GeriBebek Sağlığı Bebeklerde besin alerjisi: Neden olur, belirtileri, tanı ve tedavisi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bebeklerde besin alerjisi: Neden olur, belirtileri, tanı ve tedavisi

Bebeklerde besin alerjisi: Neden olur, belirtileri, tanı ve tedavisi

Bebeklerde besin alerjileri sık yaşanan problemlerin başında gelir. Özellikle ek gıdaya geçiş döneminde görülen besin alerjileri tedavi edilmediğinde tehlikeli tablolara dönülebilir. Peki, her bebekte besin alerjisi riski var mı? Bebeklerde besin alerjisi diğer hastalıkları tetikleyebilir mi? Hangi besinler alerjiye yol açar? Alerjiye yatkınlık anne karnında mı başlar? Besin alerjileri nasıl tedavi edilir? İşte bebeklerde besin alerjisi ile ilgili tüm merak edilenler…

Bebeklere ek gıdayla tanıştırmak aileler için heyecanlı bir serüvendir. Ancak bebeğinizin bağışıklık ve sindirim sistemi anne sütü dışındaki yeni başlanacak besinlere karşı alerjik reaksiyon verebilir. Peki, bebeklerde besin alerjisine neden olabilecek yiyecekler hangileridir ve alerjik süreç önlenebilir mi? Konuyla ilgili tüm detayları Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Murat Doğan aktardı.

Uzun yıllar boyunca, alerjik hastalık yönünden risk altındaki bebeklerde gıda alerjisinin önlenmesinde geçerli olan kural; bebeğin bağışıklık ve sindirim sistemleri alerjen ile baş edebilecek kadar geliştiğinde ek gıdalara başlanması şeklindeydi. Yüksek derecede alerjen olabilecek gıdalara başlanmaması veya geç başlanması, böylece alerjik duyarlılığı en aza indirmek için çaba göstermek ana beslenme kuralı idi.

Sıklıkla, en yüksek alerjenik gıdaların başlanması ile ilgili tavsiye, "ne kadar geç olursa o kadar iyi" şeklindeydi. Bu durumun sadece gıdaya değil, daha sonraki yaşamda soluma ve temas alerjisine karşı alerjiyi önleyeceği umuluyordu. Şu anki görüş ise bu düşüncelerden tamamen farklı! Eski düşüncenin tam tersine; erken yaşamda alerjenlere maruz kalmanın, bebeğin bağışıklık sistemi tarafından gerçekten tolere edilebildiği söylenmektedir. Ayrıca erken alerjenlere maruz kalmanın gıdaya karşı alerjik duyarlılığı önleyebileceği veya azaltabileceği düşüncesi yaygındır.

Son yıllarda pediatrik gıda alerjisi yönetimindeki en önemli değişikliklerden biri ise erken bebeklik döneminde gıda alerjisini önleme stratejilerinde olmuştur. Şu anda 4-6 aya kadar sadece anne sütüyle besleme, ardından tamamlayıcı gıdaların bireysel olarak başlatılması önerilir. Hamilelik ve emzirme sırasında annenin sadece kendi alerjenlerinden kaçınmak dışında diyetiyle ilgili herhangi bir kısıtlama yapmasına gerek olmadığı belirtilmektedir. Alerji riski olan bebek birinci derece akrabalarında alerjik bir tanı veya belirti olan çocukları ifade eder. Yani ya anne veya babası ya da kardeşinde alerjik bir olay mevcuttur. Bu alerjik yönden riskli çocuklara ilk 6 ayda anne sütü verilemiyorsa özel formüller verilmek suretiyle alerji riski azaltılmaya çalışılmıştır. Fakat çocuk büyüdükçe bu riskin azalmadığı ve hastalığın devam edebileceği bilinmektedir. Bu amaçla, yeni yaklaşım modelleriyle birlikte probiyotikler ile alerjinin önlenebileceği yönünde kanılar vardır.

Bebekler için alerji riski nasıl anlaşılır?

Alerjik hastalıklar çevre ve genetik yapı ile güçlü ilişki içerisindedir. ESPACI (Avrupa Pediatrik Alergoloji ve Klinik İmmünoloji Derneği) , ESPGHAN (Avrupa Pediatrik Gastroenteroloji, Hepatoloji ve Beslenme Derneği ) ve Amerikan Pediatri Akademisi'nin ortak bildirisi olarak birinci derece akrabalarının en az birisinde alerji tanı almış çocuklar yüksek alerik riskli bebek olarak kabul edilmektedir.

