GeriSağlık Koronavirüs ekosistem dengesini nasıl etkiledi?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Koronavirüs ekosistem dengesini nasıl etkiledi?

Koronavirüs ekosistem dengesini nasıl etkiledi?
Abone Olgoogle-news

Denge, dünya üzerindeki yaşamın ve işleyişin belki de en önemli yapı taşı. Dünya üzerindeki her sistemin bir dengeye sahip olduğu ve bu dengeyi korumak için de kendi içinde farklı sistemlere sahip olduğu, bozulan dengenin ise yeniden bir düzene getirilmesi için yıkıcı ya da yapıcı çözümlerinin olduğu göz ardı edilemeyecek türden bir gerçek. Diğer bir gerçek ise şu an dünya üzerinde iki salgının olduğu. Koronavirüs salgını ve bilimsel gerçekliğe uyum konusunda yarı sorunlu anlatıya dayanan bir korku salgını.

Dünyanın gündemine bomba gibi düşen ve tüm toplumun yaşam rutinlerinde ciddi oranda değişimlere neden olan COVID-19 pandemisi aynı zamanda dünya ekosisteminin dengesinde de ani değişimler yarattı. İçerisinde bulunduğumuz bu zorlu günleri, dünya ekosistemini oluşturan üç ana başlık olan Çevre, Toplum ve Ekonomi odağında ele alarak değerlendirdiğimizde; COVID-19 pandemisi yaşanmadan önce iklim krizi nedeniyle denge problemi yaşayan bu üçlü, pandemi krizi ile birlikte boyut değiştirmeye başladı.

Toplumun yaşam normları odağında konuyu ele aldığımızda endişe ve korku ile birlikte ev içerisinde geçirilmeye başlanan zamanın artması çevre odağında da hane halkında daha çok su ve enerji tüketimine neden olurken aynı zamanda toplu taşıma ve araç kullanımının azalmasından dolayı da emisyon kaynaklı hava kirliliğinde azalmalar başladı. Sorumlu tüketim bilincinin COVID-19 krizi başlayana kadarki dönemde tam anlamıyla yaşam kültürüne entegre edilememesi, COVID-19 krizi başladıktan sonra da korku ve endişe faktörleriyle sekteye uğrayarak ihtiyaca yönelik tüketim bilincinde azalımların gittikçe artış göstermesine neden oluşturdu. İhtiyaç dışı fazla gıda tüketimi harcamaları ise ön plana çıkmaya başladı. Bu duruma karşı olarak herkesin bu pandemiye karşı gerekli tedbirlere harfiyen uymasını ve bununla birlikte sorumsuzca tüketimin en olmaması gereken zamanlarında olduğumuzu da hatırlatmak isterim.

Sosyal mesafe konusundaki uygulamaların ise bu süreci atlattıktan sonra toplumlardaki davranış normlarında ne gibi evrilmelere yol açacağı ve bu evrilmeden kaynaklı tüketim

alışkanlarının nasıl bir forma dönüşeceğinin ise psikologlar, sosyologlar, ekonomistler ve biz sürdürülebilirlik profesyonelleri tarafından araştırılması gereken bilinmez bir konu olduğu kanısındayım.

Dengenin ekonomi yakasında ise daha şimdiden birçok problem ortaya çıkmaya başladı ve senaryolar oluşturuldu. World Economic Forum tarafından Birleşmiş Milletlerin verileri ile yayınlanan bu krizin ekonomik etkilerine ve oluşturulan senaryolara baktığımızda ise; BM ticaret ve kalkınma konferansında (UNCTAD), COVID-19 salgınının trajik insani sonuçlarının yanı sıra, yarattığı ekonomik belirsizliğin 2020'de küresel ekonomiye 1 trilyon dolara mal olacağını, yani küresel büyümenin bu yıl %2’nin altına düşeceğini ve şu anda çok ciddi ve endişeli olan sağlık korkularının çok ötesinde bir endişe olduğundan bahsedildi.

Refinitiv Data Stream'e göre, gelişmiş, gelişmekte olan ve sınır piyasaları da dahil olmak üzere yaklaşık 7.000 hisse senedi içeren bir sepet Pazartesi gününden bu yana değerlerinin yaklaşık 6 trilyon dolar veya %10'undan fazlasını kaybetti. Bu ölçütle, Güney Kore hisselerinin neredeyse % 80’i, Japon ve yükselen pazar paylarının yarısından fazlası ve Alman endeksinin üçte biri hisse senedi fiyatlarında düşme beklentilerinin olduğu piyasaya girdi.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü, virüsten gelen şokun küresel mali krizden daha büyük olduğu konusunda uyardı.

OECD genel sekreteri küresel ekonominin toparlanmasının yıllar alacağı konusunda uyardı. Birçok ülkenin durgunluğa düşeceğini ve ülkelerin önümüzdeki yıllarda COVID-19 salgınının ekonomik etkilerini ele alacağından bahsetti. Avrupa Merkez Bankası, ABD Federal Rezervinin faiz oranlarını neredeyse sıfıra indirmesi için 750 milyar € teşvik programı başlatacak.

440.000'den fazla onaylanmış COVID-19 vakasıyla işletmeler, fabrika kapanmaları ve dünyaya yayılmış karantina önlemleri, hareket ve iş faaliyetlerini kısıtlayan gelir kaybı ve kesintili tedarik zincirleriyle başa çıkmaya çalışıyor.

Nobel ödüllü ekonomist Robert Shiller ise borsaların ve ekonominin şu anda son derece savunmasız durumda olduğunu, çünkü koronavirüs paniğinin henüz zirveye ulaşmadığını belirtti.

Bir grup ABD ekonomisti, akademisyeni ve politika düzenleyicisi ise COVID-19 salgınının ekonomiyi ve gezegeni uzun vadede düzeltmek için bir fırsat olduğu konusunda çeşitli görüşler öne sürdü. İklim krizini ve yoksulluğu kontrol altına alacak bir ekonomiye hızlı bir başlangıç yapmak için ‘’yeşil teşvik’’ yasası oluşturulması istediklerini belirtti.

Tüm bu yaklaşımların ışığında ise şu an dünya üzerinde yaşanan bu kriz, yazımın en başında da bahsettiğim gibi dünya ekosistemini oluşturan üç ana başlığın dengesinin henüz tam anlamıyla ön görüsü olmayan farklı bir boyuta taşındığını ve yeni bir denge oluşumunun gerçekleşeceğini bizlere gösteriyor.

Yazı: Sürdürülebilirlik Uzmanı Serkan Soyuer

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle