GeriEtkinlikler Basketbolun Evcimen Çocuğu Kerem Tunçeri
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Basketbolun Evcimen Çocuğu Kerem Tunçeri

Basketbolun Evcimen Çocuğu Kerem Tunçeri

Kerem Tunçeri baba olmak istiyor.

Basketbolun en iyileri arasına ismini yazdıran, özellikle milli maçlarda yaptığı sürpriz atışlarla en kritik anlarda yüreğimize su serpen Kerem Tunçeri, şimdilerde Disney XD kanalının “Yükseği Hedefle” projesinde çocuklara sesleniyor. Çocuklara başarı ve çalışma konusunda ilham vermeyi amaçlayan Tunçeri ile kariyeri ve özel hayatı üzerine samimi bir röportaj yaptık. İşte sorularımız, işte cevapları…

Basketbol maceranız nasıl başladı? Size “Basketbolcu olmalıyım” dedirten etken neydi?

Babam eski milli basketbolcu ve ağabeyim de aynı şekilde basketbolcu. Ağabeyim benden 5 yaş büyük ve o benden önce basketbola başladı. Ben de babam ve ağabeyimi göre göre basketbola yöneldim. Özellikle babamın evde duran forma ve madalyaları beni çok etkiledi. İster istemez basketbola doğru ilerledim.

Basketbola çok erken yaşta, 5 yaşında başladım. Bu kadar erken başlamamın şöyle bir avantajı oldu: O kadar erken başladım ki, hiç kendi yaşıtlarımla oynayamadım. Hep kendimden büyüklerle ve genellikle ağabeyimin yaşıtlarıyla oynadım. Bunun bana tecrübe konusunda çok getirisi oldu. Kendi yaşıtlarımla oynama zamanım geldiği zaman onlara çok büyük üstünlük kurdum.

Hidayet Türkoğlu ile çocukluk arkadaşıymışsınız. Spor yaşamınızda yer alan böyle ünlü isimler var mı geçmişinizde?

Biz Hidayet’le ilkokuldan beri beraberiz, aynı sınıftaydık. Oradan süregelen bir dostluğumuz var. Artık öyle bir hal oldu ki, kaş-göz işaretlerinden maç içerisinde ya da dışarıda birbirimizi anlıyoruz. Aynı şekilde Ömer Onan öyle, Mehmet Okur öyle. Bunlar hep beraber yetiştiğimiz, çocukluk arkadaşımız. Ama en eski Hidayet’tir. İlkokuldan beri neredeyse bebektik daha. Diğerleriyle 13-14 yaşından beri arkadaşız. 

 

Basketbolun Evcimen Çocuğu Kerem Tunçeri
 

O kadar güzel ki, Hidayet, ben ve Ömer milli takımın ilk 5’inde oynuyoruz. Hakikaten böyle bakışlarla kimin ne yapacağını kimin ne istediğini o anda anlayabiliyoruz. Ben anlıyorum mesela. Ömer’in morali bozuk ve ona bir şey yapıp sayı attırmam lazım ki, onun morali yerine gelsin veya Hidayet oyundan düşmüş bir şey yapmam lazım. Onlar da beni anlıyor. Sinirlendiğim zaman geliyorlar, bir şey söylemeden beni teselli etmeye çalışıyorlar falan. Milli takımın başarısı aslında bu detaylarda saklı. Tecrübeli oyuncuların birlikteliği gençlerin bize olan uyumu bunların hepsi başarıyı getiren şeyler. 

Eğitim hayatınız basketbol tutkunuzdan nasıl etkilendi?

Maalesef etkilendi. Ben 16 yaşında A takımına çıktım. Maalesef Türkiye’de böyle bir yola girdiğin zaman, yol ayrımına giriyorsun ve maalesef ya sporu (hangi branş olursa olsun) ya da okulu tercih etmeye çalışıyorsun. Genellikle veliler (tabii haklı olarak) okula kanalize ediyor çocukları. Çok kötü bir sistem var. İnşallah nasıl olacaksa onu da bilemiyorum bir şekilde bir çare bulunursa, iki tarafı da birlikte yürütebilir gençler.

Ben okulu bırakmadım lise mezunuyum ama öyle bir döneme geldim ki, lise 1’deydim A takıma çıkmışım. Kimseye nasip olmayan bir şey Galatasaray A takımında oynuyorum. Antrenörüm gelmiş geçmiş en iyi antrenörlerden biri çok da sert biri kalkıp “Hocam ben şimdi okula gideceğim idmana gelemem” diyemezdim. 5 yaşından beri basketbolun içinde olan biri olarak en büyük amaçlarımdan biri A takıma çıkıp iyi bir basketbolcu olmak vardı ve onu da yakalamıştım ve okulu tercih edemezdim. Bu bir risk alsında. Çok arkadaşım var basketbolu seçip de iyi basketbolcu olamayan ve okulunu ihmal eden. İnşallah devlet büyüklerimiz bu sisteme bir çare bulur.