Gıda alerjenlerine duyarlılık, esas olarak yaşamın ilk yılında ortaya çıkar ve inek sütü alerjisi, duyarlı bebeklerde ortaya çıkan ilk gıda alerjisidir. Alerjik ebeveynlerin çocuklarında alerji görülme riski, alerjisi olmayan ailelerin çocuklarına göre önemli ölçüde daha fazladır; genetik faktörlerin astım ve alerjinin % 50-% 70'ini oluşturduğu tahmin edilmektedir. Fakat yine de yaşamın ilk yıllarında atopik hastalık geliştiren pek çok çocuğun ailesinde alerji öyküsü bulunmamaktadır.

Alerjenlerin her çocukta farklı yanıt oluşturmasının ana nedeni vücutta bağışıklık sistemi hücrelerinin yanıtına dayanmaktadır. Bu tamamen alerjenden bağımsız olabilmektedir. Fakat yine de alerjik yanıt oluşturma potansiyeli yüksek ürünlerde vardır.

Besin alerjisi diğer alerjik hastalıklara sebep olur mu?

Eskiden alerjik ilerleme olarak belirtilen ve atopiden sıtmaya ilerlediği düşünülen sürecin önlenmesi için alerjenlerden ne kadar uzak kalınırsa çocukların o kadar güvende olacağı düşünülüyordu. Böylece çocuk ilerde alerjik rinit veya astım olmayacaktı. Çalışmalarda bu kanıtlanamamıştır. Atopisi olan çocuklardan alerjenleri uzak tutmak astımı ve riniti belki önlemeyecektir ama anaflaksiden kesinlikle çocukları koruyacaktır.

Bebeklerde besin alerjisi: Neden olur, belirtileri, tanı ve tedavisi

Alerjiye yatkınlık anne karnında mı başlar mı?

Anne karnındaki bebek aslında anneden farklı bir genetik yapıya sahiptir. Çünkü babadan gelen genleri de taşır. Fakat anne bu yabancı duruma karşı bebeğe herhangi bir karşıt bağışıklık oluşturmaz. Bu durumda bebeğin anne karnında aslında alerjenlere karşı bir şekilde kendini koruyabildiği ve anneyle dost olduğu söylenebilir. Anne karnındaki bebeğin etrafındaki su olan amniyotik sıvıda pek çok alerjen saptanmıştır. Bu alerjenlerin bebekte yanıt oluşturabileceği ve bebeğin doğumdan sonra bunlara karşı aşırı yanıt oluşturmayacağı düşüncesi mevcuttur. Yani bebek amniyotik sıvıdaki alerjenleri yabancı ama zararsız diye kodlayacak doğumdan sonra ise aşırı yanıt oluşturmayacaktır diye düşünülmektedir. Annenin bebekte alerjik yanıtı önleyen antikorları olduğu da düşünülmektedir. Bu antikorlar doğumdan sonra bebekte olmadığından bebek doğumdan sonra alerjik yanıtlar verebilmektedir. Bu da anne karnında annenin yediği besinlere alerjik olmayan çocuğun doğduktan sonra bu koruyucu antikorlar olmadığından anne sütünde dahi alerjik reaksiyonlar oluşmasını açıklamaktadır.  Annede alerji varsa, bebeği için hassas olan bu iç dengede alerjik gelişimden koruyabilmek için mutlaka alerji yapan besinlerden uzak kalması tavsiye edilmektedir. Alternatif güvenilir kaynaklardan tam ve dengeli beslenme sağlamalıdır. Hamilelik sırasında annenin kendi alerjenleri dışındaki herhangi bir yiyecekten kaçınmasının bebeğinin alerjik durumunu iyileştireceğini gösteren hiçbir kanıt yoktur.

Anne alerjikse bebeğini emzirmemeli mi?

Anne sütü, tüm yeni doğan bebekler için ideal beslenme, immünolojik ve fizyolojik besin sağlar. Anne sütünün bileşenleri bebeğin doğal savunmasını güçlendirir ve bağışıklık sisteminin olgunlaşmasını destekler. İlk günlerdeki kolostrum sütü ve sonradan oluşan anne sütündeki antikorların yüzde doksanı, bebek yeterli antikor üretene kadar bebeği korur. Yaklaşık 6 aylıkken kendi koruyucu antikorları artmaya başlar.

