GeriKişisel Bakım Dudağınızın üstündeki çizgilerden şikayetçi misiniz? Tedavisi çok basit…
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Dudağınızın üstündeki çizgilerden şikayetçi misiniz? Tedavisi çok basit…

Dudağınızın üstündeki çizgilerden şikayetçi misiniz? Tedavisi çok basit…
Abone Olgoogle-news

Dudak üstü ve ağız çevresinde, genellikle 35 yaşından sonra belirmeye başlayan, “barkod izi” ya da “sigara izi” olarak adlandırılan kırışıklıklar, kişilerin görünümünde problemler yaratabiliyor. Yüzün farklı alanlarında da oluşabilen bu kırışıklıklara, dolgu uygulamaları ile hızlıca müdahale edilebildiğini belirten KBB, Baş ve Boyun Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ozan Seymen Sezen, konu hakkında önemli bilgiler verdi.

Sigaranın cilt yapısını tahrip ederek, doğal görünümü bozduğuna vurgu yapan KBB, Baş ve Boyun Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ozan Seymen Sezen, “Sigaranın olumsuz etkileri sonrasında, doğal yapısı bozulan dudaklar, büzülebilir ya da üst kısmında dikey kırışıklıklar oluşabilir. Sigara kırışıklığını tedavi etmek, dolgu uygulamaları sayesinde mümkündür.

Sigara izleri, dolgu uygulaması ile çözüme kavuşturulabilir. Ayrıca işlem sırasında kombine şeklinde, dolgu yaparken, botokstan da yararlanabiliriz.

Dudak kenarlarına yapılacak düşük miktarda botoks uygulaması sonrasında, diğer üst dudak izleri için dolgu uygulaması yapılarak hastaya daha genç bir görünüm kazandırılabilir.” dedi.

Hyalüronik asit vücutta bulunan bir madde

Günümüzde en fazla kullanılan dolgunun hyalüronik asit dolgusu olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Ozan Seymen Sezen, şöyle devam etti: “Hyalüronik asit dolgusu, en fazla tercih ettiğimiz dolgu çeşitleri arasında yer alıyor.

Hyalüronik asidi, vücudumuzda bulunan ve cildimize canlılık kazandıran bir madde olması nedeniyle sıkça tercih ediyoruz. Vücudumuzda bulunan maddeler çeşitli teknolojik işlemlerden geçirilerek enjekte ediliyor ve dolgu malzemesi halini alıyor.

Hyalüronik asit dolgusu, çeşitli yoğunluklarda olabilir. Yüzeysel kısımlarda, daha ince, hareket edebilir, yüz hareketlerine uyumlu ince hyalüronik asitler kullanılır. Daha derin, hacimli bölgelerde ise kalın yoğunluklara sahip hyalüronik asitler tercih edilir.

Hyalüronik asit, hastaların kendi vücutlarında bulunan bir madde olduğundan, genellikle dolgu uygulaması sonrasında yan etki ve alerjik bir reaksiyon görülmez.” diye konuştu.

Sonuçtan memnun kalmazsanız…

“Sonucundan memnun kalınmayan dolgu işlemlerinde nasıl bir yol izleniyor?” sorusunu yanıtlayan Ozan Seymen Sezen, ”Dolgu işlemleri sonrasında her zaman hayal edilen sonuçlar elde edilemeyebilir.

Hyalüronik asit dolgusu yaptıran ve sonuçtan memnun olmayan hastalarda dolgu eritilerek işlem tekrarlanabilir. Hyalüronik asitin en önemli etkisi bu noktada ortaya çıkıyor. Hyalüronik asiti eritebilen, enjekte edilen bölgeyi eski haline döndürebilen bir andidotu vardır. Bu çok büyük bir avantaj sağlıyor. Uygulanan dolgunun eritilebileceğini bilmek,  hastaya ciddi bir konfor ve güven sağlıyor.” diye ifade etti.

Anatomi bilgisi olmayan kişilere dolgu yaptırmayın!

Dolgu uygulama yöntemleri ve tekniklerinin çok önemli bir konu olduğuna değinen Seymen, ”Dolgu işlemi çok dikkatle ve özenle yapılmalıdır. Anatomi bilgisi olmayan kişiler tarafından uygulanan dolgu işlemleri çok ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.

Uzman olmayan kişiler tarafından yapılan dolgu işlemleri sonrasında yüz bölgesindeki bazı damarlara zarar verilebilir. Normal yapısı bozulan damarlar, yüzdeki beslenmenin aksamasına neden olur. Bundan dolayı dolgu işlemlerinin anatomi bilgisi olan uzman kişilere yaptırılması yerinde bir davranış olacaktır.” şeklinde konuştu.

Hindistan cevizi yağıyla güzellik tüyoları!
False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle