GeriSağlık Diyabet kontrol altına alınmalı!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Diyabet kontrol altına alınmalı!

Diyabet kontrol altına alınmalı!

14 Kasım Dünya Diyabet Günü'nde şeker hastalığı ile ilgili bilinmeyenler...

Her yıl Kasım ayının 14’ü “Dünya Diyabet Günü” olarak kabul edilir. Prof. Dr. Erol Bolu, bu anlamlı günle ilgili yaptığı açıklamada, diyabetin kontrol altına alınamaması durumunda birçok hastalığa sebep olabileceğine dikkat çekti. Erol, hastalıkla ilgili bilinmeyenleri de paylaştı.

Bolu, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, yaşam boyu süren diyabetin (şeker hastalığı) kontrol altına alınmadığı takdirde kalp hastalıkları, böbrek yetmezliği, körlük gibi birçok hastalığa yol açabildiğini bildirdi.

“ Diyabet görülme sıklığı %90 arttı

Toplumda giderek salgın haline gelen diyabet hastalığından korkmak yerine, onu tanımanın ve yaşam tarzını yeniden gözden geçirmenin en doğru adım olduğunu anlatan Prof. Dr. Bolu, şu bilgileri verdi:

"Diyabet sıklığı ülkemizde bu yıl itibarıyla yüzde 16,5'a ulaşmış bulunmaktadır. Bu oranın yüzde 7,5'u yeni tanı konulmuş diyabetik hastalardan oluşmaktadır. Buna göre ülkemizdeki muhtemel diyabetik hasta sayısı da 6,5 milyon civarındadır. Diyabet görülme sıklığı 2010'lu yıllarda 10 yıl öncesine göre yüzde 90 artmıştır."

Doğru tanının konulması için dikkat edilmesi gerekenler

Prof. Dr. Bolu, diyabet hastalığının pankreastan salgılanan insülin hormonunun azlığı, yetersizliği ya da etkinliğinin azalması sonucu ortaya çıkan ve kan şekerinin yüksekliği ile seyreden bir hastalık olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Tanı için açlık kan şekeri önemli bir kriterdir; ama yeterli değildir. Doğru tanının konulması için şu kriterlere dikkat edilmelidir: Çok su içme, çok idrara çıkma gibi yakınmalar ile günün herhangi bir zamanında kan şekerinin 200 mg/dl ve üzerinde olması. Açlık kan şekerinin (en az 8 saat açlığı takiben) 126 mg/dl üzerinde olması.”

Diyabetik hastalarda en çok rastlanan belirtilerin, "çok su içme", "sık idrara çıkma", "çok yemek yeme", "iştahsızlık", "halsizlik", "çabuk yorulma", "ağız kuruluğu", "gece idrara çıkma" olduğunu anlatan Bolu, ayrıca bulanık görme, açıklanamayan kilo kaybı, inatçı enfeksiyonlar, tekrarlayan mantar enfeksiyonları ile kaşıntı şikayetlerinin de belirtiler arasında yer aldığını vurguladı.

Tedavinin ilk ve öncelikli basamağı: Yaşam değişikliği

Prof. Dr. Bolu, obez veya kilolu kişilerde, 45 yaşından itibaren 3 yılda bir tercihen diyabet taraması yapılması gerektiğine dikkati çekerek, “Diyabet için söylenecek en doğru söz, 'ilerleyici ve henüz tam şifası olmadığıdır.' Doğru beslenme ve egzersizi kapsayan bir yaşam değişikliği ise tedavinin ilk ve en öncelikli basamağıdır. Bunun yanı sıra hekimin, hastayı iyi tanıması ve ona göre en uygun yöntem ne ise o tedaviyi uygulaması önemlidir” ifadelerini kullandı.

AA

False