Emzirilen bebekte alerjik hastalıkların gelişimi üzerinde emzirmenin etkisi tartışmalı bir konudur. Fakat anne sütünün alerjik hastalıklara karşı koruduğunu gösteren çalışmalara koruma göstermediğini söyleyen çalışmalar olmasına rağmen kıymetlidir. Çünkü anne sütü doğada bebeğin alabileceği en saf ve en güvenilir besindir. Dolayısı ile anne sütü ile beslenmek bebek için tabii ki de kıymetlidir. Burada sorun anne sütü verilemeyen bebeklerin bu konuda nasıl bir risk altında olduğudur. Burada olumsuz çalışmaların kıymeti ortaya çıkmaktadır. Yani anne sütü alamıyorsa bir bebeğin kesinlikle alerjik olacağı söylenemez.

Bebeği alerjik olan bir annenin anne sütünü kesmesi doğru bir yöntem değildir. Her iki durumda da hekimle danışılarak anne sütü teşviki ve yapılacak önlem varsa da birlikte karar alınması en doğru yoldur.

İlk 6 ay boyunca besin alerjisi duyarlılığının önlenmesi mümkün müdür?

Bebeklerde yalnızca anne sütü verilmesine rağmen isteyerek veya kaza ile sadece bir kere formül mama (bebek maması veya inek sütü) verilmesiyle bile bebeklerde alerji riski artabilir. Formül mamaların içeriğindeki inek sütü proteini, bu alerjik sürecin başlatılması için bir kere bağırsaklara girdiğinde geri dönüşümsüz olumsuz yolculuğu başlatabilmektedir. Araştırmalar erken dönemde inek sütü proteinine maruz kalmanın alerji yönünden risk oluşturacağı yönünde yüksek kanıtlar göstermiştir.

Özel durumlar dışında gebelikte veya emzirme döneminde annenin diyet kısıtlaması uygun bulunmamaktadır. Bebekte alerji olmadıkça veya annede ya da babada alerji yoksa diyet kısıtlamasına gerek yoktur.

Mama ile beslenme

Bir bebeğin anne sütü ile beslenmesi her zaman mümkün değildir. Bebek alerji riski altındaysa veya alerjik ise en iyi mama seçimini yapmak son derece önemlidir.

Eğer bir bebekte inek sütü alerjisi belirtisi veya semptomu yoksa, geleneksel bir inek sütü bazlı mamanın bebek beslenmesi için güvenli olduğunu öne sürse de, yüksek alerji riski olan bebeklerde hidrolize mamalar tercih edilmelidir. Çünkü alerji riski yüksek olan bebeklerde hidrolize bebek formüllerinin, geleneksel süt bazlı formüllere kıyasla atopik hastalığın gelişmesine karşı bir koruma ölçüsü sağladığına dair kanıtlar vardır.

Alerjik riski olan bebeklerde eğer anne sütü verilemiyorsa hidrolize mamaların verilmesinin alerji gelişme riskini azalttığı yönünde yayınlar mevcuttur. Bu bebeklere doğrudan inek sütü verilmesi veya normal mamaların kullanılması önerilmemektedir. Burada tam hidrolize mamaları kullanmak ana hedeftir. Yarı hidrolize mamaların atopiyi yani alerjiyi önlediği kanıtlanmamıştır.

Besin alerjisi olan bebekte katı gıdaya geçiş nasıl olmalıdır?

Katı yiyeceklerdeki çoklu alerjenlerin alerjik bebeğe verilmesinin tercihen 6 aylık olana kadar ertelenmesi tavsiye edilir. Uzmanlar, bu yaşa kadar bebeğin olgunlaşmamış sindirim sistemi ve bağışıklık sisteminin duyarlılaşma ve alerji gelişme riskini artırabileceğini öne sürüyorlar. Yaklaşık 4–6 aylıktan itibaren her yiyecek ideal olarak 4 günlük bir süre içinde alerji belirtilerinin gelişmesi ihtimaline karşı bebeğe dikkatle verilmelidir. Karışımdaki her yiyecek bebeğe verilene ve tolere edilene kadar diğer başka yiyeceklerle karıştırılmış olarak verilmemelidir.

