz kilo kaybına yol açabiliyor.
Valentin’in yaşadıkları dikkat çekici bir kişisel deneyim olsa da aynı sonucun yalnızca başka bir ülkeye taşınarak elde edilebileceğini gösteren bilimsel bir kanıt bulunmuyor.
Valentin, değişimin temel nedenlerinden birinin ABD’de tükettiği ultra işlenmiş gıdaları azaltması olduğunu düşünüyor. Bu gruba paketli atıştırmalıklar, şekerli içecekler, hazır yemekler ve çok sayıda endüstriyel bileşen içeren ürünler giriyor.
Ultra işlenmiş gıdaların bazıları yüksek miktarda şeker, yağ, tuz ve kalori içerirken lif ve protein bakımından daha yetersiz kalabiliyor. Kolay tüketilmeleri de fark edilmeden daha fazla yenmesine neden olabiliyor.
Ancak İngiltere’deki bütün yiyeceklerin ABD’dekilerden daha az işlenmiş olduğunu söylemek doğru değil. Her iki ülkede de bu ürünler yaygın olarak tüketiliyor. Valentin’in deneyimi daha çok yaptığı ürün ve porsiyon tercihlerindeki değişimi yansıtıyor.
Kontrollü bir araştırmada ultra işlenmiş gıdalarla beslenen kişilerin, daha az işlenmiş yiyecekler tüketenlere kıyasla günde yaklaşık 500 kalori daha fazla aldığı görüldü.
Katılımcılar iki haftalık ultra işlenmiş beslenme döneminde ortalama 0,9 kilogram alırken işlenmemiş gıdaların ağırlıkta olduğu dönemde benzer miktarda kilo verdi.
Araştırma, ultra işlenmiş yiyeceklerin daha hızlı ve fazla tüketilebildiğine işaret ediyor. Ancak tek bir kişinin 57 kilogramlık kaybını yalnızca gıdaların işlenme düzeyiyle açıklamak mümkün değil.
Valentin, yaklaşık 78,5 kiloya düşmesinin ardından kendisini daha enerjik ve görünümünden daha memnun hissettiğini söylüyor. Artık aynada “gerçek halini” gördüğünü düşündüğünü belirtiyor.
Sosyal medya hesabında yaşadığı değişimi paylaşmayı sürdüren genç adam, kilo vermek isteyenlere bir anda çok sert kararlar almak yerine her gün tekrarlanabilecek küçük adımlarla başlamalarını öneriyor.
Kendi hayatında bu adımlar; daha küçük kahvaltılar, farklı atıştırmalıklar, daha düşük porsiyonlar ve otomobil yerine yürümek oldu.