Şu andaki kariyer planlamanız ne yönde? Profesyonel anlamda kaç yıl daha devam etmeyi düşünüyorsunuz?

Ben basketbolu çok seviyorum, bir sakatlığım olmazsa oynayabildiğim kadar oynamak istiyorum. Basketbolu bıraktıktan sona bir takıma genel menajer olmayı istiyorum.

Biraz da aile yaşantınıza değinsek…Boş zamanlarınızda eşinizle nasıl vakit geçirmeyi tercih edersiniz?

Genelde evde olmayı tercih ediyoruz ya da sinemaya gitmeyi falan seviyoruz. Çok evcimeniz.

      

Basketbolun Evcimen Çocuğu Kerem Tunçeri
      

Bakımlı bir erkek olduğunuzu dile getirmişsiniz daha önce. Eşiniz bu durumdan memnun olmalı. Buna rağmen ev içinde uzlaşamadığınız konular oluyor mu?

Böyle şeyleri ben dile getirmedim, böyle şeyler söylenmez :) Kulaktan kulağa konuşulan şeyler bunlar. Kendime dikkat ediyorum tabii, eşimde benimle baya bir dalga geçiyor. “Bayandan daha çok süsleniyorsun, kremleniyorsun” falan diyor.

Uzlaşma konusuna gelince, çok didişiriz biz. Didişir, didişir sonra barışırız hep böyle geçiyor hayatımız. O duygularını hiç saklamayan bir insan ve şak diye söylüyor. Ben de söylerim gerçi. O aslan burcu ben de koç burcuyum.

Çocuk sahibi olmayı düşünüyor musunuz?

Eşim evliliğimizin başında pek istemiyordu çocuk sahibi olmayı. Ben ise çok istiyordum. O biraz daha “Evliliğimizi yaşayalım, keyfine varalım” dedi ilk üç sene. Şimdi o da istiyor. İnşallah en kısa zamanda olur.

Zaten çocukları çok seviyorum. Tıpkı son projede olduğu gibi onlara bir şeyler öğretmek ve onlara örnek olmak benim en büyük hedeflerimden biriydi küçükken de. O yüzden de bu projede yer almaktan çok mutluyum. Ağabeyimle kurduğumuz Tunçeri Organizasyonlar diye 5-6 senelik bir basketbol okulumuz var. Çocuklara bir şey öğretmek, onlarla beraber olmak, basketbol bilgilerimi onlarla paylaşmak hep istediğim şeylerdi. Çocukları çok sevdiğim için bu projeyi kabul ettim aslında işin özünde. Bu projede amacım çocuklara basketbolu sevdirmek ve onların birazcık daha hareket etmelerini sağlamak, buna bir katkım olduysa ne mutlu bana. İnşallah etkimiz olmuştur, çocukları biraz hareket ettirmişizdir.

         

Basketbolun Evcimen Çocuğu Kerem Tunçeri
         

Siz ve sizin gibi başarılı isimleri örnek alan ve basketbola gönül vermiş küçük hayranlarınıza bu tutkularının peşinden koşarken neler önerirsiniz?

Çok çalışacaklar, ben basketbolu çok sevdim her şeyim basketboldu. Yemek yiyordum hemen basketbol oynuyordum. İdmana gidip geliyordum sonra hemen tekrar basketbol oynuyordum. Çok çalışıyordum. Başlarda yaşım küçük olduğu için ve kendimden büyüklerle oynadığım için ve biraz da yeteneğim olduğu için belki de çok idman yapmıyordum. Yeteneğimle biraz idare ediyordum. A takıma çıktıktan sonra çalışmanın ne kadar önemli olduğunu gördüm.

Şuan 32 yaşındayım ve bir sürü şey elde ettim ama hala idmanlardan önce sonra kalıp kendim özel idman yapıyorum. Bunlar çok önemli şeyler, belli bir başarıyı hedefliyorsanız bunlar şart. Her sene bir şey öğreniyorsunuz, her antrenörden her oyuncudan bir şey öğreniyorsunuz. “Öğrenmenin yaşı yok” derler ya, ben de hala bir şeyler öğrenmeye çalışıyorum açıkçası.

Röportaj: Hanife Yaşar

Sayın Kerem Tunçeri'ye değerli paylaşımlarından dolayı teşekkür ederiz. 

False