Bebeklerde besin alerjileri hayat boyu devam eder mi?

Pek çok çocuk, yiyeceklere karşı erken alerjilerini kendiliğinden aşar. Bu durumlara tek tek değinecek olursak:

İnek sütü alerjisi: Erken inek sütü alerjisi olan çocukların çoğu, 3 yaşına kadar alerjilerini aşar. 1990 yılında yapılan bir araştırmada; inek sütü alerjisi olan bebeklerin% 56'sının 1.yılda, % 77'sinin 2. yılında ve % 87'sinin ise 3.yılda alerjilerini aştığını göstermiştir. Bu iyileşme oranları sonraki yıllarda yapılan çalışmalarda daha düşük bulunmuştur. Özellikle inek sütüne karşı alerji antikoru (inek sütü spesifik IgE) pozitif olan çocuklarda iyileşme daha geç yaşlara (16 yaş) sarkmıştır. Ayrıca astım, atopik rino-konjunktivit (saman nezlesi) ve atopik dermatit (egzama) olan çocukların erken dönem inek sütü alerjisini geçme olasılıklarının daha düşük olduğu bildirilmiştir. Bu da en yüksek alerjik bireylerin en çok kalıcı risk altında olduğunu düşündürmektedir.

Yumurta alerjisi:
Yumurta alerjisi olan bebeklerin % 80'inin 5 yaşına kadar yumurta tüketebildiği bildirilmiştir. Ancak burada da yeni raporlar bu sürenin daha uzun zamanda da oluşabileceğini söylemektedir. Yumurta alerjisi olan çocukların %4'ünün alerjilerini ilk 4 yıl, % 12'sinin ilk 6 yıl, % 37'sinin ilk 10 yıl ve % 68'inin ise 16 yılda iyileşebileceği belirtilmiştir. Yine burada da inek sütünde olduğu gibi alerjik antikor pozitifliği (yumurta spesifik Ig E) , astım ve alerjik rinit varlığı iyileşme sürecini uzatıcı olumsuz faktörlerdir. Çocuğun ileriki zamanda yumurtaya karşı toleransının geliştiği de bilinmektedir. Hayat boyu yumurta alerjisi az olmaktadır.

Kabuklu yemişlere karşı alerji (fındık, fıstık vb): Burada da 6 yaş civarında çoğu düzelmekle birlikte, yer fıstığı alerjisi hayat boyu kalabilmektedir. Ağaçlarda yetişen kabuklu yemişler (ceviz vb.) genelde 4 yaştan sonra tolere edilebilmektedir. Fakat yine de uzman öneri ve eşliğinde alım denemesi yapılmalıdır. Alerjik gıdaya tolerans geliştikçe diyete eklenmesi önemlidir. Bu hem bağışıklık sistemi için önemlidir hem de çocuğun yaşam konforu için mühimdir.

Yeni yaklaşım olarak oral düşük dozlar halinde alıştırma amaçlı alımla intolerans saptanan besinlerin tolerans geliştirilmesine yönelik yaklaşımlar mevcuttur.

Duyarsızlaştırma ve diyete koyma protokolleri

Bazı durumlarda çocuk kendiliğinden alerjiyi aşmamış olsa bile, bir gıda alerjisine karşı duyarsızlaştırma veya tolerans sağlanabilir. Gıda alerjisi yönetimi için önceki direktifler suçlu alerjenden kesinlikle kaçınmayı vurguladığı için bu nispeten yeni bir kavramdır. Şimdi, alerjik çocuğu güvenli bir ortamda ağız yoluyla rahatsız edici alerjene maruz bırakarak ona tolerans uyandıran spesifik duyarsızlaştırma protokolleri geliştirilmektedir. Bunu çocuk alerji uzmanları ve alanında deneyim kazanmış uzmanlar yapmalıdır. Aileler bunu kendi başlarına denememelidirler. Burada yapılan minik oral alımlarla giderek artan ağızdan alımları sağlamak ve alerji oluşumu gerçekleşmeden vücudun alışmasını sağlamaktır. İnek sütü, yumurta ve kabuklu yemişler için hekimlerce hastane ortamında yakın takiplerle uygulanmaktadır.

Çocuklarda mide bulantısını geçirmek için evde neler yapılabilir?
False