GeriEtkinlikler “Çok iyi anlaşan bir grubuz”
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

“Çok iyi anlaşan bir grubuz”

“Çok iyi anlaşan bir grubuz”

Yüksek Sadakat, Can Bonomo'yu ve şarkısını nasıl yorumladı?

2006 yılında ilk albümünü çıkaran Yüksek Sadakat, Üstümüzden Bir Kuş Geçer ve Kafile gibi şarkılarıyla dikkatleri üzerine çekmiş ve 2011 yılında Eurovision'da Türkiye'yi temsil etmişti. Kutlu Özmakinacı, Serkan Özgen, Kenan Vural, Uğur Onatkut ve Alpay Şat isimlerinden oluşan grup, 3 ay önce Renk Körü adlı albümlerini dinleyicisine sundu. Grup üyeleri, bir araya geliş öykülerini, son albümlerini ve yeni eurovision temsilcimiz Can Bonomo ile ilgili görüşlerini anlattı.

Yollarınız nasıl kesişti, birbirinizi nasıl buldunuz?

Herkesin müzik yolculuğu çok eskiye dayanıyor. Grubun kuruluşu ise 1997 yılında Kutlu ile başlar. Grupta ilk buluşanlar Kutlu ve Uğur. Daha sonra yıllar içinde sırayla Serkan, Alpay ve Kenan eklendi ve “Katil & Maktûl” albüm öncesi son halini aldı.

4 yıl önce solistiniz değişti. Dinleyicinizden tepki aldınız mı o dönem? Alışabildiler mi?

Kenan performansıyla eski vokalimizi dinleyiciye aratmadan çok yumuşak bir geçiş yapmamızı sağladı. Aynı zamanda kişilik özellikleri sayesinde, grup için zor olabilecek bir dönemi hızlı bir şekilde atlatmamıza da yardımcı oldu. Şimdi Kenan ile beraber 2 albümümüz var ve yeni albümümüz Renk Körü’nde Kenan’ın yazıp bestelediği şarkılar var.

Grubunuzda iş dışında ilişkiler nasıldır?

Konser zamanlarında zaten sürekli beraberiz. Biz çok iyi anlaşan ve beraber vakit geçirmekten büyük keyif alan bir grubuz. Konser dışında da görüşürüz. Beraber tatillere çıkarız, yemekler yeriz, konserlere gideriz. Grup son halini almadan önce de bizler müzik camiası içinde birbirlerimizi tanıyorduk ama grup olduktan sonra tabii ki beraber daha çok vakit geçirmeye başladık.

 

“Çok iyi anlaşan bir grubuz”
 

Son albümünüz Renk Körü istediğiniz gibi oldu mu? Hazırlık aşamanızdan ve albüm piyasaya sürüldükten sonra gelen yorumlardan bahseder misiniz?

Renk Körü öncelikle provalarının başlangıcından kayıtların tamamlanmasına kadar geçen sürenin en uzun olduğu albüm oldu. 2009’un Mart ayında başlayan provalar, araya giren projelerin etkisiyle kesintiye uğradı. 2010 yılının son aylarında bitirdiğimiz albüm kayıtları 2011 senesinde tekrar gözden geçirildi ve aynı senenin Temmuz ve Ağustos aylarında Küçük Kral, Onlar Bizi Dinlerler ve En Büyük Aşk şarkılarının kayıtları yapıldı. Kısaca uzun zaman yayılmış bir albüm. Bu bakımdan aradan geçen iki yıl sonunda gurup elemanlarının hayata ve müziğe bakışları ne kadar değiştiyse albüm de kendi içinde böyle bir değişim geçirdi. Yani ilk kaydedilen şarkı ile son kayıttaki şarkıları kıyaslayacak olursa dinleyici, bizim de içinde bulunduğumuz ruh halleri ve bakış açılarını kıyaslama şansını yakalayacaktır.

Bütün bu bilginin ışığında konuşmak gerekirse Renk Körü albümü aslında ismi ile de bir ironi barındıracak kadar renkli bir albüm oldu. Albümün çıkışıyla beraber aldığımız yorumlardan çok memnunuz. Sanıyoruz ki geçen 3 seneye değecek bir albüm çıktı.

Butik mekanlarda sahne almak mı yoksa büyük sahnelerde konser vermek mi sizi daha çok tatmin ediyor?

Konser verilen yerin büyüklüğünün önemi yok bizce. Müzik tesisatının iyi, dinleyicinin coşkulu olduğu her yerde konser vermek tatmin edici. Bizler Türkiye’de büyük sahneleri ancak festivallerde, turnelerde ya da buraya gelen yabancı grupların sahnelerini paylaşırken görebiliyoruz. Büyük kalabalıklara çalmak, şarkıların hep bir ağızdan söylenmesi, bir müzisyen için büyük keyif. Aksi düşünülemez herhalde :)

Eurovision deneyimi olan bir grup olarak, bu yıl Can Bonomo’nun Türkiye’yi temsil etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Şarkıyı nasıl buldunuz?

Biz Can'ın çok isabetli bir seçim olduğunu düşünüyoruz. Öncelikle kendine has bir müzik ile karşımıza çıktı. Kent müziğine iyi bir öneri getirdi. Genç, dinamik ve insanlarla iletişim kurmakta hiç zorlanmayan bir arkadaşımız. Love Me Back de gayet iyi bir parça, yolu açık olsun.

Her zaman söyledik; bu yarışma sadece sahnedeki üç dakika değil. Bu yarışma bir yarış değil. Avrupa Yayın Birliği'nin ortak bir Avrupa ruhu ya da kültürü oluşturmak için düzenlediği bir organizasyon, bir festival. Yer almak güzel, ülkeyi basın toplantılarında, ikili ilişkilerde doğru ve objektif bir şekilde temsil etmek en önemlisi. Oraya gitmek, ülkeyi temsil etme sorumluluğunu üstlenmek bile bizce yeterince büyük bir iştir, cesaret ve sorumluluk işidir. Can'ı şimdiden kutluyoruz.

Röportaj: Hanife Yaşar

False